|
FUTBOL TARİHÇESİ
Futbolun
ansiklopedilerdeki
tanımı şöyledir:
11’er kişiden
oluşan iki takım
arasında oynanan
ve oyuncuların,
şişirilmiş bir
topu el ve
kollarını
kullanmadan
rakip kaleye
atmaya
çalışmasına
dayanan oyun.
Dünyada en
yaygın ve en çok
tutulan
sporlardan
biridir.
İngilizce
“football”
“foot” ayak ve
“ball” top
demektir.
Tanımda da
belirtildiği
gibi futbol,
günümüzün en
popüler spor
dalıdır, dahası
kullanılan
malzemelerin
üretimi,stadyumların
inşası ve
televizyon
yayınları ile
büyük bir
endüstridir.Çalışmamız
öncesi
yaptığımız
araştırmada
futbol tarihi
üzerine
Türkçe’de
yeterli kaynak
olmadığını
gördük,bu
nedenle genelde
İngilizce
kaynaklar
kullandık(özellikle
İngilizce web
siteleri).Çalışmamızın
hedefi futbolun
milattan
öncesine uzanan
köklerini
anlatmaktır.
FUTBOLUN KÖKLERİ
Türklerde Futbol
Milli Eğitim
Bakanlığının
yayınladığı
“Futbol-Teknik,Taktik,Eğitim,Öğretim”
kitabına göre bu
spor Orta
Asya’da Türk
uygarlığı ile
başlamıştır.
Yine bu kitapta,
Orta Asya
Türkleri’nin
günümüz
futbolunu bazı
kurallar
eşliğinde
oynadığı eski
eserlerde
belirtilmektedir.”La
Tartarie”(la
tartari) adlı
eserinde, Tsang
şehrinde
kız-erkek karma
takımlarının
futbol
müsabakalarını
seyreden Çinli
Huan,şunları
anlatmaktadır:
“Büyük
tapınakların
avlularında sık
sık ayak topu
müsabakaları
yapılır.Oyun
içinde topa elle
dokunulmaz,ya
ayak ile ya da
baş ile
vurulur.Amaç
topu rakip
kaleye
sokmaktır.Erkekler
gibi savaşmayı
başaran Türk
kadınları,bu
oyunda
mahirdir.”
Orta Asya’daki
Türk Spor
Şenlikleri’ni
Kivişka’da
seyretmiş olan
Çinli Song Ven
de şunları
anlatmıştır:
“Tapınaklara
bağlı spor
kulüpleri sık
sık büyük
bayramlar
düzenliyorlar,üç
gün üç gece
süren bu
bayramlarda
pehlivanlar
güreşir,insanlar
koşar,atlar
koşturulur,ok
atılır ve top
oynanır.”
Kaşgarlı
Mahmut,”Divan-ı
Lügati’t Türk”ün
1.cildinde
Türklerin
yüzyıllar
boyunca top
oyununu
oynadıklarını ve
bu sporu nasıl
yaptıklarını
anlatmıştır.Türkler
futbol oyununa “Tepük”
demişlerdir.Türkçe’deki
“tepmek”
kelimesi,sanırız,bu
kelimeyle
ilişkilidir.
“Timur Tarihi”
adlı kitapta,Tepük’ün
Timurlenk
devrinde de
Türkler arasında
oynandığı
yazılmıştır.İçi
hava ile
doldurulmuş kuzu
derileri(tulum)
top olarak
kullanılmış,oyun
sırasında el
değdirilmeden
kafa ve ayak
vuruşları
yapılmıştır.Bu
oyun özellikle
Timur’un
askerleri
arasında bir
çeviklik idmanı
olarak
değerlendirilmiştir..
Seyit Ali Ekber,478
yıl önce yazdığı
“Hitayetname”
adlı eserinde
futbolun
Türklerin milli
oyunlarından
olduğunu
belirterek
şunları
yazmıştır:
“Top oynamak
Hitay’da ustalar
işidir.Sığır
kursağından top
düzmüşlerdir.Topa
ayakları ile
vururlar,el ile
dokunamazlar.Kuralları
çiğnemek ve
daire dışına
çıkmak
yasaktır.”
Eski Yunan ve
Roma'da Futbol
Eski Yunan’da
futbol için iki
farklı terim
kullanılmıştır:”episkiros”
ve “harpaston”.Yunan
şairi
Homeros,ünlü “Odesa”
sında buna
değinmiştir.M.Ö.100
yıllarında
Sparta’da
belirli kurallar
içinde futbol
oynanmıştır.”Episkiros”
veya “episkires”
özellikle
askerlerin
oynadığı oyunun
adıdır.Bu oyun
çok büyük bir
topla
oynanmıştır.Ama
temel kural
günümüz
futboluyla
aynıdır;iki
taraf topu belli
bir çizgiye veya
yere götürüp
“gol” yapabilmek
için çarpışır.
Eski Yunan’daki
“harpaston” İ.Ö.
2. yüzyılda
Roma’ya “harpastum”
adıyla geçmiştir
ve bu da günümüz
futbolunun esas
kaynağını teşkil
eder.”Harpaston”
eski Yunan’da
“el topu”
anlamına gelir.Harpastum’un
günümüz
futboluna
benzeyişi
şundandır;oyuncular
takımlarında
değişik görevler
alır:hücum,savunma
ve destek.Aynen
bugün olduğu
gibi...Üzerinde
oynanan saha her
iki tarafından
da
işaretlenmiştir
ve gol
olabilmesi için
karşı tarfın
çizgisinden top
ile geçmek
gerekmektedir.
Diğer
Milletlerde
Futbol
Anabritannica’ya
göre futbol
oynandığı
bilinen en eski
tarih,İ.Ö.206
yılıdır ve
Çin’de
oynanmıştır.Çinliler
bu oyuna “Tsu Çu”
yani “deriden
yapılmış topa
ayakla
vurma”demekteydiler.İ.S.500’e
doğru içi kılla
doldurulmuş küre
biçimli toplar
kullanılmaya
başlanmışdı.Topa
vurulurken
ayaklar ve
vücudun el ve
kollar
haricindeki
bölümleri
kullanılabiliyordu.Çin’de
futbol
aristokratların
da yaptığı bir
spordu.İmparator
Sarayı’nın
önünde
oynarlardı ve
gol atmak için
topu küçük bir
delikten
geçirmeleri
gerekirdi.Bu
oyunlara bazen
imparator da
katılırdı.Kadınların
oynadığı futbola
“Denizi geçen
sekiz ölümsüz”
denmekteydi.İsminden
de
anlaşılabileceği
gibi takımlar
sekizer kişiden
oluşmaktaydı.
Japonya’da da
7.yüzyılda
futbola benzeyen
bir oyun
oynanıyordu.14.
yüzyılda
Floransa’da
oynanan “calcio”
(kalsiyo)(İtalyanca’da“tekme”)
günümüzde de
şenliklerde
sürmektedir.
İskoçya’da
12.yüzyıldan
sonra Tövbe
Salısı
geleneksel
futbol oynama
günüydü.
İngiltere’de
Futbol-Modern
Futbolun Doğuşu
İngiltere’de
futbol “mob
futbol”dan (mob:ayak
takımı)
kaynaklanmıştır.Bu
spor kasaba ve
köylerde
festival ve
tatil
zamanları,örneğin
“Tövbe
Salısı”,oynanmaktaydı.Birçok
insan bu oyuna
katılmaktaydı ve
geleneksel bir
tatil
eğlencesiydi ki
hala bazı
köylerde
oynanmaktadır.Fakat
yöneticiler ve
üst sınıf
tarafından kaba
ve adi
bulunmaktaydı.1314’te,2.
Edward futbolun
Londra’da
oynanmasını
yasakladı ve
şöyle bir
bildiri
yayınladı:
“Şehirdeki
gürültüden ve bu
gürültüden
kaynaklanabilecek
şeytanlar
yüzünden,ki bunu
Tanrı
yasaklar,kralın
adına,bu oyunun
oynanmasını
yasaklarız,uymayanlar
tevkif
edilecektir.”
1389’da 2.
Richard futbolu
tekrar yasaklar
ve bunun yerine
okçuluğu önerir.
16.yüzyılda
İngiliz yazar
Stubbes,
“Bağımlılıkların
Anatomisi” adlı
kitabında,futbolun
kıskançlığa,hınca,nefrete
ve düşmanlığa
hatta kavgaya ve
cinayete neden
olduğunu
belirtmiştir.
Başka bir yazar
1583’te futbolun
boyun,bacak ve
kol
kırılmalarına,burun
kanamasına yol
açtığını
belirtmiştir ve
zararlı bir
faaliyet
olduğunu
yazmıştır.
Daha
sonraları,Kral
2.Charles futbol
oynanmasını
serbest
bırakmıştır.Hatta
Albemarle
dükünün ve
kendisinin
uşakları
arasında bir maç
düzenlendiği
anlatılır.Kral
2.Charles’ın
maça katılışı
futbol tarihinde
bir ilktir.
“Mob futbol”
500’e varan
oyuncuyla
oynanırdı.Maç
genelde şehir
meydanında,öğleden
sonra başlardı
ve akşama kadar
devam
ederdi.Kural
yoktu.Maç
sırasında tüm
evler
kepenklerini
indirirdi.
1846 yılına ait
bir “Daily News”
gazetesinde “Shrovetide”
maçından söz
edilmiştir.Anlatılana
göre oyun ,yani
“mob futbol”,bir
savaştan
kaynaklanır.Danlar
İngiltere’yi
işgale gelince
şehirde büyük
bir direnişle
karşılaşırlar ve
bu direniş
Londra’dan
destek gelene
kadar
sürer.Sonuçta
savaşı
İngilizler
kazanır.Dan
kumandanın
kafası kesilir
ve bununla
futbol
oynanır.Anlatılana
göre bu olay
“Tövbe
Salısı”nda
gerçekleşmiştir
ve sonradan
“Tövbe
Salısı”nda
futbol oynamak
gelenek haline
gelmiştir.
İlk futbol
federasyonu
1863’te kolej
mezunu
öğrenciler
tarafından
kuruldu.Bu
birliğe FA yani
Football
Association(Futbol
Birliği) adını
verdiler.Bu isim
günümüzde de
aynen
kullanılmaktadır.Aynı
birlik oyunun
kurallarını
belirledi.1881’de
ise İngiltere
Futbol Ligi
kuruldu.Bu arada
futbol oyununa
ilgi
arttı,futbol
sevgisi
İngilizler
arasında hızla
yayıldı.
1884’te
profesyonelleşme
gündeme
geldi.Profesyonel
Futbol Ligi
karşılaşmaları
1888’de
başladı.İngiltere’den
Avrupa kıtasına
geçen futbol
zamanla bütün
dünyada
benimsendi.
1904’te artık
futbol oldukça
yaygınlaşmıştır.Aynı
yıl Uluslararası
Futbol
Federasyonu
(FIFA)
kurulur.Futbol
ilk defa ,gayri
resmi de olsa,
1900 Olimpiyat
Oyunları’nda yer
alır.İlk dünya
kupası ise
1930’da
Montevideo’da
yapılır ve
Uruguay birinci
olur.
TÜRKİYE'DE
FUTBOL
Türkiye’ye,bugünkü
futbol oyununun
kuralları,saha
ölçüleri vb.
özellikleri ile
eşdeğer olan
futbolun,1890’larda
İzmir’e yerleşen
İngiliz aileleri
tarafından
getirildiği
bilinmektedir.Daha
sonra
İstanbul’daki
azınlıklarca
oynanan oyun
durumunu
almıştır.Ancak
bu oyunun
Türkiye’ye
okullu
öğrencilerce
yerleştirildiği,sevdirildiği
bilinmektedir.1899
yılında Kolejli
Gençler Black
Stockings (siyah
çoraplar)
isminde bir
kulüp
kurmuşlardır.İlk
Türk futbolcusu
“Bobi” takma
adıyla İngiliz
takımlarında
oynayan Fuat
Hüsnü
Kayacan’dır.İlk
futbol kulübü
Galatasaray
1905’te,sonrasında
ise Fenerbahçe
1907’de
kuruldu.1903’te
jimnastik kulübü
olarak kurulan
Beşiktaş ise
1910’da futbolu
da etkinlikleri
arasına
aldı.Kulüp
sayısının
artmasıyla
Futbol Kulüpleri
Birliği
kuruldu.İstanbul
Pazar ve
İstanbul Cuma
Ligleri
oluşturuldu.
Türkiye İdman
Cemiyeti
İttifakı(TİCİ)
içinde 13 Nisan
1923’te
oluşturulan
Futbol
Federasyonu,FIFA
üyeliğine 21
Mayıs 1923’te
kabul
edildi.Türk
Milli Futbol
takımı ilk
maçını 26 Ekim
1923’te Romanya
ile yaptı ve 2-2
berabere
kaldı.Türkiye
futbol ligleri
günümüzdeki
yapısına
kavuşuncaya
değin çeşitli
adlar altında
oynandı.Milli
Küme adı altında
toplanan ve
1937’den 1943’e
değin Maarif
Mükafatı,1944’ten
1951’e değin de
Milli Eğitim
Mükafatı olarak
anılan liglerden
sonra 1959’da
Türkiye Birinci
Ligi
kuruldu.Futbolda
profesyonelliğe
1951’de geçildi.
Türk milli
takımı Dünya
Kupası final
grubuna katılma
hakkını ilk kez
1949’da elde
etti ama ödenek
bulunamadığından
Rio de
Janerio’ya
gidemeyerek 1950
Dünya
Kupası’ndan
elendi.Bu hakkı
ikinci kez elde
ettiği
1954’te,sonradan
kupayı kazanan
Almanya’ya
yenilerek
elendi.
Türkiye’de
Futbol Tarihi
İkinci
Meşrutiyetten
1908′e kadar
Türkiye’de spor
yapmak hem
padişah
yönetiminin
baskısı, hem de
muhafazakarların
tutumu nedeniyle
hemen hemen
olanaksız
gibiydi. Spor
yapanlar o
dönemde ataerkil
bir zihniyetle
ayıplanırdı.
Türkiye’de
modern Beden
Eğitimi öncüsü
Selim Sırrı
Tarcan 1919
yılında beden
eğitimini
geliştirmek
amacıyla bir
salon açmak için
İzmir’e geldi.
Onun bu girişimi
“Sarıklılar”
tabir edilen
aşırı
muhafazakarlar
tarafından
engellendi.
Selim Sırrı
Tarcan salon
açamamasına
rağmen, o
dönemde Vali
Rahmi Bey,
Necati Bey,
Vasıf Çınar
Beyle görüştü.
Tarcan’ın spor
sevgisi aşısı
sonucu Rum ve
Ermeniler ile
diğer azınlığın
etkinliği
nedeniyle artık
Türk gençleri
spor yapma
gereğini
duyuyorlardı.
Türkiye’de ilk
kez futbol Rum
ve Ermeniler ile
İngiliz ve
İtalyanlar
tarafından 1898
yılında
oynanmağa
başlandı. 1905
yılında Amerikan
Kollejinde
öğrenim yapan
sayın Talat
Erboy orada
okuyan iki
arkadaşı Şerif
Remzi Reyent,
Sabri
Süleymanoviç ile
birlikte yabancı
öğrenciler ile
futbol oynamağa
başladı. Ne
yazık ki bu üç
Türk genci
İstibdat
devrinin
karanlık
günlerinde Kamil
Paşanın baskısı
sonucu Amerikan
Kolejinden
çıkarıldı. Talat
Erboy okumak
üzere
İngiltere’ye
gönderildi. 2
yıl İngiltere’de
kalan Erboy
futbolun beşiği
sayılan büyük
Britanya’da
futbolunu
geliştirdi. Aynı
tarihte sayın
Adnan
Menderes’in
eniştesi sayın
Nejat Evliyazade
de futbol
oynuyordu. O da
Belçika’ya 2 yıl
için öğrenime
gönderildi.
Nejat Evliyazade
Belçika’da
futbol oynayan
ilk Türk
futbolcusudur.[kaynak
belirtilmeli]
Türkiye’de ilk
futbol tüzüğünü
İngilizce den
tercüme edenler
ise Türkiye
Şeker
Fabrikaları
Genel
Müdürlüğü’nü
yapan Baha Esat
Tekant Bey,
Talat Erboy Bey
ve Nejat
Evliyazade Bey
oldular. [1]
Belgesel
kayıtlara göre
1905 yılında
futbola başlayan
Talat Erboy,
Sabri
Süleymanoviç,
Şerif Remzi
Reyent, Nejat
Evliyazade ilk
Türk
futbolcularıdır.
1908 yılında
ikinci
Meşrutiyat ilan
edilince
istibdat dönemi
bitti. Türk
gençleri futbol
oynamaya
başladılar. 1908
yılından sonra
futbol Türk
okullarına da
girdi. Sultani
mektebinde
okuyan
öğrenciler Okul
Müdürü sayın
Şükrü Saraçoğlu,
Okul Müdür
Muavini sayın
Baha Esat
Tekant’ın daha
sonra Şark
İdadisinde
(Mektebinde)
Necati Bey,
sayın Vasıf
Çınar’ın teşviki
ile futbol
gelişmeye
başladı.
Okuldan sonra
öğrenciler kendi
aralarında
futbol oynamağa
başladılar.
15-16 yaşlarında
olan Talat
Erboy’la, Nejat
Evliyazade,
Sabri
Süleymanoviç,
Kemal Tahsin
Soydam, Hasan
Tahsin Soydam,
Şimendiferci
lakabıyla anılan
Rıfat İyison,
Mazlum Bey,
Hüsnü Bey Çakır
Kemal Bey
futbolcu olarak
futbol tarihine
isimlerini
yazdırdılar.
991′den 2002′ye
1991′de Akdeniz
Oyunları’nda
finale çıkan
genç nesil Türk
Futbol
Tarihi’nde milat
oldu. 1992
Avrupa Futbol
Şampiyonası
elemelerinde
son, 1994 FIFA
Dünya Kupası
elemelerinde 5.
torba olan milli
takım, bu
nesille birinci
torbaya kadar
yükseldi.
Akdeniz Oyunları
finalinde Türk
Ümit Milli
Futbol Takımı
sonradan 2006
FIFA Dünya
Kupası’nı
kaldıran
İtalya’ya
elendi.
Oyuncuları A
milli takıma
yükselen bu
nesille Fatih
Terim teknik
direktörlüğünde
takım Avrupa
Futbol
Şampiyonası
elemelerinde
İsviçre ve
İsveç’i 2-1
yendi; İsveç’i
saf dışı
bırakarak
1996′da
İngiltere’de
düzenlenen
Avrupa Futbol
Şampiyonası’na
katılmaya hak
kazandı. Türk
Milli Takımı
turnuvada
Hırvatistan,
Danimarka ve
Portekiz ile
aynı grupta yer
aldı.
Hırvatistan’a
son dakikalarda
yediği golle
yenilen milli
takım Portekiz’e
1-0 ve
Danimarka’ya 3-0
mağlup oldu.
Turnuvada hiç
gol atamayan ve
hiç puan
alamayan Türk
Milli Takımı ilk
kez katıldığı
Avrupa
Şampiyonası’ndan
umduğunu
bulamayarak
döndü. 1998 FIFA
Dünya Kupası
elemelerinde
grupta Hollanda
ve Belçika’nın
ardından üçüncü
olan takım
turnuvaya gitme
şansını son
maçlarda
kaybetti.
Mustafa Denizli
yönetiminde Euro
2000
elemelerinde
Almanya’nın
ardından grup
ikincisi olarak
play-off
maçlarına kaldı.
Play-offlarda
İrlanda’nı 1-1
ve 0-0′lık
sonuçlarla
eleyerek Belçika
ve Hollanda’nın
ortaklaşa
düzenlediği 2000
Avrupa Futbol
Şampiyonası’na
katılmaya hak
kazandı. Türk
Milli Takımı B
Grubu’nda İsveç,
İtalya, Belçika
ile eşleşti. İlk
maçta İtalya’ya
2-1 kaybeden
milliler,
gruptaki ikinci
maçında İsveç
ile golsüz
berabere kaldı.
Gruptan çıkan
takımı
belirleyecek son
maçta ev sahibi
Belçika’yı Hakan
Şükür’ün attığı
2 golle deviren
Türk Milli
Takımı
İtalya’nın
ardından ikinci
olmayı başardı
ve futbolda
tarihinde ilk
defa bir
uluslararası
organizasyonda
çeyrek finale
yükseldi. Çeyrek
finalde Portekiz
ile eşleşen
milliler
rakibine 2-0′lık
sonuçla
yenilerek
turnuvaya veda
etti.
Dünya Üçüncüsü
Türkiye
2002 FIFA Dünya
Kupası
elemelerinde
Şenol Güneş
yönetiminde
İsveç’in
ardından ikinci
olan milliler
kupaya gitme
hakkını da play-off’larda
Avusturya’ya 1-0
ve 5-0′lık
sonuçlarla
üstünlük
sağlayarak
kazanan
ay-yıldızlılar,
tarihinin en
büyük başarısını
bu turnuvada
elde etti.
Temelini 1991
yılındaki
Akdeniz
Oyunları’nda
ikinci olan
futbolcuların
oluşturduğu
takım Brezilya,
Kosta Rika ve
Çin ile birlikte
C Grubu’nda yer
aldı. Grup
maçlarını
Kore’de oynayan
Ayyıldızlılar
ilk maçında
Brezilya
karşısında Hasan
Şaş’ın attığı
golle öne
geçmesine rağmen
karşılaşmayı 2-1
kaybetti. İkinci
maçında da Kosta
Rika ile 1-1
berabere kalan
milliler, grubun
son maçında
Çin’i 3-0
yenerek gruptan
ikinci olarak
çıkmayı başardı.
2.Tur’da ev
sahiplerinden
biri olan
Japonya’yı Ümit
Davala’nın
attığı golle 1-0
geçen ekip,
çeyrek finalde
turnuvada Fransa
ve İsveç gibi
takımları yenen
Senegal ile
eşleşti. Türk
Milli Takımı
karşılaşmayı
İlhan Mansız’ın
attığı altın
golle 1-0
kazandı.
Sonradan kupayı
kazanacak olan,
grupta
karşılaştığı ve
kaybettiği
Brezilya’ya yarı
finalde grupta
olduğu gibi gene
kaybeden Türk
Milli Takımı
Güney Kore’yi
3-2 yenerek
Dünya Üçüncüsü
oldu. Üçüncülük
maçında Hakan
Şükür maçın
başlamasından
10.8 saniye
sonra attığı
golle Dünya
Kupası tarihinin
en hızlı golünü
attı ve tarihe
geçti. Kupanın
ardından
turnuvanın en
iyi
oyuncularının
oluşturduğu all-star
kadrosuna Rüştü
Reçber, Alpay
Özalan ve Hasan
Şaş seçildi.
TAKTİKSEL
GELİŞMELER
Futbolda usta
oyuncuların top
sürmesi ve
çalımla
rakiplerinden
sıyrılması göze
hoş gelmekle
birlikte,futbol
temelde takım
oyunudur.Oyuncuların
paslaşmaları ve
oyun taktiği çok
önemlidir.Bu
nedenle futbol
oyununa ilişkin
birçok taktik
geliştirilmiştir.1930’larda
Arsenal takımı
menajeri Herbert
Chapman,santrhafı
geriye çekerek
üçüncü bek
durumuna
getirdi.İlerde
de beş yerine
dört forvet
oyuncusu
bıraktı.Bu
sisteme WM
denir.İtalya’da
geliştirilen
Catenaccio
sisteminde
savunma
dörtlüsünün
gerisinde
sanumanın
gediklerini
kapatmak üzere
“libero” denen
bir oyuncu daha
bulundurulur.Her
iki sistemde de
hızlı bir
konratak (karşı
hücum) için
sağlam bir
savunma
öngörülür.Oyun
sistemleri
oyuncuların
sahaya
dizilişleriyle
de anılır.En
eski oyun
sistemi,2-3-5
(yani iki bek,üç
orta saha
oyuncusu ve beş
forvet)
dizilişiyle
belirtilirdi.Brezilyalıların
geliştirdiği
4-2-4 uzun
yıllar yaygın
biçimde
uygulanmıştır.Bu
sistem,savunma
ya da hücumu
güçlendirmek
amacıyla zaman
zaman
değiştirilerek
4-3-3 ya da
4-4-2’ye
dönüştürülmüştür.
Futbolun
Dünyadaki
gelişimi ise
şöyle
gösterilebilir:
1841 - Futbol
topunun tam bir
küre biçiminde
olmasının kabulü
1800'lü yıllarda
bir futbol topu
1848 -
"Cambridge
kuralları" adı
altında futbol
kuralları
toplanmış ve bu
kurallarla ilk
futbol maçı
Cambridge'de
ögrenciler
arasında ilk
futbol maçının
oynanması.
1855 - Bir
İngiliz
takımının ilk
kez yurt dışına
çıkarak futbol
oynaması ve
böylece
Almanya'da
futbolun
temelini atması.
1857 -
İngiltere'de ilk
futbol kulübü
Sheffield
Club'in
kurulması.
1863 - İngiltere
Futbol
Federasyonu'nun
ve böylece
modern futbolun
doğuşu.
1870 -
Portekiz'de
oturan
İngilizlerin
burada futbolu
yaymaya
başlamaları.
1871 - "Kral
Kupası" veya
"İngiltere
Federasyon
Kupası" nın
başlaması

1893 FA Kupası
Final maçında
kullanılan top
Wolves 1 -
Everton 0
1872 -
"İngiltere-Iskoçya"
: ilk milli maç.
1875 - Kalelere
üst direk
konulması ve
topa kafayla
vurulmasına izin
verilmesi
1876 - Korner
kuralının kabulü
1879 -
Glasgow'dan
Darwen'e para
teklifiyle
futbolcu
getirilerek
profesyonellik
yolunun
açılması.
1882 - Futbol
kurallarında
değişiklik
yapmaya yetkili
"International
Board"un
kurulması
1885 -
Profesyonelliğin
İngiltere'de
resmen kabulü
1886 - Ofsayt
kuralının kabulü
1889 - Danimarka
ve Hollanda'da
futbol
federasyonlarının
kurulması
1890 - Futbol
maçlarında tam
yetkinin
hakemlere
verilmesi
1891 -
Penaltının
kabulü
1893 -
Amerika'da ilk
futbol
federasyonunun
Arjantin'de
kurulması
1895 -
İngiltere'de
bayanların ilk
futbol maçını
oynaması
1899 - Sürenin
90 dakika,
ölçülerin 118.4
x 91.4 olarak
belirlenmesi
1901 - Sheffield
United -
Tottenham
Hotspur
federasyon
kupası finalini
110.802 kişinin
izlemesi.
1902 - İngiltere
dışında oynanan
ilk milli maçta
Avusturya'nın
Macaristan'ı 5-0
yenişi.
1903 - Averajın
kabulü
1904 - Belçika,
Fransa,
Danimarka,
Hollanda,
İspanya, İsveç,
İsviçre'nin
FIFA'yı kurması
1906 - Kıtalar
arasi ilk milli
maçta Güney
Afrika'nın
Brezilya'yı
Brezilya'da 5-0
yenişi.
1907 - Kendi
sahasında
bulunan bir
futbolcunun
ofsayt
sayılmamasının
kabulü
1908 - Londra
Olimpiyat
Oyunları'nda
futbolun ilk kez
olimpiyat
oyunlarında yer
alması.
Futbolun
Türkiye'ye
Gelişi
Modern futbolun
İngiltere'den
çıkarak
yayılması
sırasında
Osmanlı
İmparatorluğunun
belli başlı
ticaret
limanlarındaki
kentlere
yerleşen
İngilizler
futbolu ülkemize
sokan kişiler
olmuşlardır.
İstanbul, İzmir,
Selanik futbolun
oynandığı ilk 3
şehir olmuştur.
Buralarda
İngilizler
futbol oynarken
Rumlar da onlara
katılmışlar ve
hem futbol
oynayanlar hem
de takımlar
önemli sayıda
artmıştır.
Osmanlı
topraklarında
ilk futbol
maçının 1875'te
Selanik'te
oynandığı
bilinmektedir.
1877 yılında ise
İzmir'in Bornova
çayırlarında
futbol maçları
yapılmıştır.
Ancak, bu
sıralarda
Müslüman
gençlerin futbol
oynamaları hoş
karşılanmayacağı
için. Türklerin
futbol
oynamaları için
biraz daha süre
geçmesi
gerekmiştir.
İzmir'de ilk
futbol kulübü
1984 yılında
İngilizler
tarafından
kurulmuş ve adı
"Football Club
Smyrna"
olmuştur.
İstanbul'da
futbol oynanmaya
başlanması ise
ancak 1895
yılında Kadıköy
ve Moda'da
olmuştur.
İzmir'den
İstanbul'a göçen
İngilizler
burada futbol
oynamışlardır.
Buradaki
Rumlarda futbola
merak
sarmışlardır ve
futbol
İstanbul'da çok
büyük bir hızla
yayılmıştır
Football Club
Smyrna
Futbol oynayan
ilk Türk 1898
yılında İzmir'de
İngilizlerle
beraber oynayan
Selim Sırrı
Tarcan olmuştur.
Ancak kendisine
"İlk Türk
futbolcusu"
diyemeyiz. İlk
Türk futbolcusu
Fuat Hüsnü
Bey'dir.
İstanbul'da
futbolu
İngilizlerden
görerek merak
salan Fuat Hüsnü
Bey, daha sonra
arkadaşlarını
ikna ederek ilk
Türk futbol
takımını
kurmuştur. "Black
Stocking" adı
alan takım
Rumlarla bir maç
yapmış ve bu
maçı 5-1
kaybetmiştir.
Kaçabilenler
kaçmış,
kaçamayanlar
yakalanmıştır ve
böylece ilk
futbol takımının
ömrü uzun
olmamıştır. Fuat
Hüsnü Bey daha
sonra
İngilizlerin
kurduğu Kadıköy
takımında "Bobby"
takma adıyla
oynamıştır.
"Black
Stockin"
takımının
başarısızlığından
sonra Türkler
uzun süre
oynayamamışlardır.
Ancak, kimse de
bu oyunun
cazibesinden
kendilerini
kurtaramamışlerdı.
Türkiye'de
kurulan
kulüplerin hemn
hemen hepsi
futbol kulübü
olarak
kurulmuştur. Bir
önemli istisna
"Beşiktaş
Jimnastik
Kulübüdür"dür.
İlk futbol
kulübü ise
"Galatasaray"dır.
Ve güzide
kulüplerimiz ...
BEŞİKTAŞ
JİMNASTİK KULÜBÜ
1903 yılında
"Beşiktaş
Bereket
Jimnastik
Kulübü" adıyla
kuruldu.
Barfiks,
paralel, halter,
güreş, boks ve
aletli
jimnastik,
eskrim
dallarında
faaliyet
göstermişlerdir.
Bir süre sonra
adı "Beşiktaş
Osmanlı
Jimnastik
Kulübü"
olmuştur.
Futbolun
oynanması ise
1910'lu yıllarda
başlamıştır.
Önceleri
Kırmızı-Beyaz
olan renkleri
daha sonra
Siyah-Beyaz
olarak
değiştirilmiştir.
Çeşitli dallarda
büyük başarılar
kazanmasına
rağmen Beşiktaş
futbolda 1920'li
yıllarda aldığı
seri başarılarla
adını
duyurmuştur.
GALATASARAY SPOR
KULÜBÜ
Mekteb-i Sultani
(Galatasaray
Lisesi)
ögrencileri
tarafindan
1905'te
kurulmuştur. İlk
başlarda
Kırmızı-Beyaz
renkleri seçen
Galatasaray,
daha sonra
Sarı-Siyah ve
son olarak da
Sarı-Kırmızı
renklerle sahaya
çıkmıştır. İlk
maçını Barhau
İngiliz
gemisiyle yapan
Galatasaray
1906-1907
sezonunda
İstanbul Futbol
Ligine
katılmıştır.
1908-1909
sezonunda da bu
ligde şampiyon
olmuştur. 1911
yılında Romanya
ve Macaristan'a
giderık yurt
dışında Türk
futbolunu temsil
eden ilk takım
olmuştur.
Bükreş'te Bükreş
karmasını 11-1
yenmiştir.
FENERBAHÇE SPOR
KULÜBÜ
1907'de
Kadıköy'de
kurulmuştur. İlk
olarak
Sarı-Beyaz
renkleri seçen
Fenerbahçe daha
sonra
Sarı-Lacivert
renkleri
kullanmıştır.
1908-1909
sezonunda
İstanbul Ligine
katılan
Fenerbahçe ilk
şampiyonluğunu
1911-1912
sezonunda
kazanmıştır.
İşgal yıllarında
düşman
askerlerin
takımlarına
karşı aldığı
başarılarla
gönüllerde taht
kuran Fenerbahçe
Galatasaray'la
birlikte en çok
taraftara sahip
iki takımdan
biri olmuştur.
KAYNAKÇA :
Anabritannica,
9. Cilt Syf.
205-206, Atilla
Ferah,Futbol,Teknik,
Taktik,Eğitim,Öğretim
,MEB
Yayınları,1986,
William Londes,The
Story Of
Football,Tharsons
Publishers,1952,
|