ANTRENMAN BİLGİSİ
Bu bölümde temel
antrenman bilgisi ile ilgili sık kullanılan kavramları ve bazı temel
bilgileri bulacaksınız. Konu ile ilgili daha detaylı bilgileri
kaynaklarımızdan alabilirsiniz. Sorularınız var ise bize
e-mailimizden ulaşabilirsiniz. Bilgimiz çerçevesinde yanıtlamaya
çalışırız .
1- Performans nedir ?
Bir fiziksel
aktivite sırasında, o fiziksel aktivitenin gerektirdiği fizyolojik,
biyomekanik ve psikolojik verime "performans" adı verilir. Bu
verimin yarışma sırasında ortaya koyulabilme düzeyi de performansın
düzeyi hakkında bilgi verir.
2- Performansı oluşturan öğeler nelerdir?
Performansı
oluşturan öğeler Astrand ve Rodalh'a göre üç ana başlık altında
toplanır. Bunlar sırasıyla şunlardır:
a-Enerji oluşumu
(aerobik-anaerobik),
b-Nöro-müsküler(sinir-kas)
ileti,
c-Psikolojik
faktörler (motivasyon)
3-Performansı etkileyen faktörler nelerdir?
Performansı
çeşitli faktörler etkiler. Bu faktörler öncelikle iç ve dış
faktörler olmak üzere ikiye ayrılırlar. İç faktörler veya internal
(kişisel) faktörler adını verdiğimiz faktörler şunlardır:
a. Antrenman
düzeyi,
b. Yaş,
c. Cinsiyet.
d. Fiziksel
uygunluk (physical fitness),
e. Irksal
faktörler,
f. Stres düzeyi,
g. Motivasyon
durumu,
h. Beslenme,
ı. Ergonomik
destekleyiciler,
j. Sağlık durumu,
k. İlaç kullanımı
Dış faktörler veya
eksternal faktörler ise şunlardır:
a. İrtifa,
b. Nem
c. Sıcaklık,
d. Zemini durumu
Yukarıda sıralanan
faktörler durumlarına göre performansı olumlu ya da olumsuz yönde
etkilerler.
4- Antrenman nedir?
Belirli bir sistem
içinde hedeflenen sportif performansı elde etmek için bir program
çerçevesinde, sportif performans öğelerini geliştirmeye yönelik
çalışmaların tümüdür. Fizyologlar antrenmanın tanımını şöyle
yapmaktadır: Vücuda yapılan tüm yüklenmelerde fonksiyonel ve
morfolojiye uygunluk, yüklenmeler sonucu organizmada bir
değişikliğin meydana gelmesi ve sonuçta verim artışına neden olunma.
Bir başka antrenman tanımını ise şöyle görmekteyiz:Alıştırmalar
yardımı ile sporcuların fiziksel, teknik, taktik, zihinsel,
psikolojik ve motorsal hazırlığıdır.
5-Antrenmanın etkileri nelerdir?
Doğru ve sistemli
yapılan bir antrenman ile tüm performans öğeleri geliştirilebilinir.
Antrenman enerji oluşum sistemi üzerinde olumlu etkilerde bulunur.
Bu şekilde kardiyo-vasküler (kalp-damar) sistemi antrenman ile
gelişerek sporcunun aerobik gücü (oksijenli-güç) aratırılır.
Yorgunluğa karşı direnç artar. Nöro-müsküler (sinir-kas)ileti
antrenmanla iyileştirilir. Kuvvet artırımı sağlanır. Koordinasyon,
esneklik gelişir. Hareketlilik ve beceri gibi özellikler,
iyileştirilir. Ayrıca sporcunun, teknik, taktik, zihinsel ve
psikolojik özellikleri de gelişir. Özet olarak antrenman ile
sporcuların enerji oluşum sistemleri, kuvvetleri ve motorik
özellikleri geliştirilebilinir.
6-
Aerobik enerji oluşumu nedir?
Organizmanın
oksijenli enerji oluşum sistemidir. Burada hücre düzeyinde kan
aracılığı ile gelen oksijen, enerji verici maddeleri yakar. İnsan
organizması genelde aerobik yaşam (oksijenli ortamda) süren bir
canlıdır. Burada solunan hava akciğerde alveolleri (hava keseleri)
doldurur. Alveollerin (hava keseleri) çevresi kapiller (kılcal)
damarlarla örümcek ağı gibi örülüdür. Burada kılcal damarların
içindeki kanda bulunan ve eritrositlere(alyuvarlar) kırmızı rengini
veren bir demiroksit bileşimi olan hemoglobin, alveollerin(hava
keseleri) içindeki havada bulunan oksijenle difüzyon yolu (az yoğun
ortamdan, çok yoğun ortama geçiş)ile birleşir ve oksihemoglobin
yapar. Bu madde kan içinde kalbe gelir ve kalp onu hücre düzeyine
kadar pompalar. Hücre düzeyine kadar pompalar. Hücre düzeyinde
hemoglobin karbondioksitle birleşip, oksijeni bırakır ve tekrar
kalbe gelip, kirlenmiş kanın temizlenmesini sağlar. İşte burada
hücre düzeyine gelen oksijen, enerji verici maddeleri öncelikle
karbonhidrat(şekerler) yakar ve aerobik yolla (oksijenli yol) enerji
(atp)oluşur.
7- Aerobik güç nasıl geliştirilir?
İnsan
organizmasının, aerobik gücünün (Bu uygulamada dayanıklılık olarak
bilinir), yani oksijenli enerji oluşum sistemlerinin güçlendirilmesi
için geliştirilen çeşitli antrenman yöntemleri vardır. Bu yöntemler
genelde şu ana başlıklar altında toplanır:
a-Maraton tipi
antrenman :Burada kısmen yavaş uzun mesafe koşular (Spor türüne göre
yüzme de olabilir) söz konusudur.
b-İnterval
antrenman:Aralı antrenman adı da verilen interval çalışma,
sporcuların aerobik güçlerini en süratli geliştiren antrenman
metodudur. İnterval çalışmanın dört temel unsuru vardır. Bunlar
sırasıyla mesafe, ara, tempo ve tekrar sayısıdır. Kısaca MATT ile
ifade edilir. İnterval antrenman iki çeşittir. Bunlar extensiv
(yaygın) internal ve intensiv (yoğun)interval.
c-Fartleks:Tempolu
oynaş koşusu diye de adlandırılan bu antrenman şeklinde sporcular
minimum 30-45 dakika arasında engebeli arazide, çeşitli çıkışlar,
inişler yaparlar.
8- Anaerobik enerji oluşumu nedir?
Organizmanın
oksijensiz enerji oluşum sistemidir. İki bölümü vardır: ATP-CP'li
sistem (alaksit) ve laktik asitli sistem (laktasit). Tüm fiziksel
aktiviteler sırasında önce kas hücresi içinde bulunan hazır ATP
(adenozintrifosfat) devreye girer. Daha sonra eğer ortamda yeterli
oksijen yoksa enerji verici maddeler oksijensiz olarak yakılırlar.
Bu işlem sonunda laktik asit (süt asidi) adı verilen bir yan ürün
ortaya çıkar. İşte bu sisteme de laktik asitli sistem de laktik
asitli sistem denir.
9- Anaerobik güç nasıl geliştirilir?
İnsan
organizmasının anaerobik gücü genel olarak, aerobik güçten daha zor
geliştirilen bir özelliktir. Burada temelde iki noktadan hareket
edilir. Bu noktalar;supramaksimal (maksimalüstü) yüklenmeler ve
tekrar metodudur. Özellikle supramaksimal (maksimalüstü) yüklenmeler
ve tekrar metodu ile organizmanın laktik aside (süt asidi) olan
dayanıklılığı artırılır. Bu yüklenmeler devamlı yüklenme yönteminden
daha kısa süreli, fakat daha yoğundur.
10- Steady state (hazır durum) nedir?
Steady state
(hazır durum);bir fiziksel aktivite sırasında o fiziksel aktivite
için gerekli olan enerjinin sağlandığı, alınan oksijen ile
kullanılan oksijenin dengelediği durumdur. Fiziksel aktivite
sırasında aktiviteye uyum için kalp vurum sayısında lineer
(çizgisel) bir artış görülür. Bu artış eğer steady state (hazır
durum) sağlanmış ise durulur, kalp vurum sayısı dengelenir ve
değişiklikler minimale indirgenir. Burada alınan ve harcanan
oksijenin dengelenmesi söz konusudur. Genelde fizyologlar tarafından
organizmanın steady state (hazır durum) haline gelmesi, kalp vurum
sayıları arasındaki farkın dakika 5'in altına düşmesi olarak kabul
edilir.
11- Kalp vurum sayısı (nabız) nasıl sayılır?
Kalp vurum sayısı
antrenman sırasında genelde iki noktadan alınır. Bu noktalar el
bileğinde arterioradialis ve boyundaki arteriocarotis'tir. Kalp
vurum sayısı normalde bir dakika süre zarfında sıfırdan başlamak
koşuluyla alınır. Ama antrenman pratiği içinde bir dakikalık sürede
kalp vurum sayısında düşme görüleceğinden, genelde 10 veya 15
saniyelik sürelerle kalp vurum sayısı alınır. 10 saniye alındığında
bulunan sayı 6, 15 saniye alındığında bulunan sayı 4 ile çarpılır.
Burada unutulmaması gereken nokta 10 saniye alındığında + 6, 15
saniye alındığında +4 hata payı olacağıdır.
12- Hangi spor dalında, hangi enerji oluşumu
etkindir?
Spor dallarında
enerji oluşum sistemlerinin hangisinin etkin olduğu çeşitli
araştırmacılarca ortaya konulmuştur. Kuşkusuz bir fiziksel aktivite
sırasında tüm enerji oluşum sistemleri kullanır. Ama burada önemli
olan hangisinin etkinliğinin daha yoğun olduğudur. İşte bu aşamada
spor dalları enerji oluşum yolları açısında çeşitli
sınıflandırmalara ayrılmıştır. Süresel olarak değerlendirildiğinde,
bir dakika ve altında süren tüm aktivitelerde etkin olan enerji
oluşum şekli anaerobik enerji oluşumudur. Örneklemek gerekirse 100
m, 200 m 400 m, uzun atlama, yüksek atlama, sırıkla yüksek atlama.
gülle atma, 50 m ve 100 metre yüzme, bisiklet pist yarışları, cirit
atma, disk atma, çekiç atma, kayakta slalom ve iniş yarışları v. b
gibi spor dalları da etkin olarak kullanılan enerji oluşumu
anaerobiktir. 5. 000 m, 10. 000 m, 20. 000 m, maraton bisiklet yol
yarışları, yürüyüş, kayak kros, kürek çekme v. b gibi spor dalları
da aerobik enerji oluşumunun etkin olduğu dallardır. Futbol,
basketbol, voleybol, hentbol gibi takım oyunları göz önüne
alındığında, burada her iki oluşum sisteminin de etkinlikleri söz
konusudur. Örneklemek gerekirse bir futbol, basketbol veya hentbolde
hızlı hücum sırasında atılan deparlarda yoğun olarak anaerobik
enerji oluşumu devrededir. Ama bu deparların ardından geriye jog ile
dönüşürler, savunma alanından hücum alanına geçişte paslaşmalar,
süratli olmayan top sürmelerde aerobik enerji oluşumu devrededir.
Sportif oyunlarda kullanılan enerji oluşum sistemleri iç içe
geçmiştir. Birlikte kullanılır. Ama bu takım oyunlarını süresel
olarak değerlendirdiğinizde 2 x 45 dakika süren bir fotbolun, 2 x 20
dakika süren bir basketbolun ve 2 x 30 dakika süren bir hentbolün
aerobik etkinliğinin tartışılmaması gerekir.
13- Kaç çeşit kas vardır?
İnsan vücudunda üç
çeşit kas vardır. Bunlar, düz kas, çizgili kas ve kalp kasıdır.
Bunlardan düz kas, istem dışı çalışan kaslardır. Ve bu kaslar iç
organlarımızın çevresinde yer alır. Çizgili kaslar istemli olarak
kasılan kaslardır. Kalp kası ise çizgili kas görüntüsünde olan, ama
düz kas gibi çalışan özel bir kastır.
14- Çizgili kaslar kaç çeşittir?
Vücudumuzda
istemli olarak kasılan çizgili kaslarımızı oluşturan lifler, beyaz
ve kırmızı lifler olarak ikiye ayrılır. Burada beyaz lifler, çabuk
kasılan liflerdir ve FT veya Tip 2 diye adlandırılır. Ayrıca bu
lifler kendi arasında da Tip 2 a veya Tip 2 b olmak üzere ikiye
ayrılır. Bu lifler sürat ve kuvvet geliştirmede önemli olan
liflerdir, çabuk kasılır. Özellikle sıçrama, sürat koşuları gibi
alanlarda etkilidir. Ayrıca süratli yavaş kasılan fibriller arasında
bir geçiş şekli olan Tip 2 c'den de söz edilmektedir. Kırmızı lifler
ise ST veya Tip 1 olarak adlandırılan lifllerdir. Bu lifler
dayanıklılık lifleridir. Kısaca araştırmalarda sürat koşucularında
beyaz liflerin, dayanıklılık koşucularında kırmızı lif sayılarının
daha fazla olduğu görülmüştür .
15-Kas lifi sayısı artar mı?
Kas lifi sayısı
doğuştan geldiği sayı ile devam eder. Kas antrenmana bağlı olarak
belirli oranda enine kesitinde kalınlaşır. Kas kütlesi büyür. Buna
hipertrofi adı verilir. Kütlenin büyümesi, her kas lifinin
kalınlaşmasıyla, bu da miyofibril sayısının artmasıyla oluşur. Bunun
yani hipertrofinin bir başka nedeni de belirli gerilim dalgası MSS
(merkezi sinir sistemi)'nin kasılmaya katılmasıyla görüldüğüdür.
Hettinger'e göre her 2mc kas 6 kg ağırlık kaldırabilmektedir.
Dolayısıyla kasın enine kesiti arttıkça üreteceği kuvvet de
artmaktadır. Temelde kas lifi sayısı artmaz. A m a Goldberg ve
arkadaşları 1975 yılında, kas lifinin enine kesitinin belirli bir
değere geldikten sonra çatallandığını tespit etmişlerdir. Bu
dallanmaya da hiperplazi adı verilmiştir
16-Kasların ortak özellikleri nelerdir?
Kasların beş
ortak özelliği vardır. Bu özellikler şunlardır:
a. Uyarılabilme,
b. İletebilme
c. Kasılabilme,
d. Elastik olma,
e. Viskoz kitle
olmalıdır.
Her canlı doku
gibi kaslar kendilerine yapılan uyarana yanıt verir. Bu yanıt
kasılma şeklindedir. Genelde kaslar sinir yolu ile uyarılırlar. Ve
bu uyarıyı iletebilme özelliğine sahiptir. Kasın kendisine gelen
uyarılara yanıt verme şekli, kasılabilmedir. Kası istirahat
uzunluğundan daha öteye germeye çalışırken, bir direnç ile
karşılaşırız ve kası gerip uzatan kuvvet kesildiğinde, kas eski
boyuna döner. Bu elastikiyet özelliğidir. Kas, şeklini değiştirmek
isteyen kuvvete karşı, iç sürtünmelere bağlı bir direnç gösterir. Bu
iki kuvvet arasında bir süre içinde denge oluşur. Bu kasın
viskozite(akışkanlık) özelliğidir.
17-Kuvvet nedir?
Kuvvet tanımı
çeşitli bilim alanlarında, değişik şekillerde yapılır. Sportif
bağlamda bir direnci yenebilme kuvvet adı verilmektedir.
18-Kaç çeşit kuvvet vardır?
Üç çeşit kuvvet
vardır. Bunlar maksimal (birim kuvvet, kaba kuvvet, temel kuvvet),
çabuk kuvvet ve de kuvvete devamlılıktır.
19-Maksimal kuvvet nedir?
Maksimal kuvvet
bireyin bir seferde üretebileceği en büyük kuvvet miktarıdır. Bir
başka deyişle nöromüsküler (sinir-kas) sistemin istemimizle
kasılması sonucu kaldırılabilecek en büyük ağırlığın
kaldırılmasıdır. Maksimal kuvvet, sprint ve büyük sıçramalarda sürat
ile birleştirilebildiği gibi, kürek sporunda dayanıklılıkla da
birleştirilebilir.
20-Maksimal kuvvet nelere bağlıdır?
Maksimal kuvvetin
büyüklüğü genelde beş faktöre bağlıdır. Bu faktörler sırasıyla
şunlardır:
a. Kasın
fizyolojik kesitinin büyüklüğü,
b. İnter-müsküler
koordinasyon (yapılan hareketlere katılan kaslar arasındaki
koordinasyon),
c. İntra-müsküler
koordinasyon (kas içi koordinasyon),
d. Kas fibril türü
(FT dominant-baskın-olanlar daha fazla kuvvet üretir),
e. Motivasyon
21-Çabuk kuvvet nedir?
Çabuk kuvvet, en
kısa sürede oluşturulabilen en büyük kuvvettir. Ya da nöro- müsküler
(sinir-kas sistemi) sistemin bir direnci en kısa sürede yenebilme
yeteneğidir. Bir kişinin vücudunun farklı bölümleri, farklı çabuk
kuvvet üretir .
22-Çabuk kuvvet nelere bağlıdır?
Çabuk kuvvet şu
faktörlere bağlıdır:
a. İntra-müsküler
koordinasyon (kas içi koordinasyon),
b. Aktif hale
getirilebilen liflerin kasılma hızına (burada aktif halr gelen
liflerdeki FT-hızlı kasılan ve ST, yavaş kasılan lif oranları önem
taşımaktadır),
c. Devreye giren
kas liflerinin kasılma kuvvetine. Burada patlayıcı kuvvet ve çabuk
kuvvet karıştırılan kavramlardır. Ama birbirleri ile yakın ilişkisi
olan kavramlardır. Patlayıcı kuvvetin, çabuk kuvvetle yakın ilişkisi
vardır. Patlayıcı kuvvet mümkün olduğu kadar dikey artışı
sağlayabilme yeteneğidir. Burada birim zamandaki kuvvet artışı
gündemdedir.
23-Kuvvette devamlılık nedir?
Kuvvette
devamlılık, bir ağırlığın uzun süre kaldırılabilme yeteneğidir. Bir
başka deyişle, uzun süre devam eden kuvvet uygulamalarında
organizmanın yorgunluğu yenebilme, yorgunluğa karşı koyabilme
yeteneği de denebilir
14-Kuvvette devamlılık nelere bağlıdır?
Kuvvette
devamlılıkta iki ana faktör etkindir. Bu faktörler sırasıyla
şunlardır:
a. Uyarının
şiddeti ve uyaranların kapsamı
b. Kassal
yorgunluk.
25-İzometrik kas kasılması nedir?
İzometrik kas
kasılması, kas boyunun sabit kaldığı bir kasılmadır. İzo;eşit,
metrik;uzunluk demektir. Bu tür kas kasılmasında kasın boyu sabit
kalırken, tonusu(gerimi) artmaktadır. Buna statik kas kasılması adı
verilir. Örnekleme gerekirse, ayakta dik durma, yerçekimine karşı
(antigrativite)kaslarının izometrik kasılması ile gerçekleşir. Sabit
bir duvarı itmeye çalışma da bu kasılma türüne bir örnektir. Sportif
aktiviteler içinde izometrik kasılmaların en yoğun görüldüğü spor
dalı güreştir.
26-İzotonik kas kasılması nedir?
Bu kasılma
şeklinde kasın boyu değişirken, gerimi sabit kalmaktadır. Burada
izo;eşit, tonik;gerim, demektir. Bu kas çalışmasında kas boyu
kısalır (konsantrik) ve uzar (eksantrik). Dinamik kas kasılması da
denir. Hareketin hızı değişebilir.
27-Eksantrik kas kasılması nedir?
Eksantrik kas
çalışması sırasında kasın boyu uzar. Örneklemek gerekirse;barfikste
kendini yukarı çeken kişinin yer çekimi etkisiyle bir süre sonra
aşağıya sarkmaya başlamasında biceps kası (pazu kası) açılarak (boyu
uzayarak ) çalışır. Yani eksantrik kasılma, uzayarak bir kas
çalışmasıdır. Ve kasın boyu değiştiği için izotonik bir kasılma
şekli olduğunu da söyleyebiliriz. Eksantrik kasılma için bilim
dünyasında iki ayrı görüş vardır Genelde egzersiz fizyologları,
eksantrik kasılmayı bir izotonik kasılma olarak değerlendiremez.
Onlara göre kasılma olabilmesi için kayan filamanlar teorisine göre,
kasın boyunun kısalması gerekmektedir. Egzersiz fizyologları böyle
düşünürken, spor bilimcileri de bunun tersini düşünmektedir. Spor
bilimcilere göre de kasın boyu değiştiği için, bu kasılma da
izotonik bir kasılma şeklidir. Bu çalışmalarda daha hızlı bir kuvvet
gelişimi sağlanır.
28-Konsantrik kas kasılması nedir?
Dinamik bir
kasılma şeklidir. Kasın tonusu (gerimi) sabit kalırken boyu
kısalmaktadır. Yani kısalarak bir çalışmadır. Bir ağırlığın yerden
yukarıya kaldırılması, bu kasılma türüne basit bir örnektir. Kas
boyu değiştiği için konsantrik kasılma da bir izotonik kasılma
şeklidir.
29-İzotonik kas kasılması nedir?
İzotonik
kasılmada tüm haraket genişliği içinde sabit bir hız ve maksimal
gerimin sağlandığı bir kas çalışması görülür. Bu durumda hız sabit
kalır ve kaslara binen yük değişir. İzokinetik kasılma özel
aletlerle sağlanır. Mini-Gym veya Cybex aletleri değişik açılarda,
sabit bir hız ile izokinetik kasılma yaptırabilen aletlerdir.
30-Oksotonik kasılma nedir?
Bu kasılma
kompleks bir kasılma çeşididir. Oksotonik kasılmada ilgili kas grubu
önce izotermik sonra konsantrik ve eksantrik kasılır. Yani üçü
birlikte görülür. Oksotonik kasılma, eksatrik ve konsantrik
kasılmaların peşi sıra veya kombine olarak kasılmasıdır.
31-Kuvvet nasıl geliştirilir?
Kuvvet gelişimi
tekrar ve interval yöntemleriyle sağlanır. Bu yöntemlerden bazıları,
serbest ağırlık ile çalışma (free weight training), ağırlık
makinelerinde (weight machine) çalışmadır. Bu çalışmalarda mutlaka
bir uzman tarafından program hazırlanmalıdır. Tekrar yöntemi ile
interval yöntemi;dairesel (circuit) antrenman, setler (klasik
halterci çalışması) halinde ve diğer bazı özel organizasyonlar
şeklinde düzenlenebilir. Ağırlık çalışmalarına başlarken, ağırlık
çalışmalarına hazırlık çalışmaları yapılmalıdır En az7-8 antrenman
yapılacak bu çalışmaların ardından kaba kuvvet(birim kuvvet,
maksimal kuvvet, temel kuvvet ) çalışmalarına geçilebilir. Bu
çalışmaları çabuk kuvvet çalışması ve kuvvet devamlılık çalışması
izlemelidir.
32-Ağırlık çalışmalarında nelere dikkat edilmelidir?
Ağırlık
çalışmaları sırasında bazı konulara dikkat edilmelidir. Eğer bu
konulara dikkat edilmez ise sporcuların sakatlanma risklerinin
artması söz konusudur. Ağırlık çalışması öncesi mutlaka iyi bir
ısınma ve stretching (germe) çalışması yapılmalıdır. Çalışmalar
sırasında eğer serbest ağırlık ile çalışılıyorsa, öncelikle ağırlık
tutma şekli, soluk alıp verme gibi ayrıntılarıyla teknik
öğretilmelidir. Serbest ağırlıkların bağlantı ve sıkıştırma yerleri
her kaldırma öncesi kontrol edilmelidir. Ağırlık çalışmaları
sırasında sporcuların birbirlerine kesinlikle şaka yapmaları
engellenmelidir.
33-Sürat nedir?
fizyolojik açıdan
sürati değerlendirdiğinizde ;sinir sisteminin hareketlilik temeline
bağlı olarak kas isteminin hareketleri en kısa zaman içinde
yapabilme yeteneğidir. Ve sürat, kuvvet ile direkt bağlantı bir
özelliktir. Bir başka deyişle hareket uyaranı ile uyaranın kesilmesi
arasındaki hızlı değişim sonucu kas sistemi amaca uygun yüksek bir
hareket frekansı oluşturur. Bu hareketlere ancak uygun kuvvet
uygulanmasıyla erişilebilinir. Sürat, çok yönlü ve karmaşık bir
özelliktir. Antrenman bilimindeki en karmaşık konuların başında
gelmektedir. Bu konuda yapılacak çalışmalarda mutlaka bir uzmandan
yardım alınmalıdır.
34-Sürat nasıl geliştirilir?
Kuvvet olmaksızın
sürati geliştirmek olası değildir. Sporcunun sürati geliştirilmek
isteniyorsa kuvvetin geliştirilmesi gerekir. Süratin artımı için
maksimal hareket sürati ve maksimal kuvvetin artırılması
gerekmektedir. Unutulmaması gereken, maksimal hareket süratinin
geliştirilmesi olağanüstü güç iken, kuvvetin geliştirilmesinin
kolaylılığıdır. Sürat üç ana öğeye ayrılır. Bunlar
a. Reaksiyon
zamanı,
b. Hareket sürati
(her bir hareketin sürati) ve
c. Hareket
frekansı (temposu). İşte bu noktada süratin geliştirilmesi sürati
oluşturan bu öğelerin her birinin ayrı ayrı geliştirilmesi ile
sağlanır.
35-Dayanıklılık nedir?
Dayanıklılık
kavramı için çeşitli tanımlamalar söz konusudur. Genel olarak,
yorgunluğa karşı direnme niteliği ya da yorgunluğa dayanabilme gücü
olarak değerlendirilir. Jonath'a göre dayanıklılık, çalışmanın
kalitesini düşürmeksizin durağan(statik) ya da dinamik bir
yüklenmeyi, olabildiğince uzun süre yapabilme yeteneğidir. Simkin'e
göre ise dayanıklılık, insanın güç yeteneğini koruyabildiği sürenin
uzatılması, bir çalışmanın ya da dış çevrenin elverişsiz
koşullarının etkisine rağmen yorgunluğa karşı organizmanın
artırılmış direnme gücüdür. Dayanıklılık için uzmanlarca çeşitli
sınıflandırmalar ve gruplandırmalar yapılmış. Bunlardan ilki, enerji
oluşum sistemleri açısından değerlendirmedir. Burada dayanıklılık,
aerobik (oksijenli) dayanıklılık ve anaeorobik (oksijensiz)
dayanıklılık diye ikiye ayrılmaktadır. Bir diğer sınıfladırma da
Harre'ye göre süresel açıdan yapılmıştır. Bu da kısa orta ve uzun
süreli dayanıklılıktır. Son olarak da dayanıklılık, temel ve özel
dayanıklılık olarak değerlendirilmiştir.
36-Dayanıklılık nasıl geliştirilir?
Dayanıklılığın
geliştirilmesine yönelik antrenman yöntemleri üç ana başlık altında
toplanabilir.
a. Devamlı
yükleme yöntemleri,
b. İnterval
(aralı) yüklenme yöntemleri (intensiv/yoğun ve ekstensiv/yaygın
interval olarak da ikiye ayrılır),
c. Yarışma ve
kontrol yöntemleri. Bu üç yöntemin her biri değişik şekilde organize
edilerek kullanılır.
37- Koordinasyon nedir?
Koordinasyon,
amaca yönelik bir hareketle iskeletle kasları ile merkezi sinir
sisteminin uyum içinde çalışması. etkileşimidir. Koordinasyon, bir
sınıflama şekline göre genel ve özel koordinasyon olarak ikiye
ayrılır. Burada genel koordinasyon, bir kişinin hangi spor dalıyla
uğraşırsa uğraşsın çeşitli hareket becerilerini kazanmasıdır. Özel
koordinasyon ise bir spor dalında çeşitli ve bir seri hareketin
hızlı, akıcı ve uyumlu bir şekilde yapılmasıdır .
38-Çabukluk nedir?
Çabukluk, kasların
mümkün olan en kısa zamanda dış dirençlere vücut, ya da vücudun bir
kısmının direncine rağmen eklemleri harekete geçirebilme
özelliğidir. Yani çabukluk veya çeviklik ile bütün motorik
davranışların kondisyonel ve koordinatif kalitesi anlatılmaktadır .
39- Beceri nedir?
Beceri, iş yapana
nispeten daha az bir eforla daha fazla iş yapma olanağı sağlar.
Beceri daha ziyade değişik kas grupları arasında iyi bir
koordinasyon sağlanır. Yani beceride, inter müsküler (kaslararası)
koordinasyon önemlidir. Kassal bir işin kolaylıkla yapılması
becerikli bir hareket özelliğidir. Becerili bir vücut hareketinde
merkezi sinir sisteminden (MSS) kaslarda emirler entegre hareketleri
doğru ve iyi bir şekilde yaptıracak miktar ve de sırada gelir. Yeni
hareketler karşısında insan aşırı duyarlılık ve aşırı aktivite
gösterebilir. Fakat pratik yapa yapa hareketleri kontrole yardım
eden aktif inhibitör (engelleyici, bastırıcı) bir kuvvet gelişir ve
bu hareketler daha direkt ve etkili olmaya başlar. Beceri, özünde
hareket aygıtı bölümlerinin hassas motor (hareketsel)davranışlardaki
koordinasyon kalitesini anlatır.
40-Hareketlilik nedir?
Spor biliminde
hareketlilik kavramı, ya da hareket genişliği Harre'ye göre insanın
hareketleri açısal değer olarak büyük bir genişlik içerisinde
yapabilme yeteneği olarak tanımlanabilmektedir. D. Martin ise bu
kavramı, eklemlerin her yönde optimal (en uygun) hareket edebilme
yeteneği olarak tanımlar. Spor pratiğe hareketlilik çoğu kez değişik
alıştırmalarda belirli hareket büyüklüğü standartları olarak ele
alınır Örneklersek, otururken, dizleri bükmeden gövdeyi öne doğru
götürüp, eller ile ayak burunlarına değmek. Genelde spor dünyasında
esneklik ve hareketlilik kavramları karıştırılır. Burada esneklik,
hareketliliğin bir parçasıdır. Esneklik salt kasla ilgilidir.
Hareketlilik ise eklemlerin, kasların, bantların ve kirişlerin
belirlediği bir ortam içerisinde ve nöro fizyolojik yönlendirme
süreciyle belirlenir.
41-Hareketliliğin spordaki önemi nedir?
Hareketlilik gerek
nitelik (kalite) gerekse nicelik (kantite) bakımından iyi bir
hareketin ortaya koyuluşunda temel ön şartı oluşturmaktadır.
Eklemlerdeki yetersiz hareketlilik, beraberinde şu sorunları
getirir:
a- Belirli
hareket becerisini kazanmak imkansızlaşır ve hareket öğrenimi
yavaşlar.
b- Sakatlanma
riski artar. Kondisyonel ve koordinatif gelişim yeteneği yavaşlar,
bu özelliklerden tam yararlanılmaz. Dayanıklılığın önemli olduğu
spor dallarında hareketlilik yüksek düzeyde hareket ekonomisi
sağlar. Sürat açısından da sınırlı bir hareket genişliği yani
hareketliliğin yeterli olmaması, çoğu kez hareket süratinde, ivme
yolunu kısaltıp, dezavantaj sağlar.
42-Süper kompenzasyon(Fazla tamlama) nedir?
Bir fiziksel
aktivite sırasında, insan organizması içindeki çeşitli maddeler
kullanılmaya bağlı olarak eksilir. Jakowlew'e göre fiziksel aktivite
sırasında oluşan bu eksilmenin, aktivite ardından tamamlanması
eksilenden daha fazla olmaktadır. Bu olaya süper kompenzasyon (fazla
tamlama) adı verilir.
43-Circuit training (Dairesel çalışma )nedir?
Circuit training,
gerek formel (o spora özgü) gerekse genel motorik özellikleri
geliştirici (informel) çeşitli istasyonların arka arkaya dizildiği,
belirli süre dizildiği, belirli süre dinlenmeyi içeren kuvvet
gelişimine yönelik bir çalışma şeklidir. Genelde 8-12 istasyondan
oluşan bir sıralama içindedir. İstasyon sayısı, yaş, geliştirilmek
istenen özellik ve güç düzeyi göz önüne alınarak seçilir.
İstasyonlardaki çalışma süresi 20 ile 40 saniye arasındadır
İstasyonlar arasındaki dinlenme süresi sporcuların güç düzeyine,
amaca göre ayarlanır. Burada dinlenme süresi 1:1 (yani yüklenme
süresi kadar dinlenme süresi), 1:1. 5 veya 1:2 gibi ayarlanır.
Dairesel çalışma özellikle kuvvette devamlılık veya genel kuvvet
çalışmalarında kullanılır.
44-Yükseklikte sportif performans nasıl etkilenir?
Deniz
seviyesinden yukarılara çıkıldıkça, hava basıncı azalır. Doğal
olarak da havanın içindeki oksijen miktarı düşer. İnsan organizması
bu koşullara, kalp vurum sayısı ve soluk alma sayısını artırarak
adapte olmaya çalışır. Yaklaşık üç haftalık bir sürede bu oksijen
azlığına bağlı olarak ortaya çıkan hipoksi, birtakım mekanizmaları
uyararak kandaki hemoglobin miktarının artmasını sağlar. Böylece
kandaki hemoglobin miktarının artmasını bağlı olarak, kalp vurum
sayısı ve soluk alma sayısı eski haline döner. Bu durum belirli bir
süre için sporcu normal seviyeye inince, özellikle dayanıklılık
gerektiren durumlarda avantaj sağlar.
45-Yükseklik çalışmasının yararı var mıdır?
Eğer bir takım tüm
sezonu göz önüne alıp, yükseklik çalışması yapmaya çıkmış ise bunun
hiçbir yararı yoktur. Çünkü, üç haftalık süre içinde yüksekliğe
adapte olan ve hemoglobin miktarını artıran organizma, deniz
düzeyine inince;yeniden deniz düzeyinin koşullarına adapte olur.
Doğal olarak da hemoglobin miktarı eski düzeyine döner. Bir tek maç
yapılacak ise (o maç deniz düzeyine inildiğinde kimi araştırmacılara
göre ilk üç dört gün içinde ;kimilerine göre de ilk altı yedi gün
içinde yapılmalıdır) o zaman bir avantaj söz konusu olabilir. Bu
arada bu tür bir dağ kampının tüm sporcuları bir arada tutma, gün
boyu o branşa yönelik teorik çalışma yapma olanağı ve de yaz
sıcağından belirli oranda kurtulma olanağı sağladığı göz önüne
alınmalıdır. Bunların dışında başka bir şey beklemek, kendini
aldatmadır.
46-Sporcunun nabzı neden düşüktür?
Fiziksel
aktivitenin kardiyo-vasküler (kalp-damar) sistemi üzerine yapmış
olduğu olumlu etki (adaptasyon) nedeniyle sporcunun nabız sayısı
düşüktür. Bu noktada düzenli fiziksel aktivite, sporcuda kalp
kasının gelişmesine ve sol ventrikülün (karıncık) büyümesine neden
olur. Bu da beraberinde kalbin bir seferde vücuda pompaladığı kan
miktarının artmasına neden olmaktadır. Dolayısıyla pompalanan miktar
arttığı için, pompalama adedi azalmış olur.
47-Nabız maksimum kaça kadar çıkar?
Pratikte kişinin
maksimum nabız sayısı Hollman'a göre 220 sayısından yaşının
çıkartılması ile elde edilir. Burada 220 doğum öncesi çocuğun
eristiği nabız sayısıdır. Örneklersek, 25 yaşındaki bir sporcunun
nabız sayısı yaklaşık 195'e kadar çıkabilir .
48-Overtraning (Sürantrenman )nedir?
Süratrenman daha
ziyade psişik olan, antrenman periyodunun genelde sonlarına doğru
oluşan kronik (uzun süreli) bir yorgunluğun ifadesidir. Burada
kassal faktörlerle birlikte, sinirsel ve psişik faktörler de
etkilidir.
49-Sürantrenman belirtileri nelerdir?
Sporcuların
sürantrene durumlarında şu belirtiler görülür: Sporcu huzursuz hale
gelir. Çabuk yorulur. Baş ve sırt ağrılarından şikayet eder. Çok
terleme olur. Nefes darlığı görülür. Düzensiz uyku durumu ortaya
çıkar. Yarışma arzusu azalır. İştah azalır. Kilo kaybı gündeme
gelebilir. Sabahları taşikardi görülür, yani nabız sayısı artar.
50-Sürantrenman nasıl önlenir?
Burada antrenör
mutlaka spor hekimi ile işbirliği yapmalıdır. Antrenman dozu iyi
ayarlanmalı, öncelikle yoğunluk düşürülmeli, uyku düzene sokulmaya
çalışılmalı, beslenmeye dikkat edilmelidir. Antrenman sezonu sporcu
için cazip şekle getirilmelidir. Arada sırada program dışı izinler
verilmeli veya değişik aktiviteler gündeme getirilmelidir.
51-Sürantrenman nasıl tedavi edilir?
Burada en iyi
ilaç antrenman sayısı azaltmak, belirli antrenmanları iptal
etmektir. Bununla beraber değişik ortamlarda yürüyüş ve değişik
aktiviteler yapılmalıdır. Mutlaka bir spor hekimi ile işbirliği
yapılmalıdır
52-Sigaranın performansa zararı nedir?
Sigara insan
sağlığına verdiği zararların dışında performansı da olumsuz yönde
etkiler. Özellikle dayanıklılık içeren sporlarda, sigaranın zararı
ve performansa olumsuz etkisi daha belirgindir. Sigara içindeki
nikotin, akciğer alveollerinin (hava keselerinin) tam olarak
şişmesini sağlayan surfaktan isimli maddenin salgılanması azaltır.
Bu da alveollerin tam olarak şişmesine ve de oksijen ile
çevresindeki kapiller (kılcaldamarlar) içindeki kanın, birleşme
oranını;yani oksijen taşıma kapasitesini düşürür. Ayrıca, sigara
dumanında yüzde 4 oranında bulunan karbonmonoksit de, hemoglobin ile
oksijenden daha kolay birleşebildiği için kanın oksijen taşıma
kapasitesini azaltır. Sigaranın damar sertliği ve böbrekler üzerinde
yıkıcı etkileri de saptanmış gerçeklerdir.
53-Rejenerasyon (Normale dönme, toparlanma) nedir?
Bir fiziksel
aktivite sırasında organizmanın homeostasis adı verilen iç dengesi
bozulur. Aktivitenin şiddeti ve süresine göre dinlenik durumdaki
organizmanın çeşitli değerleri (kalp vurum sayısı, tansiyon, soluk
alma sayısı, kan ph'sı v. d leri) değişiklikler gösterir. Fiziksel
aktivite bitince de bu değerlerin her biri farklı sürelerde normale
yani dinlenik durumdaki değerlere dönerler. İşte, bu olaya normale
dönme, toparlanma veya rejenerasyon adı verilir. Burada normal
süresi yapılan fiziksel aktivitenin şiddeti ve süresine göre
değişir. Ayrıca, dinlenme şekli ve kondisyon düzeyi de bu süreyi
etkiler. Literatürler göstermiştir ki aktif dinlenme, normale dönme
veya toparlanma süresinde kısaltmaktadır.
54-Sporcunun cinsel yaşamı nasıl olmalıdır?
Cinsel yaşantıya
bakış açısı toplumdan topluma değişen değerler taşır. Genel olarak
muhafazakar toplum yapımız içinde sporcuların eğitilmediği ve
kafalarında her zaman bir soru işareti şeklinde kalan konulardan
birisi de cinsel yaşantılarıdır. Bu konuda bilgi dağarcığı spor
dallarına göre büyük farklılıklar gösterir. Ve birçok sporcu bu
konuyu deneyimli sporcu ağabeylerinin öğütleri çerçevesinde
değerlendirir. Bu konuda yapılan araştırmalar bir cinsel ilişki
sırasında harcanan enerji değerinin, birkaç basamak merdiveni hızlı
çıkmaya eşdeğerde olduğu yolundadır. Cinsel birleşme sırasında kalp
vurum sayısı yaklaşık 100-120 arasında olmaktadır. Eğer bir
örnekleme yapmak gerekirse, cinsel ilişki sırasında gereken tüm
enerji, 100 metre sprint koşusu kadar gerekli bir enerjidir.
Dolayısıyla cinsel ilişkiden sonra yeterli toparlanma süresi
verilirse, fizyolojik açıdan bir zararı olmayacağı ortadadır. Ayrıca
araştırmalar yarışmadan 24 saat önce ve 24 saat sonra cinsel
ilişkinin herhangi bir fizyolojik soruna yol açmadığını gösterir.
55-Sportif teknik nedir?
Sportif teknik,
en engel anlatım tarzıyla belirli bir sportif hareketin amacına en
uygun ve en ekonomik şekilde gerçekleştirilmesidir. Djackov, sportif
teknikteki mükemmelliği şöyle tanımlamaktadır: En zor yarışma
koşulları altında sportif alıştırmanın hareket yapılarını ekonomik
ve mükemmel şekilde yapabilmek ve maksimal verime ulaşmak 56-Sportif
taktik nedir? Zech'e göre sportif taktik, bireysel ve takım
yarışmalarında kendi rakibin performansı ile çevre koşulları üzerine
kurulmuş planlı davranışlardır.
ISINMA
Isınma sportif
aktivitelerin vazgeçilmez bir parçasıdır. Tüm sportif çalışma ve
yarışmalar bilindiği gibi ısınma etkinliği ile başlamaktadır.
Buradaki bölümde ısınmanın performans üzerine yaptığı etkileri,
sportif yaralanma ve sakatlanmalara karşı etkilerini bulacaksınız.
Isınma konusu bir sportif aktivitenin en bölümü parçasıdır. Ama
genelde bu konuya çeşitli nedenlerle yeterli önemin verildiğini
düşünmüyoruz. Aşağıda ısınma ile ilgili önemli olduğuna inandığımız
soru ve yanıtları bulacaksınız. Konu ile ilgili daha detaylı
bilgiler için yararlandığımız kaynaklara ulaşabilirsiniz, ayrıca
bize e-mail atabilirsiniz. Bilgimiz çerçevesinde sorularınızı
yanıtlamaya çalışırız.
1-Warm up (Isınma) nedir?
Bir yarışma veya
antrenman öncesinde , o yarışma veya antrenmanın gerektirdiği
optimum performansı gerçekleştirebilmek için yapılan fiziksel ve
zihinsel etkinlikler dizisinin tümüne ISINMA adı verilir. Kısaca
ısınma, vücudun yarışmaya veya çalışmaya bir bütün olarak
hazırlanmasıdır. Isınma kavramı değerlendirilirken , ısınma olayına
öncelikle iki boyutta bakılmalıdır. Bu boyutlar genel ısınma ve
lokal ısınma kavramlarıdır. Burada genel ısınma bir yarışma ve
antrenman öncesi tüm vücudun aktif veya pasif yollarla
ısıtılmasıdır. Lokal ısınma ise sportif yaralanma veya sakatlıkların
ardından yapılan rehabilitasyon sürecinde veya rehabilitasyonun
ardından antrenmanlara hazırlık döneminde bazı kas gruplarının
ısıtılmasını içeren aktif veya pasif yöntemlerin kullanıldığı
ısınmadır.
2-Isınmanın yararları nelerdir?
Isınma konusu
bize göre bir sportif aktivitenin en önemli parçasıdır. Bu nedenle ,
bu konuyu biraz detaylı işlemek istiyoruz. Spor sahalarına göz
attığımızda genelde üç tip ısınma alışkanlığına sahip sporcu grubu
ile karşılaşırız. Bunların ilki kendi kendine ve sadece kendine özgü
hareketlerle ısınma yapan sporcu grubu; ikincisi gruplar halinde
ortak bir ısınma programını uygulayan sporcular grubu ve üçüncüsü de
bir antrenör nezaretinde ısınma yapan sporcu grubu Isınmaya bireysel
bazda baktığımızda ise şu tablo ile karşılaşmaktayız: Sporcular
eğitim durumlarına, spor yaşlarına, profesyonellik anlayışlarına ve
performans düzeylerine göre ısınmaya üç değişik olguyla bakar. Kimi
sporcu için ısınma periyodu antrenman veya yarışmanın başlangıcında
antrenman sürecinden argo deyimi ile kotarılacak bir kaytarma
periyodudur. Kimi sporcu için ısınmaı antrenmanın veya yarışmanın en
önemli ve en gerekli parçasıdır ve ısınmaya gerekli önemi büyük bir
itina ile verir. Kimi sporcu ise ısınmaya ;antrenman veya yarışma
öncesi işinin bir parçası olarak yapması gereken bir olguymuş gibi
bakar. Özünde ısınma gerek antrenman, gerekse yarışma öncesi spor
olgusunun en önemli parçasıdır Bu konuda literatüre göz atıldığında,
yapılan araştırmaların tümünde ısınmanın sportif performansı olumlu
yönde etkilediği görülmüştür. Yeterli ısınma ile gerek aerobik
(oksijenli) enerji oluşumu, gerekse anaerobik (oksijensiz) enerji
oluşumu olumlu yönde etkilenir . Nöro-müsküler (sinir-kas)
fonksiyonu açısından bakıldığında yeterli ısınma ile kas kuvvetinin
arttığı saptanmıştır Isınan kas daha fazla gerilebilmekte ve bunun
ötesinde daha çabuk kasılabilmektedir. Isınma suretiyle sinir ve
kasların reaksiyon süresi kısalmaktadır. Isınma sonucu kasın
elastikiyetinin artması daha büyük eklem amplitüdlerine (hareket
açısı) olanak sağlar. Eklemlerin hareketi ısınma ile kolaylaşır.
Ayrıca, ısınma ile hedefe yöneliklilik(isabet) ve hareketlerin
koordinasyonu daha iyi hale getirilebilinir. Genel anlamı ile ısınma
endürans(dayanıklılık), sürat, kuvvet, sıçrama, esneme yeteneği gibi
elemanları artırır. Aynı zamanda , ısınmanın sağlık açısından en
önemli etkenlerinden biri de ısınma ile kas, ligament ve tendon
yaralanmaları gibi sportif sakatlanma risklerinin minimalize
edilmesidir. Bu nedenle kas bazında ısınma değerlendirildiğinde
genel olarak iki temel etki görülmektedir:
A-Olayın
profilaktik (sakatlık önleyici) etkisi.
B-Olayın işgücünün
(performansı) artırıcı etkisi.
Spor literatürü
tarandığında yeterli sürede ve gerekli şekilde yapılmış ısınmanın
performans üzerine etkilerinin hep olumlu olduğu saptanmıştır.
Ülkemiz özelinde ısınmaya önem gösteren ve ısınmanın öneminin
bilincinde olan sporcu sayısı sınırlıdır. Bu noktada özellikle bazı
sporcular yeterli ısınma yapmadan bir sakatlanmaya maruz
kaldıklarında, ısınmanın önemini farkederler. İşte, bu arzulanmayan
ama “deneme-yanılma” metodu ile sporcuya ve ekibine pahalıya mal
olan bir deneyimdir.
3-Isınma süresi ne kadar olmalıdır?
Isınma süresi
yapılan spor dalına göre değişiklik göstermektedir. Literatüre
baktığımızda bu süre için minimum 10 dakika ile 30 dakika arasında
değerler görülmektedir. Bu süre için takım sporlarında ve bireysel
sporlarda farklılık görülür. Ayrıca, ısınma süresi belirlenirken,
yarışma veya antrenmanın yapılacağı ortam, hava sıcaklığı, yarışma
veya antrenman saati de göz önüne alınmalıdır. Kimi literatüre
ısınma süresi olarak total antrenman süresinin yüzde 20-30’u
arasında bir süre kapsaması gerektiğinden söz edilmektedir
4-Isınma yönteml eri nelerdir?
Spor literatürüne
göz attığımızda iki çeşit ısınma yöntemi ile karşılaşmaktayız.
Bunlar; aktif ve pasif ısınma yöntemleridir. Aktif ısınma yöntemi;
bir antrenman veya yarışma öncesinde fiziksel aktivitelerle yapılan
ısınmadır. Pasif ısınma yöntemi ise sportif sakatlıkların
rehabilitasyonunda ve de rehabilitasyondan yeni çıkmış sporcuların
antrenmanlarından önce çeşitli araçlar kullanarak yaptıkları
ısınmadır. Bu pasif ısınmada çeşitli elektrikli fizik tedavi
aletleri, banyolar, duşlar, girdap banyosu, normal veya çeşitli
kremlerle yapılan masaj ve diğer fizik tedavi yöntemleri
kullanılmaktadır.
5- Isınma şekilleri nelerdir?
Isınma şekilleri
informel ve formel ısınma olarak ikiye ayrılır. İnformel ısınma jog,
düz koşu, kalistenik (kültür-fizik) gibi branşa ait olmayan çalışma
şekilleridir. Formel ısınma ise o spor dalına özgü hareketleri
kapsar. Basketbolda turnike atma , voleybolda servis atma, teniste
servis atmak veya duvar tenisi oynamak, futbolda paslaşma(ortada
sıçan) gibi hareketler formel ısınma şekilleridir.
6-Isınmaya ne ile başlanmalıdır?
Isınmaya informel
ısınma ile başlanıp, formel ısınma ile devam edilmelidir. Bu konuda
informel ısınma için iki görüş vardır. Birinci görüşte informel yani
branşa özgü olmayan hareketlerle ısınmaya başlanırken ilk yapılması
gerekenin stretch egzersizleri olduğudur. İkinci görüş ise stretch
öncesi mutlaka jog atılması gerektiği yolundadır. Taradığımız
literatüre bu konuda yapılmış araştırmalarda net bir açıklama
yoktur. Burada tercih antrenörün alışkanlığına bağlı olarak
değişmektedir. Yukarıda söylendiği gibi informel ısınmanın ardından
o branşa özgü olan formel ısınmaya geçilir. Isınmanın son safhası
formel hareketlerden oluşmalıdır. Bu branşa özgü yapılan formel
hareketlerin organizmaya olan etkileri şöyle özetlenebilir:. a.
Sportif aktivite sırasında öncelikli olarak harekete katılan
kasların içindeki kan akışı ve kas ısısının fizyolojik olarak
optimum düzeye gelmesi sağlanır b. Branşta doğrudan kullanılan
nöro-müsküler (sinir-kas) mekanizmalar ve el-göz koordinasyonu için
hazırlık sağlanır.
7 - Stretching de germe süresi ne olmalıdır?
Stretching de
germe süresi, yapılan germe hareketinin şekline göre değişmektedir.
Bob Anderson’a göre bu süre 4 saniye ile 60 saniye arasında değişir.
Örneğin calf kası (alt arka bacak kası-baldır) ve aşil tendonu için
bu süre 15-30 saniye iken, boyun kaslarında süre 5 saniye olmaktadır
8- Stretchingde acı neyin ifadesidir?
Birçok insan
germeyi, esnekliklerini daha çok artırmak amacıyla yapmaktadır.
Böylece stretch yaparken, gerdirebildikleri kadar, germe
yapmaktadır. Germe yapılan kas sertleşir. Eğer germe sırasında acı
hissedilirse, germe durdurulmalıdır. Birçok sporcu genellikle
acıyıncaya kadar germe yapar. Bu inanç onlarda aşırı germenin,
esnetme yeteneklerini daha çok ve çabuk artıracağı yolundaki yanlış
bir mantıktan kaynaklanmaktadır. Bu yanlıştır. Çünkü, germe
sırasında duyulan acı, o kas grubunda bir mikrotravma olduğunun
göstergesidir. Aşırı germe (overstretch) mikroskobik dokuların
yaralanmasına ve yara izlerinin oluşmasına neden olur. Eğer yara
izleri geçici değilse, kasın elastikiyetini azaltacak ve kasta acı
duyulmasına neden olacaktır. Bu noktada kas lifleri elastikiyetleri
azalmış, elastik olmayan liflerin yerini alır, yoğun yara izleri
dokuların kan dolaşımını engeller ve böylelikle taşıyıcı sinir
alıcılarını rahatsız eder. Bundan dolayı ilgili kas liflerinde ve
onu saran kas dokularında, daha çok yaralanmaya yol açar. Her aşırı
germe sonucu, kötü kan dolaşımı oluşacaktır. Sonuç olarak amaçlanan
hedeften uzaklaşılır. Daha fazla bir esneklik amaçlanıp bunun için
yapılan germe aşırı olursa, bu sefer tam tersi bir etki oluşturur. O
kas grubunun esnekliği azalır. Sonuçta, bütün aşırı germeler
tehlikeli ve faydasızdır. Germe sırasında duyulan acı ise bu
olumsuzluğun başlangıcının bir ifadesidir.
9- Stretching ile fleksibilite arasındaki fark
nedir?
Stretch (germe)
ve fleksibilite (esneme) kavramları sürekli birbiri ile karıştırılan
kavramlardır. Germede belirli bir süre kaslar sabit durumda tutulur.
Esnetmede ise kas sürekli bir gevşer bir kasılır. Stretch, kas
fleksibilitesinin (esnekliği) geliştirilmesi için uygulanan bir
çalışma şeklidir.
10- Warm-down (soğuma) gerekli midir?
Antrenman veya
yarışma sonrası soğuma çok önemli ve gerekli bir olaydır. Her
antrenman sonunda mutlaka yapılmalıdır. Organizma mutlaka
ısındırıldığı gibi soğutulmalıdır. Soğuma bir aktif dinlenme
şeklidir. Burada kas ve kandan yorgunluk verici madde olan laktik
asit(süt asidi) aktif dinlenme ile daha süratle uzaklaştırılır.
Dolayısıyla toparlanmanın daha çabuk olması sağlanır. Burada bir
basketbol antrenmanının sonunda şut veya faul atma, futbol
antrenmanı sonu korner veya penaltı atma, voleybol antrenmanı
sonunda servis atma bir anlamda soğuma yöntemidir. Ayrıca bunların
dışında jog veya stretch ile de soğuma yapılabilir. Unutulmaması
gereken tek önemli nokta soğumanın mutlaka yapılması gerektiğidir.
Soğuma süresi minimum 10 dakika tutulmalıdır
SPOR PSİKOLOJİSİ
İnsan vücudu,
bilindiği gibi fizyolojik, psikolojik ve sosyolojik bir saç ayağı
üzerinde iç ve dış dengesini kurmuştur. Bu ayakların her biri,
insanın sağlıklı bir yaşam sürmesini ve sağlıklı davranışlar
sergilemesine neden olmaktadır. Aşağıdaki satırlarda spor psikoloji
ile ilgili bazı temel kavramların tanımlarını bulacaksınız.
1-Başarının
psikolojik önkoşulları nelerdir?
Sportif başarı
bedensel performans zihinsel performans ve psikolojik performansın
toplamlıdır. Özellikle derby maçları olarak tanımlanan, üstün fizik
kondisyon ve mükemmel tekniğe sahip en iyi sporculardan oluşan
takımlar arasındaki müsabakalar aslında "psikolojik maçlar"dır. Bu
gibi durumlarda başarılı olmak için gereken ön koşullar bilen ve
uygulayabilen sporcu ile antrenör başarılı olacaktır. Kazanmak,
galip gelmek ya da yenilmemek olarak düşünülmemelidir. Sadece sonucu
düşünmek ve ne olursa olsun galip gelmeye çalışmak sporcunun doğru
düşünmesini ve doğru davranmasını engeller. Sporcu sadece mevcut
potansiyelini sergilemeyi düşünmelidir. Rakibin gücü, maçın önemi,
seyircinin tezahüratı, basının izlemesi, sporcu izin vermediği
sürece performansını etkileyemez. Sporcu başarısını sağlayanında,
engelleyeninde yalnızca kendisi olduğunu bilmelidir. Tek rakip
vardır, o da sporcunun kendisi kendisini yendiği zaman, yani
izleyicinin, basının, rakibinin, hakemin, hatta hava ve saha
durumunun başarısına tanık olmaya hazır beklediğine inandığı zaman
kazanmış demektir. Ve sonuç kendiliğinden gelir. Bu güvenle sahaya
çıkan sporcu her şeyin kendi kontrolünde olduğuna inandığı için ne
gerekiyorsa yapacaktır. Çünkü, beyni ile vücudu arasında
önlenemeyecek bir iletişim vardır. Aksini düşünürse vücut da o
şekilde hareket eder ve vücut nasıl davranırsa beyin o şekilde
düşünür. Panik halinde hareket eden, koordinasyon bozuk, telaşlı
davranışlar sergileyen, hakeme sinirle el kol hareketleri yapan,
takım arkadaşlarına bağıran bir sporcunun beyni, o gün kötü bir
günde olduğunu, her şeyin ters gittiğini, bu kadar şansız bir günde
kazanmanın mucize olacağına düşünmeye başlar. Düşüncesinde yenilgiyi
kabullenen, kazanacağı konusunda şüpheler olan sporcu, asla
kazanamaz. Başarılı sporcu mücadeleyi seven, zorluklarla başa
çıkmayı zevkli hale getirebilen, yaratıcı, büyük düşünen ve hayaller
kurmaktan korkmayandır. En yeni tekniklerle, en iyi koşullarda ve en
bilgili antrenörlerle çalışan, benzer yetenekli birçok sporcudan
sadece bazılar şampiyon veya yıldız sporcu olur. Çünkü, onlar
psikolojik olarak başarmaya hazırdırlar. Kendine güvenir, yenmek ya
da yenilmemek için oynamaz, sadece elinden gelenin en iyisini
yapmaya çalışır. Yaptığı işten zevk alır ve kendisi izin vermedikçe
hiçbir şeyi ya da kimsenin başarısını engelleyemeyeceğini bilir.
Kendisi ile ilgili asla olumsuz düşünmez. Sadece o anı yaşar ve hata
yapmaktan korkmaz. Olumlu davranışlara yol açacağına inanır. Neşeli
rahat ve kendinden emindir.
2-Sporda
psikolojik bilgi edinme nedir?
Bir antrenör
sporcular ını seçerken ve antrenman planlaması yaparken onların
fiziksel özellikleri kadar, psikolojik özelliklerini de göz önünde
bulundurmalıdır. Birçok antrenör sporcuların neler hissettiğini çok
iyi bildiğini, onları anlayabildiği çünkü daha önce (sporcuyken)
benzer şeyleri kendisinin hissetmiş olduğunu düşünür. Ancak bu tür
subjektif değerlendirmeler yanıltıcıdır. Sporcular hakkında doğru
bilgiler elde edebilmek için bilinçli yöntemler seçilmelidir. Spor
psikolojisinde en çok kullanılan tanı koyma yöntemleri; vak'a
tarihçesi, gözlem, deney, test ve sosyometridir.
Vak'a tarihçesi:
Bir sporcunun hayatı ve özgeçmişi hakkında bilgi toplamayı ifade
eder. Bilgiler genellikle anket yöntemi ile toplanır. Gerekli olduğu
hallerde sporcuya yakın kişilerle görüşme yapılır. Amaç sporcunun
umutları, hobileri, spor geçmişi, ulaşmak istediği hedefler,
evindeki yaşam koşulları, ailesinin tavrı ve eğitim tarzı,
geçmişteki başarı ve başarısızlıkları ile okul ve mesleki durumunu
tespit edebilmektir.
Gözlem: Yeni
bilgiler edinmek için planlı bir şekilde sporcunun gözlenmesidir. Bu
yöntem sporda vazgeçilmez tanı yöntemlerinden biridir. Sporcunun bir
başkası tarafından gözlenmesi (dış gözlem) sonucu, yorgunluk
belirtileri, saldırgan tepkileri, öğrenmedeki ilerlemesi, korkuları,
etkileşim şekilleri ve belirli durumlardaki duygusal tepkiler
saptanabilir. Bunun yanı sıra sporcunun da kendisini gözleyerek
(içebakış) ne zaman heyecanının yükseldiğini, hangi durumlarda
dikkatini tam olarak toplayabildiğini özel antrenman ve yarışmalarda
ne düşündüğünü, neler hayal ettiğini saptaması yararlı olur
Deney: Bir
olayın planlı ve kasıtlı olarak gerçekleştirilmesidir. Sporda deney
ve testi kesin olarak birbirinden ayırmak olası değildir. Deneyde
daima bağımlı bağımsız değişkenler bulunur. Bağımsız değişken deneyi
yöneten kişi tarafından tespit edilip düzenlenir. Bağımlı değişken
ise tespit edilmiş koşulları bağlı olarak gözlemlenen
değişiklilerdir. Örneğin, uykusuzluğun basketboldeki isabet yüzdesi
üzerine etkisi araştırıldığında, uykusuzluk bağımsız değişken,
isabet yüzdesi bağımlı değişkendir.
Test: Sporda
test yöntemleriyle hem yetenekler hem de kişilik özellikleriyle
ilgili bilgiler toplanır. Örneğin zeka testleri, fiziksel uygunluk
testleri v. b Bu testlerin kullanım, uygulama ve değerlendirilmesi
ilgili test prosedürüne uygun yapılmalıdır.
Sosyometri: Bir
grup veya takımın öncelikle duygusal yapısını belirlemeye yarayan
tüm çalışmaların ortak adıdır. Bu çalışmalar belli kriterlere göre
kabul görme veya reddedilme yoluyla gerçekleşir. Böylece gruptan
dışlananlar ve sevilen kişiler ile grup içi ilişkiler ve sorunların
nedenleri tespit edilebilir Antrenörlerin, ancak tanı koyma
yöntemleriyle sporcuları hakkında doğru bilgilere ulaşmaları ve buna
dayanarak sporcuların gelecekteki davranışlarını hem tahmin etmeleri
hem de sevk ve idare etmeleri olasıdır
3-Sporda düşünce
süreçleri nelerdir?
Sporda düşünce
sürecinin özelliklerinin ve çeşitlerinin bilinmesi hem antrenörün,
hem de sporcunun teknik ve taktiği bilinçli olarak uygulayabilmesi
açısından yararlıdır. Yarışmalar sırasında son derece heyecan
duyulan ortamlarda ve her an beklenmedik durumlarla karşı karşıya
olan sporcunun her şeye rağmen kendinden isteneni yapabilmesi hiç de
kolay değildir. Yarışma devam ederken bulunduğu pozisyon içerisinde
hedefi, kendi durumunu, takım arkadaşlarının ve rakibin durumunu
süratle değerlendirerek doğru hareket etmek zorundadır. Yapılan her
hatayı veya olası daha uygun hareketi dışarıdan kolaylıkla gözleyip
eleştirmek olasıdır. Sporcudan yoğun yüklenme içerisinde ve süratle
hareket ederken mantıklı ve doğru hareket etmesi beklenir.
Antrenörler genellikle antrenmanlar içinde söylediklerine uygun
davranan sporcunun yarışmalarda bunları unutmuş gibi davranmalarını
anlamakta güçlük çekerler. Oysa bilinme gerekir ki yarışmalarda
gerçekleştirilmesi istenen düşünce süreçleri ancak yarışmaya
benzeyen anlam ve önemi olan ortamlarda öğretilebilinir. Ve
sporcunun deneyini geçirdiği hazırlık sezonu ile sporun türü,
düşünme şeklini etkiler. Sporda görülen düşünce çeşitleri aşağıda
örneklenmeye çalışılmıştır.
Somut düşünce:
Özellikle küçük yaştaki sporcuların düşünme şekli, somut olarak
algılanabilene bağlıdır. Bu yüzden oyun içindeki olası gelişmeleri
önceden zihinde canlandırarak soyutlamaları olası değildir. Ancak
10-12 yaşından itibaren sporcudan somut düşünceyi gerçekleştirmeleri
beklenebilir.
Yeniden üretilen
düşünce: Yeni ilişkileri kavrama ve yeni çözümler geliştirmede
büyük yarar sağlar. Yeni hareketler bulunması bunlar arasında bağlar
kurulması yeteneğidir. Ve hayal gücüyle yakından ilişkilidir.
Özellikle dans, artistik patinaj, ritmik cimnastikte yaratıcı
düşünce yeteneğine gereksinim vardır. Ama genelde tüm performans
sporcuları için yaratıcı düşünce zorunludur
Kavram düşüncesi:
Hareketlerin öğrenilmesi ve uygulanmasında temel oluşturur. Sözlü
olarak yapması gerekeni anlayabilen sporcu, becerilerini daha net ve
istenen hedefe yönelmiş olarak gerçekleştirebilir. Her kavramın bir
içeriği vardır. Bu kavramın açık ve net olarak ortaya konması daha
çabuk öğrenilmesini sağlar. Bu antrenör ve sporcunun birbirini
anlayabilmesi için şarttır.
Soyut düşünce:
Sporcunun edindiği deneyimleri göz önünde bulundurarak karşılaştığı
benzer sorunların üstesinden gelebilmesini sağlar. Bu sayede sporcu
var olan yetenek ve becerilerini sonuç elde etmeyi sağlayacak
şekilde organize edebilir.
Sezgisel
düşünce: Sporcunun daha önceden edindiği benzer bir deneyim
olmamasına karşı yeni olan sorun ile ilgili çabuk ve doğru karar
verebilmesidir. Örneğin sporcunun uygulanmakta olan taktiğe uygun
olmayan bir harekete bulunarak takımına sayın kazandırması ya da
antrenörün iyi bir oyuncuyu görünen bir neden olmaksızın
değiştirmesi gibi.
Kontrollü
düşünce: Sporcunun kendi hareketlerini analiz edebilmesi ve hatayı
kendi dışındaki nedenlerle(rakip, antrenör, takım arkadaşları, hakem
v. b)aramak yerine, kendi yanlışlarını tespit etmeye yönelmesidir.
Bu sayede sporcu kendisini bilinçli olarak izleyerek var olan
yanlışlarını düzeltebilir.
Batıl düşünce:
Bu düşünce şeklinde, arasında ilişki bulunmayan olay da nesnelerle
başarı ya da başarısızlık arasında ilişki kurulmaktadır. Örneğin
belli bir forma, maskot, muska, v. b Bağımlı şekle gelmedikten sonra
özellikle genç sporcularda duygusal dengenin korunması açısından
yararlı olabilir.
4-Sporda hedef
belirlemenin önemi nedir?
Sporda hedef
belirleme, sporcunun amacına ulaşabilmek içim öncelikle elde
edilmesi gereken özelliklerin ortaya konulması anlamına gelir.
Hedeflerin belirlenmesi, sporcunun performansını geliştirmek için
planlamalar yaparken antrenöre yol gösterir. Sporcudan beklenenlerin
neler olduğunu açık ve anlaşılır biçimde ortaya koyacağı için de
sporcunun motivasyonunu artırarak, çalışmanın kalitesini yükseltir.
Sporda hedefler belirlenirken sporcunun sahip olduğu fiziksel ve
psikolojik beceriler göz önünde bulundurulmalıdır. Ulaşılması çok
zor olan hedefler ya da hemen başarılabilecek kolay hedefler bir
yarar sağlamaz. Sporda yeni başlamış, kendi kapasitesi ve spor
branşıyla ilgili yeterli bilgisi olmayan genç sporcularda hedef
belirlemeyi antrenör yapılmalıdır. Ancak, ilerlemiş sporcularda,
hedefin sporcunun kendisi tarafından belirlenmesi sporcunun daha
istekli ve sorumlu davranmasını sağlar. Bu durumu antrenör ve sporcu
arasında samimi ve güvene dayalı bir ilişki bulunmalı, sporcunun
hedeflerini belirlemesine ona yardımcı olmalıdır. Sporcunun eğer
varsa o andaki hastalık veya sakatlık gibi problemleri unutulmamalı,
onlar da göz önüne alınmalıdır. Hedeflerin ne zaman ve ne düzeyde
olduğu bilinmelidir. Örneğin; hafta sonu oynanacak basketbol maçında
5 tane üç sayılık atış yapabilmek veya 10 savunma ribauntu alabilmek
gibi. Genelde sporcular ve antrenörler hedefleri maçı kazanmak
olarak belirler. Oysa maçı kazanmak sporcuların kendi dışındaki
başka faktörlere de bağlıdır. Örneklersek ; rakibin durumu,
izleyicilerin etkisi, hakem, hava durumu v.b Bu nedenle sonuç yerine
performans düzeyi ile ilgili hedeflerin belirlenmesi daha doğru
olabilir. Performans hedeflerinin gerçekleşmesi sonucunda başarı
kendiliğinden gelecektir Hedefler ulaşıldıkça basamaklı olarak
yükseltilebilir. Hedefler sadece yarışmalar için değil, antrenmanlar
için de belirlenmelidir. Sporcu yarışmadan daha uzun bir süreyi
antrenmanlara ayırmaktadır. Hedeflerin belirlendikten sonra not
şeklinde yazılarak sporcunun sürekli görebileceği bir yere asılması
yararlı olur. Hedefler başarıldıkça abartılı olmayan ödüller
verilmesi sporcunun motivasyonunu devam ettirecek ve kendine olan
güvenini artıracaktır. Sporcunun hedefleri yanımda takımlar için de
hedefler belirlenebilir. Ancak takım hedeflerinin sporcu
hedefleriyle ilişki olmasına dikkat edilmelidir. Takım hedeflerinin
belirlenmesi sporcuların birlikte çalışma ve başarma isteğini
artırır. Belirlenen hedeflere ulaşılabilmesi için sporcunun
antrenörü yanında, takım arkadaşları ve ailesi tarafından da
desteklenmesi gerekir. Hedeflerin zihinsel hayal edilmesi onların
gerçekleştirilmesinde etkili bir yoldur. Belirlenen hedeflerin neler
olduğu, ne zaman gerçekleştirilmesi beklediği kartoteksler üzerinde
yazılarak takip edilmeli ve kaydedilen ilerleme ile ilgili bilgiler
sporcuya bildirmelidir. Ama her şeyden önce sporcu ve antrenörü
hedef belirlemenin yararına ve zorunluluğuna inandırmak gerekir.
5-Motivasyon
nedir?
Sportif yüksek
performansın elde edilmesi için sporcunun uzun ve yoğun
antrenmanlara katlanması, ulaşılmış olduğu performansı değişik hava
koşulları altında, rakip ve seyirci etkisine rağmen sergileyebilmesi
onun motivasyonu ile ilgilidir. Değişik nedenlere bağlı olarak bir
davranışta bulunmak veya bulunmamak, bir işi yapmak ya da yapmamak
motivasyonun hangi yönde ve ne kadar kuvvetli olduğu ile
bağlantılıdır. Burada motiv, bireyin içinde yaşadığı biyolojik ve
sosyal ortamda varlığını sürdürmeye yönelik davranışlarının
nedenidir. Motivasyon ise bilinçli ve bilinçsiz, kalıtımsal ve
öğrenilen psikolojik seyir ve durum için kullanılan bir terimdir.
Kısacası motivasyon, durumun şartları ve motiv arasındaki oyundur.
Motivasyon performansı olumlu yönde etkileyecek şekilde
kullanabilmek için antrenörün sporcularını yakından tanıması,
onların ilgi ve gereksinimleri konusunda ilgilere sahip olması
gerekmektedir. Bu konuda olanak var ise bir psikologla çalışmak en
yararlı şekildir.
6-Yeterli
motivasyon nedir?
Sporcunun
fizyolojik ve psikolojik açıdan yarışmaya hazır olma durumudur.
7-Yetersiz
motivasyon nedir?
Burada motivasyon
düzeyi düşüktür. Yetersiz motivasyon durumundaki sporcu keyifsizdir,
nedensiz yorgunluk hisseder, yarışmayı bırakma eğiliminde veya bir
an önce yarışmanın bitmesi isteğindedir. İşte bu ortamda sporcuda
"start tembelliği" söz konusudu
8-Start tembelliği
nedir?
Sporcunun bir
yarışmada yetersiz motivasyona sahip olması nedeniyle ortaya çıkan
durumdur. Bu arada sporcu isteksizdir, yarışmayı bırakmak ister,
savaşım isteği yoktur, sahip olduğu motor yetenekleri tam verimi ile
kullanılmaz.
9-Start
tembelliğinden nasıl kurtulunur?
Start tembelliği
durumundaki bir sporcuda yapılması gereken ruhsal gerilimi
artırmaktadır. Bnun için psikotonik antrenman uygulanmalıdır.
10-Aşırı
motivasyon nedir?
Aşırı motivasyon
durumundaki sporcu sinirli ve telaşıdır. Bacaklarda halsizlik,
ellerde titreme görülebilir. "Start telaşı" olarak isimlendiriln bir
durum söz konusudur. Sporcunun davranışlar kontrolsüzdür.
11-Start telaşı
nedir?
Sporcunun bir
yarışmada aşırı motivasyona sahip olması nedeniyle ortaya çıkan
durumdur. Burada sporcu kontrolsüz davranış ve aşırı gergin bir
davranış biçimi sergiler.
12-Start
telaşından nasıl kurtulunur?
Start telaşı
durumundaki bir sporcuda yapılması gereken ruhsal gerilimi
azalmaktır. Bunun için psikoayarlama antrenmanı uygulanmalıdır.
13-Psikotonik
antrenman nedir?
Psikotonik
antrenman, sporcuların psikolojik durumunu ayarlamak için kas
tonusunun (geriminin) bilinçli olarak ayarlanması prensibine
dayanır. Uygulamaya bakıldığında bir çok kas tonusunu ayarlama
tekniği vardır. Bunlar sırasıyla, otojenik antrenman tekniği,
progresif (gittikçe artan) rahatlama tekniği, psikofizik antrenman
tekniği, aktif tonus ayarlama tekniği v. b dir
14-Psikoayarlama
antrenmanı nedir?
Psikoayarlama
antrenmanı, sporcuların psikolojik durumunu bir uzman denetiminde ve
onun yönlendirmesiyle ayarlamak için kas tonusunun (geriminin)
bilinçli olarak kontrol edilmesidir. Psikosomatik problemlerin
azaltılması veya yok edilmesi hedeflenir. Psikoayarlama yoluyla
yarışma için uygun zihinsel durum elde edilebilir, gereksiz enerji
kaybı önlenebilir, sporcuda başarı ile ilgili kendine güven duygusu
geliştirilir.
15-Otojen çalışma
(traning) nedir?
Sporcuların
psikolojik yönden yarışmalara hazırlanması içim kullanılan
psikoregülasyon (psikolojik düzenleme) teknikler içinde en yaygın
olanı otojen traning (otojen antrenman)dır. Ruhsal ve bedensel
gevşemeyi sağlayarak dinlenme süresini kısaltır. Otojen traning,
fazla ışık ve gürültüden uzak bir odada yatar ya da oturur halde
yapılabilir. Oturur durumda dirsekler dizlerde dayanmalı, baş öne
doğru eğilmelidir. Daha sonra son derece sakin ve huzurlu olduğu
düşünülerek diğer bütün düşünceler kafadan uzaklaştırılır. Ve
aşağıdaki sırlanan altı psikofizik alıştırması uygulanmayı başlanır:
a- Kolların
giderek ağırlaştığı ve sıcaklık hissiyle kaplandığı düşünülür.
b- Bacakların
giderek ağılaştığı ve sıcaklık hissiyle kaplandığı düşünülür.
c- Karın
bölgesinin üst kısmının ve giderek tüm vücudun sıcaklık hissiyle
kaplandığı düşünülür.
d- Nefes alıp
vermeye dikkat kesilerek, kontrol edilir.
e- Kalp
atışlarına dikkat kesilerek düzenliliği kontrol edilir.
f- Alnın serinlik
hissiyle kaplandığı düşünülür. Otojen training (otojen antrenman)
tek başına uygulamayı öğrenene kadar deneyimli bir uzman eşliğinde
çalışılmalıdır. 1
6-
Biyofeedback(Biyolojik Geri Bildirme) ile gevşeme
Biyolojik geri
bildirme gevşeme, sporcuların psikoenerji yöntemlerine ve
enerjilerine yaptıkları aktivitelere göre optimal(en uygun)
kullanımlarına yardımcı olur. Eğer sporculardan üst düzeyde verim
almak istiyorsak onların fiziksel ve psikolojik kapasitelerini
geliştirmelerine yardımcı olmak gerekir. Sporcular vücutlarındaki
gerginliklerle ilgili yeterli bilgiye sahip değillerse biyolojik
geri bildirimle gevşeme çalışmaları gereklidir. Kas gerginliğini
öğrenmede üç çeşit biyolojik geri bildirim kullanılabilir.
a- Deri sıcaklığı:
Deri sıcaklığı genel gerginlik düzeyini işaret etmede önemli bir
göstergesidir. Kaslar gevşek olduğundan deride daha fazla kan akışı
olduğundan deride sıcaklığı yükselir, kaslar gergin olduğundan
deride daha az kan akışı olduğundan deri sıcaklığı azalır.
b- Deri yüzeyinin
elektrik aktivitesi: Derideki elektriksel aktiviteyi ölçen birçok
yol vardır. Bunların içindeki en kullanışlı olan"galvanik deri
tepkisi"dir (Galvanic Skin Responce-GSR). Vücut gergin olduğunda.
ter bezleri gergin kaslarda meydana gelen ısıyı kaybetmek için daha
aktif olur. Deride nem olduğunda elektrik aktivitesinin bir
noktadan, diğer bir noktaya akışı daha kolaylaşmaktır. GSR ile
derideki bir noktadan diğer bir noktaya olan bir dakikalık elektrik
aktivitesi ölçülür. Bu ölçüm sporcuya işitsel veya görsel
uyaranlarla bildirilir. Sporcular kaslarını gerdirme ve gevşetme
çalışmalarıyla derideki nem oranlarını alçaltıp, yükseltmeyi
öğrenmelidir. Bunun sporcular tarafından öğrenilmesi çok zaman
almaz.
c- Kasların
elektriksel aktivitesi: Kaslarla çok düşük düzeyde olan elektriksel
aktiviteler"elektromyografi" EMG ile ölçülerek gerginlik tespiti
yapılır. EMG yöntemiyle kas gerginliği ölçmek özellikle sporcuların
özel kas gruplarında gerginlikler yaşandığında ve GSR ile sonuç
alınmadığında oldukça yararlıdır. Biyolojik geri bildirimle gevşeme
sportif becerinin öğretimine benzer. Öncelikle öğretilecek beceri
tespit edilmelidir. Öğretilecek beceri genel kas gevşemesi ile veya
özel kas gevşemesi ile ilgili olabilir. Belirlenen becerinin, biyo
geri bildirimle gevşeme olarak nasıl çalışacağı sporcuya açıklanır
ve gösterilir. Sporcu sakin bir odaya getirilir, malzemeler
tanıtılır ve nasıl kullanılacağı açıklanır. Sonra sporculara
bilinçli olarak deri sıcaklığının veya GSR'in nasıl
değiştirilebileceği gösterilir. Kas kasılmaları biyolojik-geri
bildirimle çalışılacaksa, sporcular EMG'ye bağlanarak aracın
kullanımı gösterilmelidir. Araçların kullanımı öğretildikten sonra,
sporculardan hayal becerileriyle gerginliklerini kontrol altına
almaları ve isteklerine göre yönlendirmeleri istenir. Elektronikte
bilimsel gelişmeler, yukarıda sözünü ettiğimiz araçların basit,
kullanışlı, portatif olarak üretilmesini ve bunların antrenman Veya
yarışmalar sırasında kullanmalarını daha pratik hale getirmiştir.
17- Zihinsel
antrenman nedir?
Zihinsel antrenman
yapılacak olan hareketin uygulama olmaksızın yoğun bir şekilde
zihinde canlandırılmasıdır. Vücut bilinçli hareketlerinin tamamında
beynin verdiği emirlere uymak durumundadır. Bu yüzden zihinsel
antrenman, fiziksel antrenman ile birlikte düşünülmeli ve antrenman
programları kapsamında mutlaka yer almalıdır. Bir hareketin zihinde
canlandırılması sırasında ilgili kaslarda, o hareketin uygulamalı
olarak yapıldığı zaman olduğu gibi elektrik akımlarının oluştuğu
tespit edilmiştir. Bu yüzden sporcuların kendi spor dallarında
öğrenmek veya geliştirmek istedikleri becerileri doğru şekliyle
zihinde canlandırmaları, daha çok tekrar yapmalarını sağlayacağı
için yararlıdır. Hareketi durmadan, korkmadan doğru ve akıcı bir
şekilde zihinde canlandırma uygulamalı olarak yapmaktan daha
kolaydır. Hareketin mükemmeliği zihinde sağlandıktan sonra ise bunu
pratikte gerçekleştirmek kolaylaştırır Bu nedenle zihinsel antrenman
koordinasyon gelişimde etkili bir yöntemdir. Ayrıca zihinsel
antrenman sporcunun yapacağı hareket yoğunlaşmasını engelleyen
faktörleri ortadan kaldırarak konsantrasyonu sağlamaktır. Zihinsel
antrenman spora yeni başlayanlarda de ileri düzeydeki sporcularda da
rahatlıkla uygulanabilir. Sporcunun uygulayacağı teknik ve taktik
karmaşıklaştıkça zihinsel antrenman daha da önem kazanır. Zihinsel
antrenmanın uygulanmasını sporcu aşağıdaki basamakları izleyerek
kolayca öğrenebilir.
a- Rahatça
oturarak veya uzanarak gözler kapatılır ve birkaç kez derin nefes
alınıp vücut serbest bırakılır.
b- Ayaklardan
başlayarak yukarı doğru vücut parçalarının rahatlamaya başladığı ve
bir sıcakla çevrelendiği düşünülerek hissedilir.
c- Zihin
sorunlardan uzaklaştırılıp, yapılmak istenen hareket ve yarışma
pozisyonu hayal edilir.
d- Zihinde
canlandırılan hareket net ve ayrıntılı olarak düşünülerek, bu esnada
ne hissedildiği ve nasıl davranıldığı yaşanır
e - Hayal edilen
harekette sporcu kendini her zaman başarılı olarak düşünüp
görmelidir,
f - Hareketin
mükemmel olarak yapıldığı zihinde canlandırıldıktan sonra sporcu
başarılı olduğunu ve uyguladığı hareketi kusursuz olarak yaptığını
kendi kendine söylemelidir.
g.- Birkaç derin
ve yavaş nefes aldıktan sonra gözler açılır
i - Zihinsel
antrenman günde -2-3 kez uygulanır ve başlangıçtan itibaren yararı
giderek daha etkili ve çabuk hissedilir.
18- Meditasyon
nedir?
Meditasyon
konsantrasyonu geliştiren bilinçli bir zihin çalışmasıdır. doğu
kültüründe günlük yaşamın bir parçası olan meditasyon, günümüzde
dünyanın pek çok ülkesinde kullanılır. Meditasyon yoluyla
rahatladıkları, daha huzurlu ve mutlu oldukları bilinmektedir. Spora
meditasyon kendine güvenme motivasyonu yükseltme olumlum düşünce
geliştirme ve stresi azaltarak ideal performansa ulaşmak amacıyla
zihinsel antrenman olarak kullanılmaktadır. Meditasyon kolaylıkla
herkes tarafından uygulanabilir. Etkili olabilmesi için günde en az
iki kere mümkünse aynı saat ve aynı yerlerde tekrarlanmalıdır.
Meditasyona skin bir ortamda ve rahat bir pozisyonda derin nefes
alıp vererek başlanır. sembol olarak bir obje veya sözcüğe
yoğunlaşılır. Meditasyon yapılırken uykulu durumda olmamalı zihni
berrak olmalıdır
19- Sibervizyon
nedir?
Gelişmiş
ülkelerdeki spor psikologlarının, sporcuların performansını
geliştirmek amacıyla kullandıkları zihinsel tekniklerden biridir.
Özellikle gelişme dönemindeki sporcularda son derece faydalı bir
tekniktir. Bu teknikle ilgili spor dalındaki şampiyonlardan biri
model olarak alınır. Zihinde o sporcu canlandırılır. Hareketleri,
tekniği, başarıları canlıymış gibi net ve parlak görülür. sporcu
belirli bir seviyeye ulaştıktan sonra model aldığı sporcu yerine
kendisini koyarak düşünür. Aynı mükemmel teknik ve başarıları
kendinin sergilediğin, zihinde canlandırılır. Böylece kendine
güvenme, kendi hakkında olumlu düşünceler geliştirme, başaracağından
emin olma gibi duygular hakim olmaya başlar.
20- Swish
(değiştir) tekniği nedir?
Sporcu ancak
kendine güvenli, rahat ve olumlu düşüncelere sahip ise ideal
performansını sergileyebilir. Bunun yoluda kendini rahatsız eden
düşüncelerden ve davranışlardan kurtulmasından geçer. Swish tekniği
insanın mükemmel davranışı gerçekleştirmek amacıyla kendi kendine
iletişim kurmasına dayanan NLP'de (Neuro Linguistic Programming)
kullanılan bir tekniktir. Bunun için sakin bir ortamda rahat bir
şekilde oturulur. Sporcu beğenmediği, değiştirmek istediği durumunu
veya davranışını zihinde canlandırır (olaylara çabuk sinirlenmek
veya yanlış yaptığında kendi kendine kızmak gibi). Bu hayali
zihnindeki ekranının sol üst köşesinde büyük ve net olarak
yerleştirir. Sonra sahip olmak istediği durumu veya davranışı
zihninde canlandırır. (Sakin olmak hatalara rağmen kendine güvenini
kaybetmemek, başaracağına inanmak gibi). Bu hayali de zihnindeki
ekranın sağ alt köşesine küçük ve net olmayan şekilde yerleştirir.
Daha sonra da soldaki görüntüyü giderek küçültüp kaybederken,
sağdaki olumlu ve istenen görüntüyü büyütüp, net ve parlak bir
şekilde tüm zihin ekranına yerleştirir. Bu anda büyük bir başarı
elde etmiş gibi sevinçle görüntüyü hissederek ve duyarak
pekiştirmeye çalışır. Bu çalışmanın her seferindeki birkaç kez ve
sanki gerçekten yaşıyormuşcasına hissedilerek yapılması gerekir.
Etkisi, şaşırtıcı şekilde olumlu sonuçlar ortaya çıkarmaktadır.
21- Duyguların
performansa etkisi nedir?
Duygular sözle
anlatılması güç olan ve coşku, sevinç, neşe, kızgınlık, öfke,
hiddet, endişe, korku v. b isimlerle anılan yaşantıları kapsar.
Duyguların bilinçli olarak yönetilebilmesi için antrenman planlaması
sırasında ele alınması gerekir. Duyguların kontrol altına
alınmasından kasıt, onların bastırılması değildir. Çünkü duygular
deneyim ve öğrenme süreçlerinin kontrolü altındadır, Duygularını
tanımayan ve yönetemeyen sporcu, sahip olduğu gerçek performans
düzeyini sergileyemez. Sporcunun duyguları kendine yönelik olabilir.
Genellikle genç sporcular bir yandan yetersiz kendine güven, bir
yandan da beğenilme, kabul görme isteği arasındaki farklılık düşük
performans ortaya konmasına neden olabilir. Burada sporcu o gün
havasında olmadığı ya da her şeyin ters gittiği gibi ifadelere olası
başarısızlığına kılıf hazırlamaya çalışır. Başta bir şekilde sporcu
duygularını çevredeki kişi ve olaylara yöneltebilir. Sporcu hava
durumunu, zemini i, ulaşım koşullarını, yakım arkadaşlarının yaptığı
hataları kendi başarısızlığının nedeni olarak gösterebilir. Hayal
kırıklığı ve teslimiyetin sonucu şansızlıktan kurtulamamak olarak
açıklayabilir. Bu noktada antrenöre büyük görev düşmektedir.
Antrenör sporcunun duygularının yarışmandan önce ortaya çıkmasına
olanak sağlayacak planlamalar yapılmalıdır. Çünkü, kişisel farklılık
nedeniyle sporcuların duygusal yönelimleri ve bunların yönetimi
farklı olacaktır. Bunların yarışma sırasında tespit ederek
çözümlemek olası değildir. Sporcunun duyguları neşe, endişe veya
kızgınlık düzeyinde ise gösterdiği tepkiler performansını
engelleyecek aşamada değildir. Antrenör sporcuya açıklayıcı
konuşmalar yaparak veya örnekler göstererek ona yardımcı olabilir.
Ancak bu duyguların alışkanlık haline gelmesi, yarışmanın hafife
alınması ve önemsenmemesine yol açacağından göz ardı edilmemelidir.
Sporcunun duyguları sevinç, korku veya öfke düzeyinde ise dikkati,
koordinasyonu ve taktik davranışları olumsuz yönde etkilenelebilir.
Çünkü bu duygular sporcunun yarışma için hedeflediği teknik ve
taktik davranışlarının önemini kaybetmesine yol açar. Kendisine faul
yapıldığında veya rakip öne geçtiği durumlarda sporcu yukarıdaki
duyguların etkisinde ise rakibine düşmanca duygular sergileyebilir
veya yarışmayı kazanma ümidini kaybederek çaba göstermekten
vazgeçebilir. Ya da yarışma sırasında bu duygularla hareket eden
sporcu, eğer yarışmada iyi durumda ise erken sevinç nedeniyle
teknik, taktik davranışı önemsemeyerek sürpriz yenilgiler alınmasına
yol açabilir. Antrenör iyi gözlem yaparak sporcunun bu duygularını
hemen tespit edip algılama, düşünme ve karar vermesinde
bilinçliliğin devamını sağlamalıdır. Sporcunun duyguları coşku,
dehşet veya hiddet düzeyinde ise başta düşünme ve algı yeteneği
olmak üzere pek çok zihin fonksiyonu zayıftır ve hareketlerini
bilinçli olarak gerçekleştirmesi olası olmaz. Sporcunun sahip olduğu
psiko-fizik denge durumuna kavuşması için yoğun duyguların ortadan
kaldırılması gerekir. Aksi takdirde sporcuya oyunda tutmaya devan
etmek ve sonuç beklemek büyük hata olur.
22- Sporcuya
duygusal yardım nedir?
Sporda, hemen her
durumda duygusal açıdan yaklaşılabilir ve eğer doğru yöntemler
kullanılabilirse sporcunun duygularını tanıması ve kontrol etmesi
öğretilebilinir. Duyguların önemli bir özelliği var olan durumun
algılanmasına bağlı olarak ve subjektif yargılama sonucu ortaya
çıkmasıdır. Bu nedenle antrenör yarışmada yaşanan durumları,
antrenman planlaması sırasında benzer şekilde yaratarak, sporcunun
deneyimlerini artırmalı ve olumlu duygular, doğru algılama, mücadele
isteği uyandırmayı sağlayarak, olumsuz tepkileri başından
engellemelidir. Bunun içinde öncelikle yapılacak olan antrenörün
anlayışlı ve güven verici davranarak sporcunun duygularını
rahatlıkla açıklayabileceği bir iletişim kurmasıdır. Sporcuya yanlış
tepkilerde suçlamak ve yapması gereken doğruyu söylemek yerine
davranışının nedenini bulma konusunda yardımcı olmak gerekmektedir.
Genellikle sporcuda neden gereken yere pas vermediğini, uygun
pozisyonlarda atış yapmadığını yada belirli durumlarda tereddütler
yaşadığını açıklamakta güçlük çeker. Çünkü kendisi de nedenin
farkında değildir. Bunları anlamsını sağlamak, benzer durumlarda,
başka sporcuların duyguları hakkında bilgi vermek ve sonuçtaki
değişik olasılıkları sıralayarak sporcuyu bilinçlendirmek gerekir.
Sporcudan yapmasını istediğimiz teknik ve taktik hareketleri bir
başka sporcuya yaparken gözletmek, istenenin zor olmadığını
anlamasını sağlar. Ayrıca sporcunun hayran olduğu ve örnek aldığı
birini izlemesi sağlandığında, o sporcuya güçlü bir duygusal bağ
kurulacağından henüz kendisi o kapasitede olmasa da spor yaşamı
boyunca olumlu etkilenecektir. Bu durum özellikle ergenlik dönemi
sporcularında görülür. Sporcunun kendine, arkadaşlarına ve
antrenörüne güven duyarak mutluluk içinde hareket etmesi
sağlanmalıdır. Bunları sağlayabilecek bir antrenörün öncelikle kendi
duygularını tanıma ve yönlendirme konusunda yeterli olması gerekir,
duyguların bulaşıcı olduğu unutulmamalıdır. Sporcunun hedeflenen
sonuçlara ulaşabilmesi için uzun ve yorucu antrenmanlarla dış
fiziksel engelleri aşması daha güçlü daha çabuk ve daha mükemmel
teknik taktik davranabilmesi için uğraşılmaktadır. Oysa sporcunun
yorgunluk, isteksizlik, kendine güvensizlik gibi iç psikolojik
engelleri aşmadan duygularını tanıyıp, yönlendirebilme yeteneğini
geliştirmeden yapılan çalışmalar her zaman antrenörleri hayal
kırıklığına uğratabilir. Bu nedenle duygusal eğitime çocuk ve
gençlerin fiziksel antrenmanlara başladıkları ilk andan itibaren
başlamak gerekir. Bu da antrenörün antrenman planlaması yaparken
fiziksel ve psikolojik hazırlıkları birlikte düşünmesi ve
uygulanması anlamındadır.
23-Stres nedir?
Organizmanın
ruhsal ve bedensel olarak zorlanması sonucu ortaya çıkan bedensel,
zihinsel, psikolojik ve davranışsal rahatsızlıklar şeklinde ortaya
çıkan durum stres olarak adlandırılır
24- Stresin
performans üzerinde etkisi nedir?
Her insan belirli
durumlarda kaygı duyar. Bu normaldir ve kendini koruması ya da
ulaşması için gereklidir. Ancak kaygı uzun süreli ve yoğun
yaşandığında strese dönüşür. Kaygı, olayları algılama durumuna bağlı
olarak farklı düzeylerde yaşanır. Bazıları kişilik özelliği olarak
kaygı duymaya meyillidir. Bu kişilerin belirli durumlarda yaşanacak
olan kaygıyı daha yoğun yaşadıkları görülmektedir. Ayrıca duruma
bağlı olarak yaşanan kaygının yaş ve tecrübe ile de ilgili olduğu
bilinmektedir. Bilindiği gibi stres organizmanın ruhsal ve bedensel
olarak zorlanması sonucu ortaya çıkan bedensel, zihinsel psikolojik
ve davranışsal rahatsızlıklar şeklinde ortaya çıkan durumdur.
Milyonlarca insana bir anda coşku ya da hüzün yaşatabilen spor
müsabakalarında başrolü oynayan sporcu da hem bedensel hem ruhsal
olarak yoğun yüklenmeler altındadır. İstenen performansı
sergileyebilmek için, uzun süreli antrenmanlara katlanmak
zorundadır. Özel yaşamı dahil her hareketi kontrol altında tutulan
sporcudan tek istenen kazanmaktır. Her yarışma sporcu için sosyal ve
ekonomik açıdan büyük önem taşır. Böylesi bir ortamda sporcunun
fiziksel özellikleri ne kadar mükemmel ve geçirdiği antrenman süreci
ne kadar kusursuz olursa olsun başarıya ulaşması stresle başa
çıkabilme yeteneğine bağlıdır. Stres altındaki bir sporcuda şu
değişiklikler görülür. Fizyolojik olarak kan basıncını (tansiyon
arteriyel), kas gerginliği(gerim/tonus) ter bezi faaliyetlerinin ve
kalp vurum sayısının (pulse/nabız)arttığı görülür. Solunum
(respirasyon) sıklaşır ve gözbebeklerinde büyüme olur. Beyine ve
kaslara daha fazla oksijen gerektiği için kanda alyuvarlar
(eritrosit) sayısı artar, iç organlardaki kan miktarının azalması
nedeniyle sindirim yavaşlar, zihinsel olarak dikkat azalır,
algılamada yanılgılar ve unutkanlık görülebilir. Psikolojik olarak
güvensizlik hisseder, huzursuz ve karamsardır, yetersizlik duygusuna
bağlı olarak korku başlamıştır. Bütün bunlar antrenman veya yarışma
sırsında sahip olduğu performansı sergileyememesine neden olur.
Konsantre olamaz, koordinasyon bozulur, teknik ve taktik
hareketlerde hatalar sergiler. Sporcuların kişilik özelliklerini iyi
bilen bir antrenör, sporcunun bu durumunu hemen tespit edebilir ve
stresle başa çıkabilmesi için yardımcı olur. Aksi halde kendisi de
sporcunun beklenmedik hataları karşısında acımasıza eleştirip normal
performansını gerçekleştireceği beklentisiyle oyun içinde tutmaya
devam edecektir. Bu da sporcunun stresinin artmasına neden olur.
Stresle başa çıkma yolları arasında insanlar en çok önerilen
fiziksel egzersizler sporcuda stresin kaynağı olduğu içi geçerli
değildir. Bunun yerine doğru nefes alma egzersizleri biyolojik geri
bildirim, otojenik gevşeme, progresif gevşeme uygulamaları ve
pozitif düşünmeyi sağlayacak zihinsel çalışmalar yapılmalıdır
25- Yerkes
-Dodson yasası nedir?
Ters çevrilmiş "u"
hipotezi olarak bilinir. Bu hipoteze göre sporcunun istenen
performansı sergileyebilmesi için uygun bir uyarılmışlık dolayısıyla
belirli bir gerginlik düzeyinde bulunması gerekir. Bu düzeyin altı
ve üstü performansı gerekir. Bu düzeyin altı ve üstü performansı
olumsuz yönde etkiler Yerkes ve Dodso (1908) fareleri kullanarak bu
hipotezin deneysel doğruluğunu kanıtlayan ilk kişilerdir. Burada
düşük uyarılmışlık iki durumda görülür. İlki genele sporcunun
kendinden çok güçlü rakiplerle karşılaşması durumunda ne yaparsa
yapsa da kazanamayacağına inandığı durumdur. İkincisi ise rakibin
kendisinden çok zayıf bulduğu ve rahatça kazanacağına inandığı
durumdur. Her iki durumda da sporcu yetersiz uyarılma sonucu
başarısız olacaktır Aşırı uyarılmışlık durumunda ise sporcu sonuca
yoğunlaştığı ve sadece galip gelmeyi düşündüğü için normal
performansını sergileyemez. Aşırı gerginlik, güvensizlik ve korku
doğurur. Bu durum yine başarısızlık getirir.
26- Sporcu ile
iletişim nasıl olmalıdır?
Sporcular yüksek
performans hedefleyen uzun ve yorucu yolda başta antrenörler olmak
üzere kulüp idarecileri izleyiciler, basın, takım arkadaşları ve
doğal olarak ailesinden destek görmek ister. Olumlu ve etkili bir
iletişim pozitif düşünme, güven duyma, doğru davranışları pekiştirme
ve övme hatta ödüllendirme ile olur. Etkili bir iletişim ise sözlü
olduğu kadar sözsüz mesajdır(jestler, mimikler, el-kol hareketleri
v. b)önemini bilerek doğru ve yerinde kullanmaya dayanır. Ayrıca
etkili bir iletişim için gönderilen mesajlar, doğru bir şekilde
algılanabilmelidir. Genelde antrenörler sporcularına sürekli
talimatlar gönderir. Ne yapması gerektiği ve yapmaması gerektiği ne
yemesi gerektiği ne zaman yatması gerektiği v. b ama sporcuyu
nadiren dinlerler. Oysa sporcular görev ve sorumlulukların
farkındadır. Hiçbir sporcu başarısız olmak istemez. Başarısızlık
durumunda hatalarını bilirler. Hataların nedenlerini açıklayacak
durumdadırlar. Antrenörlerin sadece kendileri konuşmak yerine
sporcuyu dinlemeye de önem vermeleri gerekir. Sporcu kendi
tespitleri ve kendi düşüncelerine önem verildiğini hissetmelidir.
Sporcuyla iletişim kurma, olumsuzluklarını söyleyerek yermeye değil,
bilgi vermeye yardım etmeye kendine güvenini pekiştirmeye yönelik
olmalıdır.
27- Biyoritm
nedir?
Günümüzde
antrenman programları uygulanırken ya da müsabık takım listesi
belirlenirken göz önünde olan konulardan biride sporcularının
biyoritm eğrileridir. Biyoritm eğrileri fiziksel duygusal ve
düşünsel sistemleri yöneten enerji dalgalarının seyrini gösterir.
Her organizma fiziksel, duygusal ve düşünsel olarak periyodik bir
dalgalanma içinde canlanma ve dinlenme evreleri geçirir Bu konu 20.
y. y başlarından itibaren tıp, hava ve kara trafiği, sanayi, sigorta
ve giderek spor alanlarında dikkate alınmaya başlanmıştır. Bu
alanlarda yapılan pek çok araştırma, alınan sonuçların biyoritm
grafiklerinin durumları ile yakından ilişkili olduğunu ortaya
koymaktadır. Fiziksel devre 23 gün sürer. Bu sürenini ilk yarısında
fiziksel güç ve dayanıklılık yüksektir. İkinci yarısında ise
fiziksel kapasite düşük olduğundan organizma çabuk yorulur. Hal
böyle ise sporcunun durumunu bilerek değerlendirmek, yüklenme
yoğunluğunu azaltamayacağımız bir zamanda ya da müsabakada ise uygun
ilaçlarla destekleyerek, hasta olma, sakatlanma v. b riskleri
azaltmak gerekir. Duygusal devre 28 gün sürer. Bu sürenin ilk
yarısında sinir sistemi ile ilgili sevgi, zeka, duygu gibi durumlar
olumludur. İkinci yarısında ise sinirli, alıngan davranışları
bakımından olumsuzdur. Bu durumlarda sporcuya karşı tahammül
gösterip, anlayışlı davranmak ve motive etmek için uygun yolları
seçmek gerekir. Zihinsel devre 33 gün sürer. Bu sürenin ilk
yarısında kişi öğrenmeye daha yatkındır. Kolay kavrar ve net
düşünebilir, hafıza iyi çalışır. İkinci yarıda ise düşünme
kapasitesinin tamamı kullanılmadığı için öğrenme zordur. Yaratıcı
düşünemez ve çözüm yolları bulmada güçlük çeker. Bu durumdaki
sporcunun özellikle süratle devam eden müsabaka içinde zekice ve
çabuk kararlar vermesi beklenmemelidir. Her üç devrenin birini,
sonuncu ve ortasındaki günler kritik günlerdir. Bu günlerde kişinin
özellikle dikkatli olması mecbur kalmadığında önemli kararlar
almaması, önemli ve yeni denemelerde bulunmaması gerekir. Özellikle
fiziksel devrenin kritik günü çakışan diğer kritik gün var ise
"ikili kritik gün"oluşmuştur. Ve son derece riskli bir durumdur.
Araştırmacılar böyle ikili kritik günlerin yılda en çok altı kez
ortaya çıkabileceğini ve bu sayının azlığının şans olarak
görülmemesi gerektiğini belirtmektedirler. Biyoritmik devrelerin
grafiğini çıkartmak için kişinin doğduğu günden itibaren biyoritmi
görülmek istenen aynı ilk gününe kadar yaşadığı süre bulunarak bazı
hesaplar yapılır. Bu hesaplamaların pratik olarak yapılabilmesi için
geliştirilmiş tablolar bulunmaktadır. Ancak biyoritmin kullanımının,
yaygınlaşmasına bağlı olarak hazırlanan bilgisayar programları en
kısa yoldur. Doğum tarihi ve istenen tarih bilgisayara girildiğinde
ekranda her üç devrenin grafiklerini görmek mümkün olmaktadır.
28- Circudian ritm
nedir?
Circudain ritm,
günün 24 saati içindeki pek çok fizyolojik ve psikolojik süreçteki
ritmlerin tümüdür. Bunların nöro-müsküler (sinir-kas) koordinasyon,
fiziksel çalışma kapasitesi (PWC-Physical work capacity) reaksiyon
süresi (reaction time) kas dayanıklılığı, kavrama kuvveti, ana
eklemlerdeki hareketlilik, vücut ısısı, kalp vurum sayısı, kan
plazma volümü, oksijen kullanımı ve protein konsantrasyonu v. b
Literatürde 24 saatlik bir gün süreci içinde bir süre yüksek verim
ve yavaşlama gösteren üçyüzbinin üzerinde fizyolojik fonksiyon
olduğu görülmektedir. Antrenman planlanırken bu konu göz önüne
alınmalıdır. Acil enerji kaynağı olan karaciğer glikojen deposu
sabahın geç saatlerinde en yüksek düzeydedir. Gecenin ortasına doğru
da azalmaya başlar. Zorlu egzersizlerin şiddetine vücudun şiddetine
adaptasyonunu sağlamak için kas tonusu ve kuvvetine etki eden
endokrin sisteminde özel circudian ritmleri vardır. Bu tür etki
gösteren hormonları başında kortisol gelir. Kortisol her sabah
uyandıktan sonra maksimum düzeye çıkar ve akşam minimum düzeye iner.
Yorgunlukla yakından ilgili bir hormon olan melatonin yemek yeme
alışkanlıkları ile gece ve gündüz siklusuna bağlıdır.
29- Jet Lag
(zaman değişimi)sorunu nedir?
Jet lag belirli
zaman farklılıkları olan bölgeler arasında yapılan uçak yolculuğu
sonrası ortaya çıkan fiziksel ve mental (zihinsel) uyumsuzluk
sorunlarıdır. Ani zaman değişimi içsel vücut ritmlerini etkileyerek,
karışıklık yaratır. Özellikle doğu ve batı yönünde uzun uçuşlar
yapılmış ise uyuma ve uyanık olma siklusu bozulduğundan meydana
gelen fizyolojik değişiklikler sonucu jet lag oluşur. Bunun
sonucunda yorgunluk, depresif (saldırgan) duyguların oluşması, baş
ağrısı, konsantre olamama, iştah kaybı, uyku bozukluğu, kuvvet kaybı
ortaya çıkar. Vücudun eski durumuna kavuşması ve eski ritmini
yakalaması için birkaç gün gerekebilir. Jet lag, bireyleri farklı
derecelerde kavuşması ve farklı şekillerde etkiler. Bu etkilemede
çeşitli faktörler söz konusudur. Bu faktörler şunlardır: a. Yaş, b.
Önceki uyku alışkanlığı, c. içe/dışa dönük kişilik. Burada uyum
süresi uçuş yönüne bağlıdır. Batı yönüne doğru yapılan bir uçuş
sonrası uyum, uçulan iki yer arasındaki saat farkının yaklaşık
yarısı kadar bir sürede sağlanabilmektedir. Doğu yönünde doğru
yapılan uçuşta ise uyum, uçulan iki yer arasındaki saat farkının 1.
5 'e bölümü sonucu ortaya çıkan sürede gerçekleşir. Kuzey veya güney
yönüne doğru yapılan uçuşlarda bu uyum, bir duş alınarak, yemek
yenilerek ve kısa bir uyku ile sağlanabilmektedir. Bu nedenle
ülkemiz koşullarında özellikle Amerika'dan gelen oyuncularda bu konu
göz önüne alınmalıdır. Onların uçuş yönü batıdan doğuya doğru olduğu
için en az iki ülke arasındaki saat farkının 1. 5'e bölümü sonucu
ortaya çıkan süre, o sporcunun uyumu için gerekir. Bu konu
uluslararası yarışmalarda ülkemizi temsil eden takımların veya
sporcuların deplasmanlarında da geçerlidir. Burada uçuş yönleri,
süreleri ve saat farklılıkları göz önüne alınıp ona göre seyahatler
ve günlük programlar yapılmalıdır. Bu tür seyahatlerden bir gün önce
sporculara karbonhidrat yönünden zengin besiler verilmelidir. Uzun
uçuşlar sırasında sporcuların dehidratasyonlarına (su
kaybetmelerine) engel olmak için meyvesuları, madensuları içmeleri
sağlanmalıdır. Sporcuların bu tür seyahatlerde dehidrata(su kaybı)
neden olabilecek ve onu artırabilecek çay, kahve ve alkol gibi
içeceklerden kaçınmalarına dikkat edilmelidir.
30- Spor
yaralanmalarının psikolojik yönleri nelerdir?
Spor
yaralanmalarının oluşum nedenlerinden biride psikolojik nedenlerdir.
Bu durumun bilinmesi ve ortadan kaldırılması spor yaralanmalarındaki
bir oluşum nedenini ortadan kaldırabilir. Sporcunun zaman zaman
ortaya koyduğu kontrolsüz, saldırgan ve riskli davranışlarının
nedenlerini içşartlara (psikofizik) bağlamak gerekir. Kendisi
yarışmanın heyecanına kaptıran sporcu, objektif olarak algı alanı
içinde olmasına rağmen, bazı sakatlayıcı unsurları görmeyebilir. Bu
da gerek rakip, gerekse sahadaki bazı maddelere çarpmasına neden
olabilir. Spor yaralanmalarının meydana gelme olasılığını artıran
kişilikle ilgili psikolojik durumları; duygusal nedenler, zihinsel
nedenler ve sensomotrik (duyu-hareket) nedenler olarak üç ana
başlıkla altında toplayabiliriz. Duygusal nedenler: Saldırganlık,
korku, hırs, rekabet, psikolojik yüklenme ve duygusal çatışmalardır.
Zihinsel nedenler: Algı bozukluğu, zihinsel yüklenme, tehlikeyi göze
alma yatkınlığı ve zihinsel çatışmalardır. Sensomotorik nedenler:
Yorgunluk, duyarsızlık,, kondisyon eksikliği ile güdü ve beceri
arasındaki uyumsuzluk olarak ele alınabilir. Başarısızlıktan duyulan
toplumsal korku sürekli takımda kalabilme çabası içinde olan
sporcunun sözü edilen bu nedenlerle başa çıkabilmesi için
antrenörünün bilinçli bir yönlendirme ve idaresine gereksinim
vardır.