Egzersizin Yararları ve Zararları
Egzersiz, 50
yaşından sonra bile yaşama sağlıklı, aktif yıllar ekleyebilir.
Yapılan araştırmalar egzersize başlamanın asla geç olmadığını ve
dinçlikte küçük bir gelişimin ölüm riskini azalttığını
göstermektedir. Basit ve düzenli yürüyüşler yaşlılarda yaşamı
uzatabilir. Ilımlı dinçliğe sahip olan bireyler, yüksek tansiyona
sahip olsalar ya da sigara içseler bile düşük dinçliğe sahip
olanlara göre daha düşük ölüm oranına sahiptirler.
Direnç (ağırlık
kaldırma) antrenmanları yaşlı bireyler için önemlidir, çünkü bu
çalışma azalan kas kitlesini, kemik yoğunluğunu ve kuvveti geri
dönüştüren ve kötüye gidişatı azaltan tek yoldur.
Esneklik
egzersizleri yaşlılığın getirdiği bozulmuş dengesizliği ve kas
katılığını azaltır.
1. Hareket sistemi üzerine:
Sporun sağlığa
yararlı olduğu tartışılmaz bir gerçektir, fakat sportif bir
aktiviteye başlamak için gerekli olan temel bilgiler genelde
yetersizdir. Yani, yaşınıza ve fizik kondisyon düzeyinize uygun spor
türünü seçmek önemlidir. Hareket sistemi üzerine sportif aktivitenin
çok büyük yararları açıktır. Kas düzeyinde, çalışan kasların
tonusunda ve kuvvetinde artış görülür.
- sportif aktivite
eklemlerin doğal genişlik derecesinin korunmasına ve gelişmesine
olanak sağlar, ankiloza (eklemlerin katılaşması) karşı mücadele
eder.
- beslenmeyi ve
kıkırdakların devinme yeteneklerini kolaylaştırarak eklemlerin en
iyi şekilde korunmasını ve bakımını sağlar,
- kemik düzeyinde;
kalsiyum tutulmasını kolaylaştırır, yaşlı insanlarda sıklıkla
görülen osteoporoz hastalığına karşı mükemmel bir korunma aracıdır.
- kas tonusunun
iyileşmesi sayesinde; sportif aktivite kalça, dizler ve özellikle
omurga düzeyindeki ağrıların önlenmesine olanak sağlar,
-bel ağrılarına
karşı en iyi ilaçtır fakat, şayet omurganızın durumuna salık
verilmeyen sporları ya da kötü jimnastik hareketleri yaparsanız,
zararlı da olabilir,
2. Kalp-damar sistemi üzerine:
Salık
verilmeyenler hariç, düzenli antrenmanlar kalp-damar sisteminin
işlevi üzerine yararlı etkilere sahiptir; kas yapıda olan kalp,
kasılma kapasitesini yükseltir ve büyük bir etkinlik gücüne ulaşır,
böylece kan organizmanın dokularına en iyi bir şekilde dağılım
gösterir. Diğer taraftan fizik aktivite iki önemli kalp-damar
hastalıkları risk faktörüne karşı etkili biçimde mücadele eder;
arteriyel hipertansiyonu düşürür, aterosikleroza karşı en iyi
ilaçtır; dolaşımı iyileştirir ve sporcunun beslenmesine dikkatini
zorunlu kılar; böylece, damar sistemi üzerine zararlı etkileri çok
iyi bilinen, alkol ve sigara gibi toksik etkileri olan maddelerden
uzak durulur.
Özetle;
- kalbin çalışma
sistemini düzenler, efektif ve ekonomik çalıştırır,
- periferik damar
direnci azalacağından kalp üzerindeki yük kalkar,
- hipertansiyon
düzelir,
- dolaşım
hızlanır, bundan dolayı metabolik artıkların atılımı kalaylaşır,
- pulmoner
oksijenasyon yeteneği artar
3. Dış görünüm:
Spor, bedeni
geliştirir ve belli bir görünüş sağlar, fakat zayıflatmaz. Terleme
ile kilo kaybı düşünülmemelidir, ter ile kaybedilen su daha sonra
geri alınır. Fizik aktivite sellülite karşı etkili mücadele
yöntemidir, kasları uyumlu hale getirir, aşırı kilo alımına yol
açmaz (eğer body-building ile uğraşmıyorsanız).
4.Psikolojik yararlar:
Bu etkiler
uygulanan spor türüne bağlıdır ki bunlar en az fizik etkiler kadar
önemlidir. Spor;
- kendine güveni
uyandırır, hırsı artırır,
- heyecanı ve
stresi azaltır,
- bedenin
bilincine varılır, seksüel yaşamın düzenine katkı sağlar,
- beynin daha iyi
oksijenlenmesi sayesinde, zekasal etkinliği yükseltir,
- gurup düşüncesi,
bireyler arasında ilişkiler, karşılıklı olarak saygı kavramı
gelişir,
- zevk alma
duyusu gelişir; bu beyinden salgılanan hormonlar ile olur;
endorfinler; aile ve mesleki kaygılardan kurtulmaya olanak sağlar.
Aerobik
Egzersizin Yararları
Diğer yararları
yanında, en önemli yararları kalp-damar sistemi üzerinedir;
- durağan bir
yaşam sürenler, hareketli bir yaşam sürenlere göre 6 kez daha fazla
kardiyak riske sahiptirler,
- metabolizmayı
düzenler, dayanıklılığı inşa eder ve kalbin fonksiyonlarını
güçlendirir,
- ılımlı ve
düzenli egzersiz uygulamaları bağışıklık sistemini güçlendirir,
- kan "kötü"
kolesterol düzeyi azalır, "iyi" kolesterol düzeyi artar, - vücut
yağı kontrol edilir (kuvvet antrenmanı ile birlikte aerobik egzersiz
ve özel diyet vücut yağını azaltır),
- vücudun direnci
yorgunluğa ve fazla enerji gerektiren işlere karşı artar,
- kan
basınçlarını azaltır ve iyi bir uyku düzeni sağlanır,
- vücudun genel
direnci artar, stres ile mücadelede en iyi çaredir
- yüksek bir
emosyonel denge ve pozitif görüş açısı oluşur.
Anaerobik (Direnç) Egzersizin Yararları
- kas formunu ve
kas kuvvetini artırır, tendon ve bağları güçlendirir
- kemik mineral
yoğunluğunu artırır
- yağsız vücut
kitlesinde artış sağlar
Esnekliğin Yararları
- beceri ve
koordinasyonu mükemmelleştirir,
- kas
yaralanmalarını önler,
- vücudun
toparlanmasına yardımcı olur,
- dengeyi. postürü
düzenler,
- vücudumuzu çevik
ve yumuşak hissetmemizi sağlar
Uzun süreli
çalışmalar sonucunda, her 10 yılda, bireyin genel form düzeyi %8-9
oranında azalmakta olduğu gözlenmiştir. Aktif insanlarda bu oran %4
civarındadır. Antrenmanlı bireylerde düşüş oranı %2’dir (veya daha
az). Fazla kilo ve beden yağlarından sakınıldığında, dinçlikte
azalma minimize olur. Dr. Paul Davis dinçlikteki azalmada en önemli
faktörün vücuttaki yağ oranının yükselmesi olduğunu belirtir.
Kalp-damar
sisteminin antrenmanı, maksimal kardiyak frekansın %60-85 arası,
aerobik ortamdaki koşular ile sağlanır, kuvvet antrenmanları ya da
diğer anaerobik ortamdaki antrenmanların sisteme katkıları çok azdır
ya da yoktur.
EGZERSİZİN ZARARLARI
Sıklıkla, sporun
sağlığı bozan bir çok faktörün kaynağı olduğu unutulur. Sporun
yararlarını bir tarafa koyarak, “hasta olmak istiyorsanız spor
yapın” da diyebiliriz. Aşırı egzersizde üst solunum yolu
enfeksiyonları artar, vücudun bağışıklık sistemi fonksiyonlarını
baskılar.
Yılda milyona
yakın ölümün spordan kaynaklandığı tahmin edilir. Ölümler yalnızca,
otomobil yarışçıları ya da alpinistler gibi üst düzey sporcuların
şaşırtıcı kazalarından kaynaklanmaz. Ölümlerin çoğu yetersiz
hazırlanma yanlışlıklarından da kaynaklanır; güneş altında tenis
oynamak, çok yoğun bir koşu sonrası ya da yüzerek gereğinden fazla
kuvvetine güvenerek plajdan çok uzaklara açılma sonrası kramp
girmesi nedeniyle boğulmaların görülmesi
Spora başlarken
mutlaka çok dikkatli olunmalı ve hekimin öğütleri göz önüne
alınmalıdır. Kırk yaşından sonra, sağlıklı olsanız bile, özellikle
kardiyak yıkımlardan sakınmak için düzenli olarak hekim kontrolünden
geçmek gerekir. Spora bağlı kazalar ve sonuçlarını 4 guruba
ayırabiliriz; kalp-damar bozuklukları, travmatik sorunlar, hareket
sisteminde aşırı işlevsel sorunlar ve dopinge bağlı sorunlar.
1. Hareket sistemi üzerine:
Hareket sisteminde
görülen rahatsızlıklar çok fazladır fakat ağır bir sorun
değildirler. Ancak, bilinçsiz uygulamaların kalıcı hasarlara neden
olduğu unutulmamadır. Önem derecesine göre sıralayacak olursak;
Kas tutuklukları;
bu sonunlar, aşırı bir çalışma sonrası kaslarda biriken aşırı
toksinlerin, özellikle laktik asitin birikmesinden kaynaklanır. Bu
olay çalışmadan 24 saat sonra başlar ve 2-3 gün kadar sürebilir. Bu
durum da çok su içmeli ve kaslara yumuşatıcı pomatlar sürülmelidir.
Sauna ya da sıcak bir banyo iyi bir etki sağlayabilir.
Kasılma;
istemsiz kas kasılmalarıdır, refleks bir reaksiyondan, aşırı
uzamadan ya da eklem travmasından kaynaklanırlar. Olayın durumuna
göre kas üzerine buz ya da tersine, sıcak banyo ve masaj uygulanır.
Uzama;
kas liflerinin gerilmesine neden olan, kasın elastikiyet sınırının
aşılmasıdır. Bu durumda zorunlu olarak tüm masajlardan kaçınmak ve
liflerin toparlanması için 10 gün beklemek gerekir.
Lif kopması;
belirli sayıda kas liflerinin yırtılmasından kaynaklanır ve
beraberinde kas düzeyinde bir iç kanama görülür. Masaj sakıncalıdır,
iyileşme en az bir ay sürer. Kas Yırtılması; kasın yırtılması çok
ağır bir tablo oluşturur. Cerrahi bir girişim gerektirir.
Tendinit;
sporcularda sıklıkla görülür. Genellikle aşil tendonunda, pubisde,
diz kapağında, uyluk addüktörlerinde ve dirsekte odaklanırlar
(tenisçi dirseği). Tendinitler bazen tüm sportif aktivitelerin bir
süre kesilmesini zorunlu kılar.
2. Kalp-damar sistemi üzerine:
Kalbin, saygı
gösterilmesi gereken sınırlarının bilinmesi gerekir. Bu tür riskler
özellikle; uzun süreden beri spor yapmayan, hiçbir ön hazırlığı
olmayan, akşam karar verip sabah başlayan, kırk yaş üzeri
yetişkinlerde ortaya çıkmaktadır. Egzersiz esnasında ve sonrasında
ani kardiyak ölümlerin olduğu unutulmamalıdır.
Çok anlamlı bir
örnek squaç’tır ve görünmediği kadar çok şiddetli bir spordur. Tenis
ve koşu da, özellikle güneş altında uygulandıkları zaman bazen
tehlikeli sporlar olarak ortaya çıkarlar. Sigara içmek ya da önemli
bir fizik aktiviteden sonra saunaya girmek gibi yanlışlardan da
kaçınmak gerekir.
3. Doping:
Yıllardan beri
doping sorunu kaygı verici boyutlara ulaşmıştır, 1988’ de Seul
Olimpiyatlarında Ben Johnson’un altın madalyasının geri aalındığı
hatıralardadır. Doping olarak kullanılan ürünlerin listesi hayli
kabarıktır, özellikle yapay olarak performansta iyileşme sağlayan
anabolizanlar ön sırayı almaktadır. Bunlar çoğunlukla vitaminler
gibi psikolojik etkiye sahiptirler. Üstelik, düşüncesizce bu riski
göze alan sporcuların yaşam ve sağlıkları için gerçek bir tehlike
oluştururlar.
Anabolizanlar;
bunlar hormonlardır, erkek testosteronu olarak takdim edilirler.
Yoğun bir antrenmanı uygulamak koşuluyla önemli ölçüde kas kitlesini
artırırlar. Kaslarda kitle artışı görülse bile tendonların üzerine
hiçbir etkileri yoktur, kasın kasılma kuvveti tarafından kopmalar
olabilir.
Anabolizanlar
bazen tehlikeli tendon kopuklarına yol açmaktadırlar. Bunun yanında,
kadınlarda geri dönüşümü olmayan erkekleşme, seksüel yaşam
bozuklukları, bazen kanser (özellikle prostat kanseri) gibi çok ağır
tabloların kökenini oluştururlar.
Amfetaminler;
en çok bilinen ürünlerdir, uyarıcı ilaçlardır. Açlık duygusunu,
özellikle yorgunluk hissini yatıştırırlar. Yarışma esnasında öfori
sağlarlar ve sporcu kendisini yenilmez hisseder. Fakat, uzun sürede
önemli psikolojik bozukluklara yol açarlar, özellikle kişi sürekli
olarak hallisünasyonlar ile karşı karşıya kalır. Kortikoidler;
strese karşı mücadeleye ve çabuk toparlanmaya olanak sağlarlar.
Fakat, hormonal sistemi tamamen bozarlar, kas ve tendon düzeyinde
ağır yaralanmalara yol açarlar, bazen diyabete neden olurlar ya da
kullanımlarından uzun yılar sonra osteoporoza yol açarlar. Kardiyak
uyarıcılar; uzun zamandır, yarışma öncesi eritrosit enjeksiyonu,
özellikle dayanıklılık sporlarında destekleyici rol oynadığı
sanıldı. Oysa, bu doping tamamen etkisizdir ve günümüzde terk
edilmiştir. Kardiyak tonik olarak bilinen ünlü efedrin bir çok
öksürük şurubu ve burun damlası gibi ilaçlarda bulunur. Kafeinin
aşırı tüketimi yasaktır, fakat yinede kontrole yakalanmamak için 6-8
fincan içilebilir. Medikal kontrol Sportif bir aktiviteye başlamadan
önce medikal bir kontrolün yapılması kaçınılmazdır. Bu kontrol özel
bir merkezde yapılmalıdır. Bu kontrolün amacı, genel olarak bir
sporu yapmaya ya da belli bir spor için olası yasaklı durumların
varlığını saptamayı amaçlar. Bu durum EKG, kardiyak enzimler,
röntgen ve hastanın muayenesi ile araştırılır. Kesin yasaklı
durumlar; - yeni geçirilmiş miyokard enfarktüsü - tipik göğüs ağrısı
- konjenital kardiyopati (doğuştan kalp hastalığı) - kardiyomiyopati
(kalp kasının kasılma özelliğinin azalması) - akut perikardit (kalp
zarının iltihabi hastalığı), miyokardit (kalp kasının iltihabi
hastalığı), - kalp ritim ve iletim bozuklukları Göreceli yasaklı
durumlar; - miyokard enfarktüsü; yeterli bir aradan sonra (en az 6
ay) ılımlı egzersizi engellemez, fakat yarışma yasaktır, - kalp
ritim bozuklukları (hastanın takibi gerekir), - göğüs ağrısı (EKG ve
kardiyak enzimler normal, atipik göğüs ağrısı olursa spor
yapılabilir), - orta derece arteriyel hipertansiyon (yüksek
hipertansiyon yasak) , - tansiyonu düşük olanlar ya da efor testinde
tansiyonu yükselmeyenler Bu incelemelerden sonra, hekim size
yapabileceğiniz sporu önerecektir. Mesela, kulak ağrınız var ise
suya dalmanız yasaklayacaktır.
Egzersiz Seçimi ve Uygulama
Amaç organizmayı
bir yarışmaya hazırlamak değil, egzersizin organizmanın sistemlerine
(dolaşım-solunum, kas, bağışıklık) olumlu katkılarını sağlamak
olmalıdır. Bunun için aerobik ortamdaki egzersizler düşünülmelidir.
Yürüyüş, düşük-orta şiddetli koşular en ideal olan çalışmalardır.
Fakat önemli olan çalışmanın şiddetini (tempo) ve süresini
ayarlamaktır.
Genel olarak, bu
tür çalışmalar tamamen gözlemsel ve seçilen model çalışmalara
dayanmaktadır. Yani sağlık için egzersiz yapan bireylerin önemli bir
bölümü, bilimsel ve sistematik bir program uygulamamaktadır.
Gözlemsel bilgilere dayanarak yapılan çalışmalar istenilen hedefi
yakalayamaz. Unutulmaması gereken en önemli şey; her bireyin tüm
fiziksel ve fizyolojik özellikleri, dolayısıyla kapasiteleri
farklıdır. Bunun için antrenman yükleri de farklı olacaktır.
Antrenman
programlarına başlamadan önce hekiminize baş vurarak genel bir
sağlık kontrolünden geçmek gerekir.
Egzersiz
seçiminde, yaş, cinsiyet,sağlık durumu, geçirdiği
hastalıklar,geçmişti spor yapıp yapmadığı, olaya motivasyonu gibi,
bireysel farklılıklar göz önüne alınmalıdır.
Yürüyüş:
Organizmanın temel fizik aktivitesidir, her kişiye, her zaman, her
yerde önerilir. Hiç bir sakıncası yoktur. Yürüyüş alt üyelere de
(bacaklar) kan dolaşımını artırır ve kalp kasını kuvvetlendirir.
Kemik ve kaslar için çok az yaralanma riski oluşturur. Alt üyeler ve
bacakların venöz dolaşımını uyarır ve akciğerlerin verimini
iyileştirir. Hızlı yürüyüş aerobik egzersiz için en kolay ve
mükemmel bir davranıştır.
Hızlı adımlarla
yürüyüş, aynı mesafede, en az joging ve koşu kadar kalori harcar.
Çocuklar, yeni
yetişenler ve gençler için yürüyüş yeterli bir fizik aktivite
değildir. Aksine yaşlı bireyler için ideal bir spor türüdür, zira
organizmanın tüm elemanları ile birlikte yumuşak-tatlı bir biçimde
hareket gelişimi sağlar. Yürüyüş, eklemleri zorlamayan jimnastik
hareketleriyle birleştirilmelidir.
Bu aktiviteden
yeterince yarar sağlayabilmek için, uygun ayakkabılar ile günde en
az bir saat yürümek gerekir.
Şayet kalp hastası
iseniz, özellikle göğüs ağrısı çekiyorsanız ya da miyokard
infarktüslü olsanız dahi, yürüyüşün bir zararı yoktur. Aksine,
koroner arterlerin kan dolaşımını kolaylaştırarak ve
kuvvetlendirerek kalp üzerinde mükemmel bir etkisi vardır.
Koşu:
Çağın gözde sporlarından biridir. Tipik dayanıklılık sporudur.
Dayanıklılık koşusu dereceli olarak antrenmanlar ile iyileştirilen
çok önemli özellikler ister. Yaralanmalardan sakınmak için bilinçli
bir antrenman planı uygulamak koşulu ile kasların ve kalp-solunum
sisteminin kapasitesini dereceli olarak güçlendiren komple bir fizik
aktivitedir.
Şayet 40 yaş üzeri
iseniz, sporcu geçmişiniz olsa bile bir hekim kontrolünden geçmeli
ve düzenli antrenman programı uygulamalısınız.
Yüzme:
Kas-iskelet sorunları olanlar ve astmalı bireyler hariç, yüzme,
yürüyüş ve koşudan sonra herkese her yaşa uygun, yararlı, en küçük
bir travma riski olmayan, temel sporlardan biridir. Çocuk yaştan
itibaren uygulanabilir, bu gün bebekler için bile özel yüzme
havuzları vardır.
Diğer sporlar
gibi yüzme kalp atım sayısını maksimale artırmaz, vücut suya
bırakıldığı zaman kalp atım sayısı otomatik olarak yavaşça azalır.
Yüzmede maksimal kalp atım sayısının % 75'i kullanılır, kalp atım
hızı dakikada yaklaşık 12 vurum azalır.
Koşu gibi, yüzmeye
de dereceli olarak başlamak gerekir. Başlangıçta en fazla 500 m
yüzülür, istirahat edilir. Azar azar mesafe artırılır. Herhangi bir
yüzme stilinde uzman olmaktan kaçınmak gerekir, farklı kas
guruplarını çalıştıran tüm stiller uygulanmalıdır.
Bisiklet:
Bisiklet, özellikle dayanıklılığı geliştirir, her yaşta
uygulanabilir, özellikle yetişkinler tarafından daha çok tercih
edilmektedir. Bu spor istemli bir kuvvete ve büyük bir direnç
kapasitesine gerek duyar.
Bisiklet,
ayakları vücut ağırlığından kurtaran, nispi yer çekimi olmayan bir
koşulda cereyan eder. Bacaklar, koşudakinden çok daha az ya da yok
denecek bir travma, şok, burkulma ya da tendinit riski ile ve daha
esnek çalışır. Bu yaralanmalar performansın iyileşmesinde engel
oluştururlar.
Koşu gibi,
bisiklet sporunun çok az sakıncası vardır ve bu spor kalp-solunum
kapasitesinin gelişmesi için önerilir.
Ergobisiklet (ev bisikleti)
bir kaç özel avantajlara sahiptir; bacak, uyluk ve kalça kasları
için önemlidir. Kat edilen kilometreyi ve hızı belirten kompütür ile
donatılmıştır. Değişik modelleri vardır, en uygun olanı bu
bilgilerin yanında aynı anda nabız sayısını gösterenleridir. Diğer
sporları yapma olanağınız yoksa ev bisikleti çok iyi bir çözümdür,
aynı anda başka aktiviteleri de takip etme olanağı vardır;
televizyona bakma, müzik dinleme...
Kayak:
Kayak, günümüzün gözde sporlarından biridir, mevsimlik olması onun
dezavantajıdır. Alp disiplini ve kayak mukavemet dayanıklılık
sporlarıdır, özellikle kayak mukavemet uzun mesafeleri tamamlamak
için çok iyi bir direnç gerektirir. Her iki disiplininin,
organizmanın oksijen kullanımına yararları sonsuzdur.
Kayakta görülen
kazalar sayısızdır fakat son yıllarda ekipmanın gelişimi ile bu
kazalar şekil değiştirdiler. Bir zamanlar kayak ayak bileği
burkulmalarından ve tibia kırıklarından sorumlu idi. Bu günlerde,
çok ağır cerrahi operasyon girişimi ve uzun süre rehabilitasyon
gerektiren, diz seviyesinde burkulmalara ve dolayısıyla iç bağların
yırtılmasına neden olabilmektedir. Ayakkabıların sağlam ve bacağın
yarısına kadar yükselmesi ayak ve ayak bileğini korumaktadır.
Aksine, yukarısı; diz birinci derecede tehlikeye açıktır. Sonuç
olarak kayağa başlanılan ilk günlerde çok dikkatli olmak gerekir.
Tüm dayanıklılık
sporlarında olduğu gibi, piste çıkmadan önce iyi bir ısınma yapmak
gerekir. Şayet tüm yıl boyu düzenli bir sportif antrenman takip
ederseniz (koşu, yüzme, kültür fizik...), daha az yada yaralanmayan
bireyler arasında olabilirsiniz.
Çalışma şiddetinin tayini
En önemli problem
çalışma şiddetinin tayinidir. Şayet düşük şiddette çalışırsanız bir
gelişim sağlayamazsınız, yüksek şiddette çalışırsanız yaralanma
riskiniz vardır üstelik istenilen olumlu etkileri elde edemezsiniz.
Çalışma
şiddetinin tayini, kesin yöntemler ile, bireyin maksimal oksijen
kullanma kapasitesi (max.VO2) ölçülerek laboratuarda
gerçekleştirilebilir. Fakat basit ve yaklaşık olarak çalışma
şiddetini tayin için; maksimal kalp atım sayısının (nabız) yüzdesini
alarak yüklenme şiddeti ayarlanabilir.
Bunun için önce
maksimal kalp atım sayısı tespit edilir (yani kalbinizin dakikada
vurum yapabileceği en yüksek değer). Bu değeri bulmak için 220 sabit
sayısından “yıl” olarak “yaş” çıkarılır.
Örnek:
şayet 40 yaşında iseniz; 220-40= 180 (± 10 yanılma payı), sizin
maksimal kalp atım sayınızdır.
Aerobik
kapasitenizi geliştirmek için maksimal KAS'ın %60-90’ı arası bölgede
antrenman yapmanız gerekir. Öyleyse aerobik antrenmanınız 108 ile
162 nabız arasında bir bölgede gerçekleşmelidir.
Şayet yeni
başlıyor iseniz, en iyisi bu aralığın alt sınırından (maksimal nabız
sayısının %55-60) başlamak gerekir. Antrenmanların ilerlemesi
sonrası, ne kadar form kazanırsanız o kadar daha yüksek yüzde ile
çalışabilirsiniz.
Nabız alımı: Bir
dakikalık nabız sayısı rehber olarak alınır. En iyi yöntem özel
amaçlı digital nabız ölçerlerdir. Fakat boynun iki yanındaki karotis
(şah damarı) damarların biri üzerine tek taraflı olarak orta ve
yüzük parmak birleştirilerek hafifçe bastırılır, 10 saniye nabız
sayılır 6 ile ya da 15 saniye nabız sayılır 4 ile çarpılarak çalışma
nabzı bulunur.
Bu yöntemin
yanında, çalışma şiddetini tayin için “solunum yöntemi” “aerobik
egzersiz” bölümünde açıklanmıştır.
Antrenmanın Sıklığı
Yürüyüş gibi
organizmanın doğal egzersizini her gün yapabilirsiniz, günde 45-60
dakika yeterlidir. Ancak, fazla kilolu iseniz hareket sisteminde
ağrılar oluşabilir, bu durumda ağrılar kaybolana kadar
dinlenmelisiniz, bu süre sizin toparlanma sürenizdir. Umutsuzluğa
kapılmayın, organizma, zamanla bu durumun üstesinden gelir.
Şayet, koşu
düşünüyorsanız, 30 yaşını geçmiş ya da egzersize 6 ay gibi bir ara
vermişseniz mutlaka hekiminize danışmalısınız. Kısa sürelerle ve çok
düşük tempoda (jog) koşuya başlayın, asla kendinizi zorlamayınız.
3-5 dakika koştuktan sonra dinlenin. Elbetteki çalışma öncesi
ısınmayı unutmuyorsunuz. Antrenman süresini önce 1 sonra 2 sonra 3
km koşabilmek için düzenli olarak ayarlayınız. Soluk soluğa kalmadan
ılımlı tempoda koşmayı unutmayınız. Şayet iyi bir düzeye gelirseniz
koşarken arkadaşlarınız ile sohbet edebilirsiniz.
Bir kaç ay
antrenmanın sonunda, yorulmadan kas ağrıları olmadan, önemli
mesafelere ulaşabilirsiniz (10 km). Haftada 3 antrenman seansı
idealdir. Haftanın bir günü 15 km koşmaktansa 3 kere 5 km koşmak
daha iyidir. Bir seanslık 15 km koşu kalbi ve tendonları daha fazla
zorlar, lokmaları küçülterek almanın sindirimi daha kolay olacağı
gibi, çalışma yükünü de dilimlere bölmek organizmanın yüklenmeyi
sindirmesi bakımından daha uygun olacaktır. Ayrıca bu koşular günün
ayni saatlerinde gerçekleştirilmelidir, form durumunuz ilerledikçe
haftada 4-5 seans düzenleyebilirsiniz. Günde 20 ya da 30 dakikalık
koşu yeterlidir. Şayet bazı kurallara uyarsanız yaşınız ilerlemiş
olsa da uzun süre koşabilirsiniz.
Kalp–damar
sisteminin antrenmanı devam eden bir süreçtir ve sabırlı olarak
kuvvetlendirilmesi gerekir, en az 3 aylık bir süre göz önüne
alınmalıdır. Koşu esnasında baş öne eğik olmamalıdır.
Egzersizin Süresi
Egzersizin süresi
amaçlara göre değişir ve bireyin kapasitesi olaya yön verir. Şayet
amaç;
- Kalp/damar
sistemi dayanıklılığı ise; başlangıç olarak uzun süreli, zorluk
derecesi kolay egzersizler seçilir; yürüyüş, hızlı yürüyüş, koşu..
düzenli antrenmanlar sonrası (3 ay) jog ya da koşuya geçilebilir.
- Kas kuvveti ve
dayanaklılığı ise; yine düşük / orta yüklerle, uzun süreli 15-30
tekrarlı, 8-10 antrenman çalıştıktan sonra, ağırlık artırılır, süre
10-15 tekrara kadar azalır.
- Amaç vücut
kompozisyonunu düzenlemek ise; yağların enerji olarak kullanılması
için düşük / orta şiddetli, uzun süreli egzersizler seçilir,
- Amaç sağlık
düzeyini korumak ise; her gün 20-25 dakika jog ya da koşu
yeterlidir.
Hızlı yürüyüş aynı
mesafede jog ve koşu kadar enerji harcar, üstelik travma riski daha
azdır.
Bireyin dinçlik
düzeyi arttıkça, daha doğrusu genel dayanıklılığı arttıkça, vücut
zor yükleri daha kolay destekler. Bu demektir ki zamanla uzun süreli
düşük şiddetli egzersizlerden, orta şiddetli egzersizlere
geçebiliriz (ancak hekim kontrolünden geçmekte yarar vardır),
böylece çalışmanın zorluk derecesini artırarak süreyi azaltabiliriz.
Önemli olan bireyin kapasite sınırlarıdır, bu sınırlar içerisindeki
zorluk derecesi kullanılmalıdır, bilinçsiz olarak sınırları
zorlamamak gerekir.