Enver Hoca Futbolcu Yetiştirme ve Geliştirme Merkezi

 

 

Hakkımızda
Hedefimiz
Teknik Kadro
Futbolcularımız
Haftanın Yorumu
Futbol Tarihçesi
Futbol Oyun Kuralları
Teknik Bilgi
Fotoğraf Galerisi
 
 
 
Linkler
Turkcell Süper Lig
Bank Asya TFF 1.Lig
Bize Ulaşın

 

Hava Durumu

ISTANBUL

ISTANBUL

 

 

 

FUTBOL TARİHÇESİ 

Futbolun ansiklopedilerdeki tanımı şöyledir:

11’er kişiden oluşan iki takım arasında oynanan ve oyuncuların, şişirilmiş bir topu el ve kollarını kullanmadan rakip kaleye atmaya çalışmasına dayanan oyun. Dünyada en yaygın ve en çok tutulan sporlardan biridir.

İngilizce “football” “foot” ayak ve “ball” top demektir.

Tanımda da belirtildiği gibi futbol, günümüzün en popüler spor dalıdır, dahası kullanılan malzemelerin üretimi,stadyumların inşası ve televizyon yayınları ile büyük bir endüstridir.Çalışmamız öncesi yaptığımız araştırmada futbol tarihi üzerine Türkçe’de yeterli kaynak olmadığını gördük,bu nedenle genelde İngilizce kaynaklar kullandık(özellikle İngilizce web siteleri).Çalışmamızın hedefi futbolun milattan öncesine uzanan köklerini anlatmaktır.

FUTBOLUN KÖKLERİ

Türklerde Futbol

Milli Eğitim Bakanlığının yayınladığı “Futbol-Teknik,Taktik,Eğitim,Öğretim” kitabına göre bu spor Orta Asya’da Türk uygarlığı ile başlamıştır. Yine bu kitapta, Orta Asya Türkleri’nin günümüz futbolunu bazı kurallar eşliğinde oynadığı eski eserlerde belirtilmektedir.”La Tartarie”(la tartari) adlı eserinde, Tsang şehrinde kız-erkek karma takımlarının futbol müsabakalarını seyreden Çinli Huan,şunları anlatmaktadır:  

“Büyük tapınakların avlularında sık sık ayak topu müsabakaları yapılır.Oyun içinde topa elle dokunulmaz,ya ayak ile ya da baş ile vurulur.Amaç topu rakip kaleye sokmaktır.Erkekler gibi savaşmayı başaran Türk kadınları,bu oyunda mahirdir.”

Orta Asya’daki Türk Spor Şenlikleri’ni Kivişka’da seyretmiş olan Çinli Song Ven de şunları anlatmıştır:

“Tapınaklara bağlı spor kulüpleri sık sık büyük bayramlar düzenliyorlar,üç gün üç gece süren bu bayramlarda pehlivanlar güreşir,insanlar koşar,atlar koşturulur,ok atılır ve top oynanır.”

Kaşgarlı Mahmut,”Divan-ı Lügati’t Türk”ün 1.cildinde Türklerin yüzyıllar boyunca top oyununu oynadıklarını ve bu sporu nasıl yaptıklarını anlatmıştır.Türkler futbol oyununa “Tepük” demişlerdir.Türkçe’deki “tepmek” kelimesi,sanırız,bu kelimeyle ilişkilidir.

“Timur Tarihi” adlı kitapta,Tepük’ün Timurlenk devrinde de Türkler arasında oynandığı yazılmıştır.İçi hava ile doldurulmuş kuzu derileri(tulum) top olarak kullanılmış,oyun sırasında el değdirilmeden kafa ve ayak vuruşları yapılmıştır.Bu oyun özellikle Timur’un askerleri arasında bir çeviklik idmanı olarak değerlendirilmiştir..

Seyit Ali Ekber,478 yıl önce yazdığı “Hitayetname” adlı eserinde futbolun Türklerin milli oyunlarından olduğunu belirterek şunları yazmıştır:

“Top oynamak Hitay’da ustalar işidir.Sığır kursağından top düzmüşlerdir.Topa ayakları ile vururlar,el ile dokunamazlar.Kuralları çiğnemek ve daire dışına çıkmak yasaktır.”

Eski Yunan ve Roma'da Futbol

Eski Yunan’da futbol için iki farklı terim kullanılmıştır:”episkiros” ve “harpaston”.Yunan şairi Homeros,ünlü “Odesa” sında buna değinmiştir.M.Ö.100 yıllarında Sparta’da belirli kurallar içinde futbol oynanmıştır.”Episkiros” veya “episkires” özellikle askerlerin oynadığı oyunun adıdır.Bu oyun çok büyük bir topla oynanmıştır.Ama temel kural günümüz futboluyla aynıdır;iki taraf topu belli bir çizgiye veya yere götürüp “gol” yapabilmek için çarpışır.

Eski Yunan’daki “harpaston” İ.Ö. 2. yüzyılda Roma’ya “harpastum” adıyla geçmiştir ve bu da günümüz futbolunun esas kaynağını teşkil eder.”Harpaston” eski Yunan’da “el topu” anlamına gelir.Harpastum’un günümüz futboluna benzeyişi şundandır;oyuncular takımlarında değişik görevler alır:hücum,savunma ve destek.Aynen bugün olduğu gibi...Üzerinde oynanan saha her iki tarafından da işaretlenmiştir ve gol olabilmesi için karşı tarfın çizgisinden top ile geçmek gerekmektedir.

Diğer Milletlerde Futbol

Anabritannica’ya göre futbol oynandığı bilinen en eski tarih,İ.Ö.206 yılıdır ve Çin’de oynanmıştır.Çinliler bu oyuna “Tsu Çu” yani “deriden yapılmış topa ayakla vurma”demekteydiler.İ.S.500’e doğru içi kılla doldurulmuş küre biçimli toplar kullanılmaya başlanmışdı.Topa vurulurken ayaklar ve vücudun el ve kollar haricindeki bölümleri kullanılabiliyordu.Çin’de futbol aristokratların da yaptığı bir spordu.İmparator Sarayı’nın önünde oynarlardı ve gol atmak için topu küçük bir delikten geçirmeleri gerekirdi.Bu oyunlara bazen imparator da katılırdı.Kadınların oynadığı futbola “Denizi geçen sekiz ölümsüz” denmekteydi.İsminden de anlaşılabileceği gibi takımlar sekizer kişiden oluşmaktaydı.

Japonya’da da 7.yüzyılda futbola benzeyen bir oyun oynanıyordu.14. yüzyılda Floransa’da oynanan “calcio” (kalsiyo)(İtalyanca’da“tekme”) günümüzde de şenliklerde sürmektedir. İskoçya’da 12.yüzyıldan sonra Tövbe Salısı geleneksel futbol oynama günüydü.

İngiltere’de Futbol-Modern Futbolun Doğuşu

İngiltere’de futbol “mob futbol”dan (mob:ayak takımı) kaynaklanmıştır.Bu spor kasaba ve köylerde festival ve tatil zamanları,örneğin “Tövbe Salısı”,oynanmaktaydı.Birçok insan bu oyuna katılmaktaydı ve geleneksel bir tatil eğlencesiydi ki hala bazı köylerde oynanmaktadır.Fakat yöneticiler ve üst sınıf tarafından kaba ve adi bulunmaktaydı.1314’te,2. Edward futbolun Londra’da oynanmasını yasakladı ve şöyle bir bildiri yayınladı:

“Şehirdeki gürültüden ve bu gürültüden kaynaklanabilecek şeytanlar yüzünden,ki bunu Tanrı yasaklar,kralın adına,bu oyunun oynanmasını yasaklarız,uymayanlar tevkif edilecektir.”

1389’da 2. Richard futbolu tekrar yasaklar ve bunun yerine okçuluğu önerir.

16.yüzyılda İngiliz yazar Stubbes, “Bağımlılıkların Anatomisi” adlı kitabında,futbolun kıskançlığa,hınca,nefrete ve düşmanlığa hatta kavgaya ve cinayete neden olduğunu belirtmiştir.

Başka bir yazar 1583’te futbolun boyun,bacak ve kol kırılmalarına,burun kanamasına yol açtığını belirtmiştir ve zararlı bir faaliyet olduğunu yazmıştır.

Daha sonraları,Kral 2.Charles futbol oynanmasını serbest bırakmıştır.Hatta Albemarle dükünün ve kendisinin uşakları arasında bir maç düzenlendiği anlatılır.Kral 2.Charles’ın maça katılışı futbol tarihinde bir ilktir.

“Mob futbol” 500’e varan oyuncuyla oynanırdı.Maç genelde şehir meydanında,öğleden sonra başlardı ve akşama kadar devam ederdi.Kural yoktu.Maç sırasında tüm evler kepenklerini indirirdi.

1846 yılına ait bir “Daily News” gazetesinde “Shrovetide” maçından söz edilmiştir.Anlatılana göre oyun ,yani “mob futbol”,bir savaştan kaynaklanır.Danlar İngiltere’yi işgale gelince şehirde büyük bir direnişle karşılaşırlar ve bu direniş Londra’dan destek gelene kadar sürer.Sonuçta savaşı İngilizler kazanır.Dan kumandanın kafası kesilir ve bununla futbol oynanır.Anlatılana göre bu olay “Tövbe Salısı”nda gerçekleşmiştir ve sonradan “Tövbe Salısı”nda futbol oynamak gelenek haline gelmiştir.

İlk futbol federasyonu 1863’te kolej mezunu öğrenciler tarafından kuruldu.Bu birliğe FA yani Football Association(Futbol Birliği) adını verdiler.Bu isim günümüzde de aynen kullanılmaktadır.Aynı birlik oyunun kurallarını belirledi.1881’de ise İngiltere Futbol Ligi kuruldu.Bu arada futbol oyununa ilgi arttı,futbol sevgisi İngilizler arasında hızla yayıldı.

1884’te profesyonelleşme gündeme geldi.Profesyonel Futbol Ligi karşılaşmaları 1888’de başladı.İngiltere’den Avrupa kıtasına geçen futbol zamanla bütün dünyada benimsendi.

1904’te artık futbol oldukça yaygınlaşmıştır.Aynı yıl Uluslararası Futbol Federasyonu (FIFA) kurulur.Futbol ilk defa ,gayri resmi de olsa, 1900 Olimpiyat Oyunları’nda yer alır.İlk dünya kupası ise 1930’da Montevideo’da yapılır ve Uruguay birinci olur.

TÜRKİYE'DE FUTBOL

Türkiye’ye,bugünkü futbol oyununun kuralları,saha ölçüleri vb. özellikleri ile eşdeğer olan futbolun,1890’larda İzmir’e yerleşen İngiliz aileleri tarafından getirildiği bilinmektedir.Daha sonra İstanbul’daki azınlıklarca oynanan oyun durumunu almıştır.Ancak bu oyunun Türkiye’ye okullu öğrencilerce yerleştirildiği,sevdirildiği bilinmektedir.1899 yılında Kolejli Gençler Black Stockings (siyah çoraplar) isminde bir kulüp kurmuşlardır.İlk Türk futbolcusu “Bobi” takma adıyla İngiliz takımlarında oynayan Fuat Hüsnü Kayacan’dır.İlk futbol kulübü Galatasaray 1905’te,sonrasında ise Fenerbahçe 1907’de kuruldu.1903’te jimnastik kulübü olarak kurulan Beşiktaş ise 1910’da futbolu da etkinlikleri arasına aldı.Kulüp sayısının artmasıyla Futbol Kulüpleri Birliği kuruldu.İstanbul Pazar ve İstanbul Cuma Ligleri oluşturuldu.

Türkiye İdman Cemiyeti İttifakı(TİCİ) içinde 13 Nisan 1923’te oluşturulan Futbol Federasyonu,FIFA üyeliğine 21 Mayıs 1923’te kabul edildi.Türk Milli Futbol takımı ilk maçını 26 Ekim 1923’te Romanya ile yaptı ve 2-2 berabere kaldı.Türkiye futbol ligleri günümüzdeki yapısına kavuşuncaya değin çeşitli adlar altında oynandı.Milli Küme adı altında toplanan ve 1937’den 1943’e değin Maarif Mükafatı,1944’ten 1951’e değin de Milli Eğitim Mükafatı olarak anılan liglerden sonra 1959’da Türkiye Birinci Ligi kuruldu.Futbolda profesyonelliğe 1951’de geçildi.

Türk milli takımı Dünya Kupası final grubuna katılma hakkını ilk kez 1949’da elde etti ama ödenek bulunamadığından Rio de Janerio’ya gidemeyerek 1950 Dünya Kupası’ndan elendi.Bu hakkı ikinci kez elde ettiği 1954’te,sonradan kupayı kazanan Almanya’ya yenilerek elendi.

Türkiye’de Futbol Tarihi

İkinci Meşrutiyetten 1908′e kadar Türkiye’de spor yapmak hem padişah yönetiminin baskısı, hem de muhafazakarların tutumu nedeniyle hemen hemen olanaksız gibiydi. Spor yapanlar o dönemde ataerkil bir zihniyetle ayıplanırdı. Türkiye’de modern Beden Eğitimi öncüsü Selim Sırrı Tarcan 1919 yılında beden eğitimini geliştirmek amacıyla bir salon açmak için İzmir’e geldi. Onun bu girişimi “Sarıklılar” tabir edilen aşırı muhafazakarlar tarafından engellendi. Selim Sırrı Tarcan salon açamamasına rağmen, o dönemde Vali Rahmi Bey, Necati Bey, Vasıf Çınar Beyle görüştü. Tarcan’ın spor sevgisi aşısı sonucu Rum ve Ermeniler ile diğer azınlığın etkinliği nedeniyle artık Türk gençleri spor yapma gereğini duyuyorlardı.

Türkiye’de ilk kez futbol Rum ve Ermeniler ile İngiliz ve İtalyanlar tarafından 1898 yılında oynanmağa başlandı. 1905 yılında Amerikan Kollejinde öğrenim yapan sayın Talat Erboy orada okuyan iki arkadaşı Şerif Remzi Reyent, Sabri Süleymanoviç ile birlikte yabancı öğrenciler ile futbol oynamağa başladı. Ne yazık ki bu üç Türk genci İstibdat devrinin karanlık günlerinde Kamil Paşanın baskısı sonucu Amerikan Kolejinden çıkarıldı. Talat Erboy okumak üzere İngiltere’ye gönderildi. 2 yıl İngiltere’de kalan Erboy futbolun beşiği sayılan büyük Britanya’da futbolunu geliştirdi. Aynı tarihte sayın Adnan Menderes’in eniştesi sayın Nejat Evliyazade de futbol oynuyordu. O da Belçika’ya 2 yıl için öğrenime gönderildi. Nejat Evliyazade Belçika’da futbol oynayan ilk Türk futbolcusudur.[kaynak belirtilmeli] Türkiye’de ilk futbol tüzüğünü İngilizce den tercüme edenler ise Türkiye Şeker Fabrikaları Genel Müdürlüğü’nü yapan Baha Esat Tekant Bey, Talat Erboy Bey ve Nejat Evliyazade Bey oldular. [1]

Belgesel kayıtlara göre 1905 yılında futbola başlayan Talat Erboy, Sabri Süleymanoviç, Şerif Remzi Reyent, Nejat Evliyazade ilk Türk futbolcularıdır. 1908 yılında ikinci Meşrutiyat ilan edilince istibdat dönemi bitti. Türk gençleri futbol oynamaya başladılar. 1908 yılından sonra futbol Türk okullarına da girdi. Sultani mektebinde okuyan öğrenciler Okul Müdürü sayın Şükrü Saraçoğlu, Okul Müdür Muavini sayın Baha Esat Tekant’ın daha sonra Şark İdadisinde (Mektebinde) Necati Bey, sayın Vasıf Çınar’ın teşviki ile futbol gelişmeye başladı.

Okuldan sonra öğrenciler kendi aralarında futbol oynamağa başladılar. 15-16 yaşlarında olan Talat Erboy’la, Nejat Evliyazade, Sabri Süleymanoviç, Kemal Tahsin Soydam, Hasan Tahsin Soydam, Şimendiferci lakabıyla anılan Rıfat İyison, Mazlum Bey, Hüsnü Bey Çakır Kemal Bey futbolcu olarak futbol tarihine isimlerini yazdırdılar.

991′den 2002′ye

1991′de Akdeniz Oyunları’nda finale çıkan genç nesil Türk Futbol Tarihi’nde milat oldu. 1992 Avrupa Futbol Şampiyonası elemelerinde son, 1994 FIFA Dünya Kupası elemelerinde 5. torba olan milli takım, bu nesille birinci torbaya kadar yükseldi. Akdeniz Oyunları finalinde Türk Ümit Milli Futbol Takımı sonradan 2006 FIFA Dünya Kupası’nı kaldıran İtalya’ya elendi. Oyuncuları A milli takıma yükselen bu nesille Fatih Terim teknik direktörlüğünde takım Avrupa Futbol Şampiyonası elemelerinde İsviçre ve İsveç’i 2-1 yendi; İsveç’i saf dışı bırakarak 1996′da İngiltere’de düzenlenen Avrupa Futbol Şampiyonası’na katılmaya hak kazandı. Türk Milli Takımı turnuvada Hırvatistan, Danimarka ve Portekiz ile aynı grupta yer aldı. Hırvatistan’a son dakikalarda yediği golle yenilen milli takım Portekiz’e 1-0 ve Danimarka’ya 3-0 mağlup oldu. Turnuvada hiç gol atamayan ve hiç puan alamayan Türk Milli Takımı ilk kez katıldığı Avrupa Şampiyonası’ndan umduğunu bulamayarak döndü. 1998 FIFA Dünya Kupası elemelerinde grupta Hollanda ve Belçika’nın ardından üçüncü olan takım turnuvaya gitme şansını son maçlarda kaybetti. Mustafa Denizli yönetiminde Euro 2000 elemelerinde Almanya’nın ardından grup ikincisi olarak play-off maçlarına kaldı. Play-offlarda İrlanda’nı 1-1 ve 0-0′lık sonuçlarla eleyerek Belçika ve Hollanda’nın ortaklaşa düzenlediği 2000 Avrupa Futbol Şampiyonası’na katılmaya hak kazandı. Türk Milli Takımı B Grubu’nda İsveç, İtalya, Belçika ile eşleşti. İlk maçta İtalya’ya 2-1 kaybeden milliler, gruptaki ikinci maçında İsveç ile golsüz berabere kaldı. Gruptan çıkan takımı belirleyecek son maçta ev sahibi Belçika’yı Hakan Şükür’ün attığı 2 golle deviren Türk Milli Takımı İtalya’nın ardından ikinci olmayı başardı ve futbolda tarihinde ilk defa bir uluslararası organizasyonda çeyrek finale yükseldi. Çeyrek finalde Portekiz ile eşleşen milliler rakibine 2-0′lık sonuçla yenilerek turnuvaya veda etti.

Dünya Üçüncüsü Türkiye

2002 FIFA Dünya Kupası elemelerinde Şenol Güneş yönetiminde İsveç’in ardından ikinci olan milliler kupaya gitme hakkını da play-off’larda Avusturya’ya 1-0 ve 5-0′lık sonuçlarla üstünlük sağlayarak kazanan ay-yıldızlılar, tarihinin en büyük başarısını bu turnuvada elde etti. Temelini 1991 yılındaki Akdeniz Oyunları’nda ikinci olan futbolcuların oluşturduğu takım Brezilya, Kosta Rika ve Çin ile birlikte C Grubu’nda yer aldı. Grup maçlarını Kore’de oynayan Ayyıldızlılar ilk maçında Brezilya karşısında Hasan Şaş’ın attığı golle öne geçmesine rağmen karşılaşmayı 2-1 kaybetti. İkinci maçında da Kosta Rika ile 1-1 berabere kalan milliler, grubun son maçında Çin’i 3-0 yenerek gruptan ikinci olarak çıkmayı başardı. 2.Tur’da ev sahiplerinden biri olan Japonya’yı Ümit Davala’nın attığı golle 1-0 geçen ekip, çeyrek finalde turnuvada Fransa ve İsveç gibi takımları yenen Senegal ile eşleşti. Türk Milli Takımı karşılaşmayı İlhan Mansız’ın attığı altın golle 1-0 kazandı. Sonradan kupayı kazanacak olan, grupta karşılaştığı ve kaybettiği Brezilya’ya yarı finalde grupta olduğu gibi gene kaybeden Türk Milli Takımı Güney Kore’yi 3-2 yenerek Dünya Üçüncüsü oldu. Üçüncülük maçında Hakan Şükür maçın başlamasından 10.8 saniye sonra attığı golle Dünya Kupası tarihinin en hızlı golünü attı ve tarihe geçti. Kupanın ardından turnuvanın en iyi oyuncularının oluşturduğu all-star kadrosuna Rüştü Reçber, Alpay Özalan ve Hasan Şaş seçildi.

TAKTİKSEL GELİŞMELER

Futbolda usta oyuncuların top sürmesi ve çalımla rakiplerinden sıyrılması göze hoş gelmekle birlikte,futbol temelde takım oyunudur.Oyuncuların paslaşmaları ve oyun taktiği çok önemlidir.Bu nedenle futbol oyununa ilişkin birçok taktik geliştirilmiştir.1930’larda Arsenal takımı menajeri Herbert Chapman,santrhafı geriye çekerek üçüncü bek durumuna getirdi.İlerde de beş yerine dört forvet oyuncusu bıraktı.Bu sisteme WM denir.İtalya’da geliştirilen Catenaccio sisteminde savunma dörtlüsünün gerisinde sanumanın gediklerini kapatmak üzere “libero” denen bir oyuncu daha bulundurulur.Her iki sistemde de hızlı bir konratak (karşı hücum) için sağlam bir savunma öngörülür.Oyun sistemleri oyuncuların sahaya dizilişleriyle de anılır.En eski oyun sistemi,2-3-5 (yani iki bek,üç orta saha oyuncusu ve beş forvet) dizilişiyle belirtilirdi.Brezilyalıların geliştirdiği 4-2-4 uzun yıllar yaygın biçimde uygulanmıştır.Bu sistem,savunma ya da hücumu güçlendirmek amacıyla zaman zaman değiştirilerek 4-3-3 ya da 4-4-2’ye dönüştürülmüştür.

Futbolun Dünyadaki gelişimi ise şöyle gösterilebilir:

1841 - Futbol topunun tam bir küre biçiminde olmasının kabulü

 

1800'lü yıllarda bir futbol topu

1848 - "Cambridge kuralları" adı altında futbol kuralları toplanmış ve bu kurallarla ilk futbol maçı Cambridge'de ögrenciler arasında ilk futbol maçının oynanması.

1855 - Bir İngiliz takımının ilk kez yurt dışına çıkarak futbol oynaması ve böylece Almanya'da futbolun temelini atması.

1857 - İngiltere'de ilk futbol kulübü Sheffield Club'in kurulması.

1863 - İngiltere Futbol Federasyonu'nun ve böylece modern futbolun doğuşu.

1870 - Portekiz'de oturan İngilizlerin burada futbolu yaymaya başlamaları.

1871 - "Kral Kupası" veya "İngiltere Federasyon Kupası" nın başlaması

 

1893 FA Kupası Final maçında kullanılan top Wolves 1 - Everton 0

1872 - "İngiltere-Iskoçya" : ilk milli maç.

1875 - Kalelere üst direk konulması ve topa kafayla vurulmasına izin verilmesi

1876 - Korner kuralının kabulü

1879 - Glasgow'dan Darwen'e para teklifiyle futbolcu getirilerek profesyonellik yolunun açılması.

1882 - Futbol kurallarında değişiklik yapmaya yetkili "International Board"un kurulması

1885 - Profesyonelliğin İngiltere'de resmen kabulü

1886 - Ofsayt kuralının kabulü

1889 - Danimarka ve Hollanda'da futbol federasyonlarının kurulması

1890 - Futbol maçlarında tam yetkinin hakemlere verilmesi

1891 - Penaltının kabulü

1893 - Amerika'da ilk futbol federasyonunun Arjantin'de kurulması

1895 - İngiltere'de bayanların ilk futbol maçını oynaması

1899 - Sürenin 90 dakika, ölçülerin 118.4 x 91.4 olarak belirlenmesi

1901 - Sheffield United - Tottenham Hotspur federasyon kupası finalini 110.802 kişinin izlemesi.

1902 - İngiltere dışında oynanan ilk milli maçta Avusturya'nın Macaristan'ı 5-0 yenişi.

1903 - Averajın kabulü

1904 - Belçika, Fransa, Danimarka, Hollanda, İspanya, İsveç, İsviçre'nin FIFA'yı kurması

1906 - Kıtalar arasi ilk milli maçta Güney Afrika'nın Brezilya'yı Brezilya'da 5-0 yenişi.

1907 - Kendi sahasında bulunan bir futbolcunun ofsayt sayılmamasının kabulü

1908 - Londra Olimpiyat Oyunları'nda futbolun ilk kez olimpiyat oyunlarında yer alması.

Futbolun Türkiye'ye Gelişi

Modern futbolun İngiltere'den çıkarak yayılması sırasında Osmanlı İmparatorluğunun belli başlı ticaret limanlarındaki kentlere yerleşen İngilizler futbolu ülkemize sokan kişiler olmuşlardır. İstanbul, İzmir, Selanik futbolun oynandığı ilk 3 şehir olmuştur. Buralarda İngilizler futbol oynarken Rumlar da onlara katılmışlar ve hem futbol oynayanlar hem de takımlar önemli sayıda artmıştır. Osmanlı topraklarında ilk futbol maçının 1875'te Selanik'te oynandığı bilinmektedir. 1877 yılında ise İzmir'in Bornova çayırlarında futbol maçları yapılmıştır. Ancak, bu sıralarda Müslüman gençlerin futbol oynamaları hoş karşılanmayacağı için. Türklerin futbol oynamaları için biraz daha süre geçmesi gerekmiştir. İzmir'de ilk futbol kulübü 1984 yılında İngilizler tarafından kurulmuş ve adı "Football Club Smyrna" olmuştur. İstanbul'da futbol oynanmaya başlanması ise ancak 1895 yılında Kadıköy ve Moda'da olmuştur. İzmir'den İstanbul'a göçen İngilizler burada futbol oynamışlardır. Buradaki Rumlarda futbola merak sarmışlardır ve futbol İstanbul'da çok büyük bir hızla yayılmıştır

 

Football Club Smyrna

Futbol oynayan ilk Türk 1898 yılında İzmir'de İngilizlerle beraber oynayan Selim Sırrı Tarcan olmuştur. Ancak kendisine "İlk Türk futbolcusu" diyemeyiz. İlk Türk futbolcusu Fuat Hüsnü Bey'dir. İstanbul'da futbolu İngilizlerden görerek merak salan Fuat Hüsnü Bey, daha sonra arkadaşlarını ikna ederek ilk Türk futbol takımını kurmuştur. "Black Stocking" adı alan takım Rumlarla bir maç yapmış ve bu maçı 5-1 kaybetmiştir. Kaçabilenler kaçmış, kaçamayanlar yakalanmıştır ve böylece ilk futbol takımının ömrü uzun olmamıştır. Fuat Hüsnü Bey daha sonra İngilizlerin kurduğu Kadıköy takımında "Bobby" takma adıyla oynamıştır.

"Black Stockin" takımının başarısızlığından sonra Türkler uzun süre oynayamamışlardır. Ancak, kimse de bu oyunun cazibesinden kendilerini kurtaramamışlerdı. Türkiye'de kurulan kulüplerin hemn hemen hepsi futbol kulübü olarak kurulmuştur. Bir önemli istisna "Beşiktaş Jimnastik Kulübüdür"dür. İlk futbol kulübü ise "Galatasaray"dır.

Ve güzide kulüplerimiz ...

BEŞİKTAŞ JİMNASTİK KULÜBÜ

1903 yılında "Beşiktaş Bereket Jimnastik Kulübü" adıyla kuruldu. Barfiks, paralel, halter, güreş, boks ve aletli jimnastik, eskrim dallarında faaliyet göstermişlerdir. Bir süre sonra adı "Beşiktaş Osmanlı Jimnastik Kulübü" olmuştur. Futbolun oynanması ise 1910'lu yıllarda başlamıştır. Önceleri Kırmızı-Beyaz olan renkleri daha sonra Siyah-Beyaz olarak değiştirilmiştir. Çeşitli dallarda büyük başarılar kazanmasına rağmen Beşiktaş futbolda 1920'li yıllarda aldığı seri başarılarla adını duyurmuştur.

GALATASARAY SPOR KULÜBÜ

Mekteb-i Sultani (Galatasaray Lisesi) ögrencileri tarafindan 1905'te kurulmuştur. İlk başlarda Kırmızı-Beyaz renkleri seçen Galatasaray, daha sonra Sarı-Siyah ve son olarak da Sarı-Kırmızı renklerle sahaya çıkmıştır. İlk maçını Barhau İngiliz gemisiyle yapan Galatasaray 1906-1907 sezonunda İstanbul Futbol Ligine katılmıştır. 1908-1909 sezonunda da bu ligde şampiyon olmuştur. 1911 yılında Romanya ve Macaristan'a giderık yurt dışında Türk futbolunu temsil eden ilk takım olmuştur. Bükreş'te Bükreş karmasını 11-1 yenmiştir.

FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ

1907'de Kadıköy'de kurulmuştur. İlk olarak Sarı-Beyaz renkleri seçen Fenerbahçe daha sonra Sarı-Lacivert renkleri kullanmıştır. 1908-1909 sezonunda İstanbul Ligine katılan Fenerbahçe ilk şampiyonluğunu 1911-1912 sezonunda kazanmıştır. İşgal yıllarında düşman askerlerin takımlarına karşı aldığı başarılarla gönüllerde taht kuran Fenerbahçe Galatasaray'la birlikte en çok taraftara sahip iki takımdan biri olmuştur.

KAYNAKÇA : Anabritannica, 9. Cilt Syf. 205-206, Atilla Ferah,Futbol,Teknik, Taktik,Eğitim,Öğretim ,MEB Yayınları,1986, William Londes,The Story Of Football,Tharsons Publishers,1952, http://www.inventions.org/culture/ancient/soccer.html

 

 

                                                                                                                                                          anasayfa