FUTBOL TARİHÇESİ
Futbolun ansiklopedilerdeki
tanımı şöyledir:
11’er kişiden oluşan iki
takım arasında oynanan ve oyuncuların, şişirilmiş bir topu
el ve kollarını kullanmadan rakip kaleye atmaya çalışmasına
dayanan oyun. Dünyada en yaygın ve en çok tutulan sporlardan
biridir.
İngilizce “football”
“foot” ayak ve “ball” top demektir.
Tanımda da belirtildiği gibi
futbol, günümüzün en popüler spor dalıdır, dahası kullanılan
malzemelerin üretimi,stadyumların inşası ve televizyon
yayınları ile büyük bir endüstridir.Çalışmamız öncesi
yaptığımız araştırmada futbol tarihi üzerine Türkçe’de
yeterli kaynak olmadığını gördük,bu nedenle genelde
İngilizce kaynaklar kullandık(özellikle İngilizce web
siteleri).Çalışmamızın hedefi futbolun milattan öncesine
uzanan köklerini anlatmaktır.
FUTBOLUN KÖKLERİ
Türklerde
Futbol
Milli Eğitim Bakanlığının
yayınladığı “Futbol-Teknik,Taktik,Eğitim,Öğretim” kitabına
göre bu spor Orta Asya’da Türk uygarlığı ile başlamıştır.
Yine bu kitapta, Orta Asya Türkleri’nin günümüz futbolunu
bazı kurallar eşliğinde oynadığı eski eserlerde
belirtilmektedir.”La Tartarie”(la tartari) adlı eserinde,
Tsang şehrinde kız-erkek karma takımlarının futbol
müsabakalarını seyreden Çinli Huan,şunları anlatmaktadır:
“Büyük tapınakların
avlularında sık sık ayak topu müsabakaları yapılır.Oyun
içinde topa elle dokunulmaz,ya ayak ile ya da baş ile
vurulur.Amaç topu rakip kaleye sokmaktır.Erkekler gibi
savaşmayı başaran Türk kadınları,bu oyunda mahirdir.”
Orta Asya’daki Türk Spor
Şenlikleri’ni Kivişka’da seyretmiş olan Çinli Song Ven de
şunları anlatmıştır:
“Tapınaklara bağlı spor
kulüpleri sık sık büyük bayramlar düzenliyorlar,üç gün üç
gece süren bu bayramlarda pehlivanlar güreşir,insanlar
koşar,atlar koşturulur,ok atılır ve top oynanır.”
Kaşgarlı Mahmut,”Divan-ı
Lügati’t Türk”ün 1.cildinde Türklerin yüzyıllar boyunca top
oyununu oynadıklarını ve bu sporu nasıl yaptıklarını
anlatmıştır.Türkler futbol oyununa “Tepük” demişlerdir.Türkçe’deki
“tepmek” kelimesi,sanırız,bu kelimeyle ilişkilidir.
“Timur Tarihi” adlı kitapta,Tepük’ün
Timurlenk devrinde de Türkler arasında oynandığı
yazılmıştır.İçi hava ile doldurulmuş kuzu derileri(tulum)
top olarak kullanılmış,oyun sırasında el değdirilmeden kafa
ve ayak vuruşları yapılmıştır.Bu oyun özellikle Timur’un
askerleri arasında bir çeviklik idmanı olarak
değerlendirilmiştir..
Seyit Ali Ekber,478 yıl önce
yazdığı “Hitayetname” adlı eserinde futbolun Türklerin milli
oyunlarından olduğunu belirterek şunları yazmıştır:
“Top oynamak Hitay’da
ustalar işidir.Sığır kursağından top düzmüşlerdir.Topa
ayakları ile vururlar,el ile dokunamazlar.Kuralları çiğnemek
ve daire dışına çıkmak yasaktır.”
Eski Yunan ve Roma'da Futbol
Eski Yunan’da futbol için
iki farklı terim kullanılmıştır:”episkiros” ve “harpaston”.Yunan
şairi Homeros,ünlü “Odesa” sında buna değinmiştir.M.Ö.100
yıllarında Sparta’da belirli kurallar içinde futbol
oynanmıştır.”Episkiros” veya “episkires” özellikle
askerlerin oynadığı oyunun adıdır.Bu oyun çok büyük bir
topla oynanmıştır.Ama temel kural günümüz futboluyla
aynıdır;iki taraf topu belli bir çizgiye veya yere götürüp
“gol” yapabilmek için çarpışır.
Eski Yunan’daki “harpaston”
İ.Ö. 2. yüzyılda Roma’ya “harpastum” adıyla geçmiştir ve bu
da günümüz futbolunun esas kaynağını teşkil eder.”Harpaston”
eski Yunan’da “el topu” anlamına gelir.Harpastum’un günümüz
futboluna benzeyişi şundandır;oyuncular takımlarında değişik
görevler alır:hücum,savunma ve destek.Aynen bugün olduğu
gibi...Üzerinde oynanan saha her iki tarafından da
işaretlenmiştir ve gol olabilmesi için karşı tarfın
çizgisinden top ile geçmek gerekmektedir.
Diğer Milletlerde Futbol
Anabritannica’ya göre futbol
oynandığı bilinen en eski tarih,İ.Ö.206 yılıdır ve Çin’de
oynanmıştır.Çinliler bu oyuna “Tsu Çu” yani “deriden
yapılmış topa ayakla vurma”demekteydiler.İ.S.500’e doğru içi
kılla doldurulmuş küre biçimli toplar kullanılmaya
başlanmışdı.Topa vurulurken ayaklar ve vücudun el ve kollar
haricindeki bölümleri kullanılabiliyordu.Çin’de futbol
aristokratların da yaptığı bir spordu.İmparator Sarayı’nın
önünde oynarlardı ve gol atmak için topu küçük bir delikten
geçirmeleri gerekirdi.Bu oyunlara bazen imparator da
katılırdı.Kadınların oynadığı futbola “Denizi geçen sekiz
ölümsüz” denmekteydi.İsminden de anlaşılabileceği gibi
takımlar sekizer kişiden oluşmaktaydı.
Japonya’da da 7.yüzyılda
futbola benzeyen bir oyun oynanıyordu.14. yüzyılda
Floransa’da oynanan “calcio” (kalsiyo)(İtalyanca’da“tekme”)
günümüzde de şenliklerde sürmektedir. İskoçya’da
12.yüzyıldan sonra Tövbe Salısı geleneksel futbol oynama
günüydü.
İngiltere’de Futbol-Modern
Futbolun Doğuşu
İngiltere’de futbol “mob
futbol”dan (mob:ayak takımı) kaynaklanmıştır.Bu spor kasaba
ve köylerde festival ve tatil zamanları,örneğin “Tövbe
Salısı”,oynanmaktaydı.Birçok insan bu oyuna katılmaktaydı ve
geleneksel bir tatil eğlencesiydi ki hala bazı köylerde
oynanmaktadır.Fakat yöneticiler ve üst sınıf tarafından kaba
ve adi bulunmaktaydı.1314’te,2. Edward futbolun Londra’da
oynanmasını yasakladı ve şöyle bir bildiri yayınladı:
“Şehirdeki gürültüden ve bu
gürültüden kaynaklanabilecek şeytanlar yüzünden,ki bunu
Tanrı yasaklar,kralın adına,bu oyunun oynanmasını
yasaklarız,uymayanlar tevkif edilecektir.”
1389’da 2. Richard futbolu
tekrar yasaklar ve bunun yerine okçuluğu önerir.
16.yüzyılda İngiliz yazar
Stubbes, “Bağımlılıkların Anatomisi” adlı kitabında,futbolun
kıskançlığa,hınca,nefrete ve düşmanlığa hatta kavgaya ve
cinayete neden olduğunu belirtmiştir.
Başka bir yazar 1583’te
futbolun boyun,bacak ve kol kırılmalarına,burun kanamasına
yol açtığını belirtmiştir ve zararlı bir faaliyet olduğunu
yazmıştır.
Daha sonraları,Kral
2.Charles futbol oynanmasını serbest bırakmıştır.Hatta
Albemarle dükünün ve kendisinin uşakları arasında bir maç
düzenlendiği anlatılır.Kral 2.Charles’ın maça katılışı
futbol tarihinde bir ilktir.
“Mob futbol” 500’e varan
oyuncuyla oynanırdı.Maç genelde şehir meydanında,öğleden
sonra başlardı ve akşama kadar devam ederdi.Kural yoktu.Maç
sırasında tüm evler kepenklerini indirirdi.
1846 yılına ait bir “Daily
News” gazetesinde “Shrovetide” maçından söz
edilmiştir.Anlatılana göre oyun ,yani “mob futbol”,bir
savaştan kaynaklanır.Danlar İngiltere’yi işgale gelince
şehirde büyük bir direnişle karşılaşırlar ve bu direniş
Londra’dan destek gelene kadar sürer.Sonuçta savaşı
İngilizler kazanır.Dan kumandanın kafası kesilir ve bununla
futbol oynanır.Anlatılana göre bu olay “Tövbe Salısı”nda
gerçekleşmiştir ve sonradan “Tövbe Salısı”nda futbol oynamak
gelenek haline gelmiştir.
İlk futbol federasyonu
1863’te kolej mezunu öğrenciler tarafından kuruldu.Bu
birliğe FA yani Football Association(Futbol Birliği) adını
verdiler.Bu isim günümüzde de aynen kullanılmaktadır.Aynı
birlik oyunun kurallarını belirledi.1881’de ise İngiltere
Futbol Ligi kuruldu.Bu arada futbol oyununa ilgi
arttı,futbol sevgisi İngilizler arasında hızla yayıldı.
1884’te profesyonelleşme
gündeme geldi.Profesyonel Futbol Ligi karşılaşmaları 1888’de
başladı.İngiltere’den Avrupa kıtasına geçen futbol zamanla
bütün dünyada benimsendi.
1904’te artık futbol oldukça
yaygınlaşmıştır.Aynı yıl Uluslararası Futbol Federasyonu (FIFA)
kurulur.Futbol ilk defa ,gayri resmi de olsa, 1900 Olimpiyat
Oyunları’nda yer alır.İlk dünya kupası ise 1930’da
Montevideo’da yapılır ve Uruguay birinci olur.
TÜRKİYE'DE FUTBOL
Türkiye’ye,bugünkü futbol
oyununun kuralları,saha ölçüleri vb. özellikleri ile eşdeğer
olan futbolun,1890’larda İzmir’e yerleşen İngiliz aileleri
tarafından getirildiği bilinmektedir.Daha sonra
İstanbul’daki azınlıklarca oynanan oyun durumunu
almıştır.Ancak bu oyunun Türkiye’ye okullu öğrencilerce
yerleştirildiği,sevdirildiği bilinmektedir.1899 yılında
Kolejli Gençler Black Stockings (siyah çoraplar) isminde bir
kulüp kurmuşlardır.İlk Türk futbolcusu “Bobi” takma adıyla
İngiliz takımlarında oynayan Fuat Hüsnü Kayacan’dır.İlk
futbol kulübü Galatasaray 1905’te,sonrasında ise Fenerbahçe
1907’de kuruldu.1903’te jimnastik kulübü olarak kurulan
Beşiktaş ise 1910’da futbolu da etkinlikleri arasına
aldı.Kulüp sayısının artmasıyla Futbol Kulüpleri Birliği
kuruldu.İstanbul Pazar ve İstanbul Cuma Ligleri oluşturuldu.
Türkiye İdman Cemiyeti
İttifakı(TİCİ) içinde 13 Nisan 1923’te oluşturulan Futbol
Federasyonu,FIFA üyeliğine 21 Mayıs 1923’te kabul
edildi.Türk Milli Futbol takımı ilk maçını 26 Ekim 1923’te
Romanya ile yaptı ve 2-2 berabere kaldı.Türkiye futbol
ligleri günümüzdeki yapısına kavuşuncaya değin çeşitli adlar
altında oynandı.Milli Küme adı altında toplanan ve 1937’den
1943’e değin Maarif Mükafatı,1944’ten 1951’e değin de Milli
Eğitim Mükafatı olarak anılan liglerden sonra 1959’da
Türkiye Birinci Ligi kuruldu.Futbolda profesyonelliğe
1951’de geçildi.
Türk milli takımı Dünya
Kupası final grubuna katılma hakkını ilk kez 1949’da elde
etti ama ödenek bulunamadığından Rio de Janerio’ya
gidemeyerek 1950 Dünya Kupası’ndan elendi.Bu hakkı ikinci
kez elde ettiği 1954’te,sonradan kupayı kazanan Almanya’ya
yenilerek elendi.
Türkiye’de Futbol Tarihi
İkinci Meşrutiyetten 1908′e
kadar Türkiye’de spor yapmak hem padişah yönetiminin
baskısı, hem de muhafazakarların tutumu nedeniyle hemen
hemen olanaksız gibiydi. Spor yapanlar o dönemde ataerkil
bir zihniyetle ayıplanırdı. Türkiye’de modern Beden Eğitimi
öncüsü Selim Sırrı Tarcan 1919 yılında beden eğitimini
geliştirmek amacıyla bir salon açmak için İzmir’e geldi.
Onun bu girişimi “Sarıklılar” tabir edilen aşırı
muhafazakarlar tarafından engellendi. Selim Sırrı Tarcan
salon açamamasına rağmen, o dönemde Vali Rahmi Bey, Necati
Bey, Vasıf Çınar Beyle görüştü. Tarcan’ın spor sevgisi aşısı
sonucu Rum ve Ermeniler ile diğer azınlığın etkinliği
nedeniyle artık Türk gençleri spor yapma gereğini
duyuyorlardı.
Türkiye’de ilk kez futbol
Rum ve Ermeniler ile İngiliz ve İtalyanlar tarafından 1898
yılında oynanmağa başlandı. 1905 yılında Amerikan Kollejinde
öğrenim yapan sayın Talat Erboy orada okuyan iki arkadaşı
Şerif Remzi Reyent, Sabri Süleymanoviç ile birlikte yabancı
öğrenciler ile futbol oynamağa başladı. Ne yazık ki bu üç
Türk genci İstibdat devrinin karanlık günlerinde Kamil
Paşanın baskısı sonucu Amerikan Kolejinden çıkarıldı. Talat
Erboy okumak üzere İngiltere’ye gönderildi. 2 yıl
İngiltere’de kalan Erboy futbolun beşiği sayılan büyük
Britanya’da futbolunu geliştirdi. Aynı tarihte sayın Adnan
Menderes’in eniştesi sayın Nejat Evliyazade de futbol
oynuyordu. O da Belçika’ya 2 yıl için öğrenime gönderildi.
Nejat Evliyazade Belçika’da futbol oynayan ilk Türk
futbolcusudur.[kaynak belirtilmeli] Türkiye’de ilk futbol
tüzüğünü İngilizce den tercüme edenler ise Türkiye Şeker
Fabrikaları Genel Müdürlüğü’nü yapan Baha Esat Tekant Bey,
Talat Erboy Bey ve Nejat Evliyazade Bey oldular. [1]
Belgesel kayıtlara göre 1905
yılında futbola başlayan Talat Erboy, Sabri Süleymanoviç,
Şerif Remzi Reyent, Nejat Evliyazade ilk Türk
futbolcularıdır. 1908 yılında ikinci Meşrutiyat ilan
edilince istibdat dönemi bitti. Türk gençleri futbol
oynamaya başladılar. 1908 yılından sonra futbol Türk
okullarına da girdi. Sultani mektebinde okuyan öğrenciler
Okul Müdürü sayın Şükrü Saraçoğlu, Okul Müdür Muavini sayın
Baha Esat Tekant’ın daha sonra Şark İdadisinde (Mektebinde)
Necati Bey, sayın Vasıf Çınar’ın teşviki ile futbol
gelişmeye başladı.
Okuldan sonra öğrenciler
kendi aralarında futbol oynamağa başladılar. 15-16
yaşlarında olan Talat Erboy’la, Nejat Evliyazade, Sabri
Süleymanoviç, Kemal Tahsin Soydam, Hasan Tahsin Soydam,
Şimendiferci lakabıyla anılan Rıfat İyison, Mazlum Bey,
Hüsnü Bey Çakır Kemal Bey futbolcu olarak futbol tarihine
isimlerini yazdırdılar.
991′den 2002′ye
1991′de Akdeniz Oyunları’nda
finale çıkan genç nesil Türk Futbol Tarihi’nde milat oldu.
1992 Avrupa Futbol Şampiyonası elemelerinde son, 1994 FIFA
Dünya Kupası elemelerinde 5. torba olan milli takım, bu
nesille birinci torbaya kadar yükseldi. Akdeniz Oyunları
finalinde Türk Ümit Milli Futbol Takımı sonradan 2006 FIFA
Dünya Kupası’nı kaldıran İtalya’ya elendi. Oyuncuları A
milli takıma yükselen bu nesille Fatih Terim teknik
direktörlüğünde takım Avrupa Futbol Şampiyonası elemelerinde
İsviçre ve İsveç’i 2-1 yendi; İsveç’i saf dışı bırakarak
1996′da İngiltere’de düzenlenen Avrupa Futbol Şampiyonası’na
katılmaya hak kazandı. Türk Milli Takımı turnuvada
Hırvatistan, Danimarka ve Portekiz ile aynı grupta yer aldı.
Hırvatistan’a son dakikalarda yediği golle yenilen milli
takım Portekiz’e 1-0 ve Danimarka’ya 3-0 mağlup oldu.
Turnuvada hiç gol atamayan ve hiç puan alamayan Türk Milli
Takımı ilk kez katıldığı Avrupa Şampiyonası’ndan umduğunu
bulamayarak döndü. 1998 FIFA Dünya Kupası elemelerinde
grupta Hollanda ve Belçika’nın ardından üçüncü olan takım
turnuvaya gitme şansını son maçlarda kaybetti. Mustafa
Denizli yönetiminde Euro 2000 elemelerinde Almanya’nın
ardından grup ikincisi olarak play-off maçlarına kaldı. Play-offlarda
İrlanda’nı 1-1 ve 0-0′lık sonuçlarla eleyerek Belçika ve
Hollanda’nın ortaklaşa düzenlediği 2000 Avrupa Futbol
Şampiyonası’na katılmaya hak kazandı. Türk Milli Takımı B
Grubu’nda İsveç, İtalya, Belçika ile eşleşti. İlk maçta
İtalya’ya 2-1 kaybeden milliler, gruptaki ikinci maçında
İsveç ile golsüz berabere kaldı. Gruptan çıkan takımı
belirleyecek son maçta ev sahibi Belçika’yı Hakan Şükür’ün
attığı 2 golle deviren Türk Milli Takımı İtalya’nın ardından
ikinci olmayı başardı ve futbolda tarihinde ilk defa bir
uluslararası organizasyonda çeyrek finale yükseldi. Çeyrek
finalde Portekiz ile eşleşen milliler rakibine 2-0′lık
sonuçla yenilerek turnuvaya veda etti.
Dünya Üçüncüsü Türkiye
2002 FIFA Dünya Kupası
elemelerinde Şenol Güneş yönetiminde İsveç’in ardından
ikinci olan milliler kupaya gitme hakkını da play-off’larda
Avusturya’ya 1-0 ve 5-0′lık sonuçlarla üstünlük sağlayarak
kazanan ay-yıldızlılar, tarihinin en büyük başarısını bu
turnuvada elde etti. Temelini 1991 yılındaki Akdeniz
Oyunları’nda ikinci olan futbolcuların oluşturduğu takım
Brezilya, Kosta Rika ve Çin ile birlikte C Grubu’nda yer
aldı. Grup maçlarını Kore’de oynayan Ayyıldızlılar ilk
maçında Brezilya karşısında Hasan Şaş’ın attığı golle öne
geçmesine rağmen karşılaşmayı 2-1 kaybetti. İkinci maçında
da Kosta Rika ile 1-1 berabere kalan milliler, grubun son
maçında Çin’i 3-0 yenerek gruptan ikinci olarak çıkmayı
başardı. 2.Tur’da ev sahiplerinden biri olan Japonya’yı Ümit
Davala’nın attığı golle 1-0 geçen ekip, çeyrek finalde
turnuvada Fransa ve İsveç gibi takımları yenen Senegal ile
eşleşti. Türk Milli Takımı karşılaşmayı İlhan Mansız’ın
attığı altın golle 1-0 kazandı. Sonradan kupayı kazanacak
olan, grupta karşılaştığı ve kaybettiği Brezilya’ya yarı
finalde grupta olduğu gibi gene kaybeden Türk Milli Takımı
Güney Kore’yi 3-2 yenerek Dünya Üçüncüsü oldu. Üçüncülük
maçında Hakan Şükür maçın başlamasından 10.8 saniye sonra
attığı golle Dünya Kupası tarihinin en hızlı golünü attı ve
tarihe geçti. Kupanın ardından turnuvanın en iyi
oyuncularının oluşturduğu all-star kadrosuna Rüştü Reçber,
Alpay Özalan ve Hasan Şaş seçildi.
TAKTİKSEL GELİŞMELER
Futbolda usta oyuncuların
top sürmesi ve çalımla rakiplerinden sıyrılması göze hoş
gelmekle birlikte,futbol temelde takım oyunudur.Oyuncuların
paslaşmaları ve oyun taktiği çok önemlidir.Bu nedenle futbol
oyununa ilişkin birçok taktik geliştirilmiştir.1930’larda
Arsenal takımı menajeri Herbert Chapman,santrhafı geriye
çekerek üçüncü bek durumuna getirdi.İlerde de beş yerine
dört forvet oyuncusu bıraktı.Bu sisteme WM denir.İtalya’da
geliştirilen Catenaccio sisteminde savunma dörtlüsünün
gerisinde sanumanın gediklerini kapatmak üzere “libero”
denen bir oyuncu daha bulundurulur.Her iki sistemde de hızlı
bir konratak (karşı hücum) için sağlam bir savunma
öngörülür.Oyun sistemleri oyuncuların sahaya dizilişleriyle
de anılır.En eski oyun sistemi,2-3-5 (yani iki bek,üç orta
saha oyuncusu ve beş forvet) dizilişiyle
belirtilirdi.Brezilyalıların geliştirdiği 4-2-4 uzun yıllar
yaygın biçimde uygulanmıştır.Bu sistem,savunma ya da hücumu
güçlendirmek amacıyla zaman zaman değiştirilerek 4-3-3 ya da
4-4-2’ye dönüştürülmüştür.
Futbolun Dünyadaki gelişimi
ise şöyle gösterilebilir:
1841 - Futbol topunun tam
bir küre biçiminde olmasının kabulü
1800'lü yıllarda bir futbol
topu
1848 - "Cambridge kuralları"
adı altında futbol kuralları toplanmış ve bu kurallarla ilk
futbol maçı Cambridge'de ögrenciler arasında ilk futbol
maçının oynanması.
1855 - Bir İngiliz takımının
ilk kez yurt dışına çıkarak futbol oynaması ve böylece
Almanya'da futbolun temelini atması.
1857 - İngiltere'de ilk
futbol kulübü Sheffield Club'in kurulması.
1863 - İngiltere Futbol
Federasyonu'nun ve böylece modern futbolun doğuşu.
1870 - Portekiz'de oturan
İngilizlerin burada futbolu yaymaya başlamaları.
1871 - "Kral Kupası" veya
"İngiltere Federasyon Kupası" nın başlaması

1893 FA Kupası Final maçında
kullanılan top Wolves 1 - Everton 0
1872 - "İngiltere-Iskoçya" :
ilk milli maç.
1875 - Kalelere üst direk
konulması ve topa kafayla vurulmasına izin verilmesi
1876 - Korner kuralının
kabulü
1879 - Glasgow'dan Darwen'e
para teklifiyle futbolcu getirilerek profesyonellik yolunun
açılması.
1882 - Futbol kurallarında
değişiklik yapmaya yetkili "International Board"un kurulması
1885 - Profesyonelliğin
İngiltere'de resmen kabulü
1886 - Ofsayt kuralının
kabulü
1889 - Danimarka ve
Hollanda'da futbol federasyonlarının kurulması
1890 - Futbol maçlarında tam
yetkinin hakemlere verilmesi
1891 - Penaltının kabulü
1893 - Amerika'da ilk futbol
federasyonunun Arjantin'de kurulması
1895 - İngiltere'de
bayanların ilk futbol maçını oynaması
1899 - Sürenin 90 dakika,
ölçülerin 118.4 x 91.4 olarak belirlenmesi
1901 - Sheffield United -
Tottenham Hotspur federasyon kupası finalini 110.802 kişinin
izlemesi.
1902 - İngiltere dışında
oynanan ilk milli maçta Avusturya'nın Macaristan'ı 5-0
yenişi.
1903 - Averajın kabulü
1904 - Belçika, Fransa,
Danimarka, Hollanda, İspanya, İsveç, İsviçre'nin FIFA'yı
kurması
1906 - Kıtalar arasi ilk
milli maçta Güney Afrika'nın Brezilya'yı Brezilya'da 5-0
yenişi.
1907 - Kendi sahasında
bulunan bir futbolcunun ofsayt sayılmamasının kabulü
1908 - Londra Olimpiyat
Oyunları'nda futbolun ilk kez olimpiyat oyunlarında yer
alması.
Futbolun
Türkiye'ye Gelişi
Modern futbolun
İngiltere'den çıkarak yayılması sırasında Osmanlı
İmparatorluğunun belli başlı ticaret limanlarındaki kentlere
yerleşen İngilizler futbolu ülkemize sokan kişiler
olmuşlardır. İstanbul, İzmir, Selanik futbolun oynandığı ilk
3 şehir olmuştur. Buralarda İngilizler futbol oynarken
Rumlar da onlara katılmışlar ve hem futbol oynayanlar hem de
takımlar önemli sayıda artmıştır. Osmanlı topraklarında ilk
futbol maçının 1875'te Selanik'te oynandığı bilinmektedir.
1877 yılında ise İzmir'in Bornova çayırlarında futbol
maçları yapılmıştır. Ancak, bu sıralarda Müslüman gençlerin
futbol oynamaları hoş karşılanmayacağı için. Türklerin
futbol oynamaları için biraz daha süre geçmesi gerekmiştir.
İzmir'de ilk futbol kulübü 1984 yılında İngilizler
tarafından kurulmuş ve adı "Football Club Smyrna" olmuştur.
İstanbul'da futbol oynanmaya başlanması ise ancak 1895
yılında Kadıköy ve Moda'da olmuştur. İzmir'den İstanbul'a
göçen İngilizler burada futbol oynamışlardır. Buradaki
Rumlarda futbola merak sarmışlardır ve futbol İstanbul'da
çok büyük bir hızla yayılmıştır
Football Club Smyrna
Futbol oynayan ilk Türk 1898
yılında İzmir'de İngilizlerle beraber oynayan Selim Sırrı
Tarcan olmuştur. Ancak kendisine "İlk Türk futbolcusu"
diyemeyiz. İlk Türk futbolcusu Fuat Hüsnü Bey'dir.
İstanbul'da futbolu İngilizlerden görerek merak salan Fuat
Hüsnü Bey, daha sonra arkadaşlarını ikna ederek ilk Türk
futbol takımını kurmuştur. "Black Stocking" adı alan takım
Rumlarla bir maç yapmış ve bu maçı 5-1 kaybetmiştir.
Kaçabilenler kaçmış, kaçamayanlar yakalanmıştır ve böylece
ilk futbol takımının ömrü uzun olmamıştır. Fuat Hüsnü Bey
daha sonra İngilizlerin kurduğu Kadıköy takımında "Bobby"
takma adıyla oynamıştır.
"Black Stockin" takımının
başarısızlığından sonra Türkler uzun süre oynayamamışlardır.
Ancak, kimse de bu oyunun cazibesinden kendilerini
kurtaramamışlerdı. Türkiye'de kurulan kulüplerin hemn hemen
hepsi futbol kulübü olarak kurulmuştur. Bir önemli istisna
"Beşiktaş Jimnastik Kulübüdür"dür. İlk futbol kulübü ise
"Galatasaray"dır.
Ve güzide kulüplerimiz ...
BEŞİKTAŞ
JİMNASTİK KULÜBÜ
1903 yılında "Beşiktaş
Bereket Jimnastik Kulübü" adıyla kuruldu. Barfiks, paralel,
halter, güreş, boks ve aletli jimnastik, eskrim dallarında
faaliyet göstermişlerdir. Bir süre sonra adı "Beşiktaş
Osmanlı Jimnastik Kulübü" olmuştur. Futbolun oynanması ise
1910'lu yıllarda başlamıştır. Önceleri Kırmızı-Beyaz olan
renkleri daha sonra Siyah-Beyaz olarak değiştirilmiştir.
Çeşitli dallarda büyük başarılar kazanmasına rağmen Beşiktaş
futbolda 1920'li yıllarda aldığı seri başarılarla adını
duyurmuştur.
GALATASARAY SPOR KULÜBÜ
Mekteb-i Sultani
(Galatasaray Lisesi) ögrencileri tarafindan 1905'te
kurulmuştur. İlk başlarda Kırmızı-Beyaz renkleri seçen
Galatasaray, daha sonra Sarı-Siyah ve son olarak da
Sarı-Kırmızı renklerle sahaya çıkmıştır. İlk maçını Barhau
İngiliz gemisiyle yapan Galatasaray 1906-1907 sezonunda
İstanbul Futbol Ligine katılmıştır. 1908-1909 sezonunda da
bu ligde şampiyon olmuştur. 1911 yılında Romanya ve
Macaristan'a giderık yurt dışında Türk futbolunu temsil eden
ilk takım olmuştur. Bükreş'te Bükreş karmasını 11-1
yenmiştir.
FENERBAHÇE
SPOR KULÜBÜ
1907'de Kadıköy'de
kurulmuştur. İlk olarak Sarı-Beyaz renkleri seçen Fenerbahçe
daha sonra Sarı-Lacivert renkleri kullanmıştır. 1908-1909
sezonunda İstanbul Ligine katılan Fenerbahçe ilk
şampiyonluğunu 1911-1912 sezonunda kazanmıştır. İşgal
yıllarında düşman askerlerin takımlarına karşı aldığı
başarılarla gönüllerde taht kuran Fenerbahçe Galatasaray'la
birlikte en çok taraftara sahip iki takımdan biri olmuştur.
KAYNAKÇA : Anabritannica, 9.
Cilt Syf. 205-206, Atilla Ferah,Futbol,Teknik,
Taktik,Eğitim,Öğretim ,MEB Yayınları,1986, William Londes,The
Story Of Football,Tharsons Publishers,1952,
http://www.inventions.org/culture/ancient/soccer.html